?>

Sebebler yerini bilir...

Arzu Leyal

1 ay önce

Arzu Leyal yazdı;

Sebebler yerini bilir...

İnsan, yaratılışı gereği güvene ihtiyaç duyar. Fakat çoğu zaman bu güveni yanlış yerde arar. Birikiminde, planlarında, insanlarda ya da kendi gücünde… Bunların her biri bir yere kadar destek olabilir; ama hiçbiri kalbin aradığı sarsılmaz dayanak değildir. İşte Kur’an’ınAllah bana yeter. O ne güzel vekildir” diye öğrettiği hakikat, insanı bu arayıştan kurtarır.
Allah’ı vekil edinmek, hayatı akışına bırakmak değildir. Bu, kaderi tembelliğe sığınmak için kullanmak hiç değildir. Bilakis kul, kendisine verilen aklı kullanır, çalışır, tedbir alır, sebeplere sarılır. Çünkü Allah, bu dünyayı sebepler üzerine kurmuştur. Tohum ekmeden hasat beklemek nasıl doğru değilse, emek vermeden netice beklemek de tevekkül değildir.
Fakat tevekkülün asıl inceliği, sebeplere sarılırken kalbi onlara bağlamamaktadır. Eller işin içinde olur, zihin çözüm arar, ayaklar yola düşer; ama gönül yalnız Rabbine yönelir. Çünkü mümin bilir ki sebepler yaratılmıştır; tesiri yaratan ise yalnız Allah’tır. Doktor tedavi eder ama şifayı veren O’dur. Rızık için çalışılır ama bereketi yaratan O’dur. İnsan kapıları çalar ama açılan her kapının anahtarı O’nun elindedir.
İşte yakîn hâlinin olgunlaştığı yer burasıdır. Sebeplerin içinde yaşarken sebeplere esir olmamak… Çalışırken kibirlenmemek, beklerken ümitsizliğe düşmemek… Kalbin her hâlükârda aynı yöne bakabilmesi… Bu, kolay kazanılan bir hâl değildir. Fakat kazanıldığında insanın içindeki dağınıklık, yerini derin bir sükûna bırakır.
Kaygının büyük kısmı, sonucu omuzlamaya çalışmaktan doğar. Oysa Allah kulundan sonucu değil, samimiyetle gösterilmiş gayreti ister. Sonucu belirleyen hikmet, kulun görüşünden daha geniştir. Bazen istediğimiz gerçekleşmez; çünkü görmediğimiz bir zarardan korunuruz. Bazen beklediğimiz gecikir; çünkü vakti henüz gelmemiştir. Bunu bilen kalp, beklemeyi de ibadet hâline getirir.
Belki de huzurun en kısa tarifi şudur: Bedenin sebepler arasında yürürken kalbin Allah’ın huzurunda kalabilmesidir. İşte gerçek tevekkül budur. Dünya senden çalışmanı ister, Rabbin ise çalışırken kendisini unutmamanı… Eller sebeplere uzanırken gönül yalnız O’na dayanıyorsa, artık yük hafiflemiştir. Çünkü sen hâlâ yürüyorsundur; fakat seni taşıyan yalnız kendi gücün değildir.
Allah’ın vekil olmasına razı olduğun gün, hayatın bütün soruları cevap bulmayabilir. Ama kalbin, bütün cevaplardan daha kıymetli bir şeye kavuşur: Sarsılmayan bir güvene… İşte insanı huzura ulaştıran da tam olarak budur.

.

Arzu Leyal, dikGAZETE.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI