Arzu Leyal yazdı;
Ayağa yapışan karpuz çekirdekleri
Hayatımızı değiştiren şeylerin büyük olduğunu düşünmeye eğilimliyiz.
Büyük kararlar, büyük aşklar, büyük kayıplar, büyük başlangıçlar…
Hafızamızın da böyle çalıştığını sanıyoruz. Bizi dönüştüren şeylerin yüksek sesle geldiğine, unutulmaz olanların mutlaka bir dönüm noktası taşıdığına inanıyoruz.
Oysa insan yıllar sonra dönüp baktığında başka bir şeyle karşılaşıyor.
Bazı anlar büyüklükleriyle değil, sıradanlıklarıyla kalıyor.
Neden kaldıklarını açıklamak da kolay olmuyor.
Bir cümle.
Bir koku.
Bir gölge.
Bir eşyanın durduğu yer.
Bir günün içindeki önemsiz görünen bir ayrıntı.
Onları yaşarken cebimize koyduğumuzu hatırlamıyoruz bile. Hatta çoğu zaman fark etmiyoruz. Hayatın içinden geçip giderken üzerimize yapışan şeylerin ne olduğunu ancak çok sonra anlıyoruz.
Yıllar geçiyor.
Evler değişiyor.
Şehirler değişiyor.
İnsanlar değişiyor.
Ama bazı ayrıntılar, bütün bu değişimlerin arasından sıyrılıp bizimle kalmaya devam ediyor.
Bazen bir kokunun içinden çıkıyorlar.
Bazen bir mevsimin içinden.
Bazen de hiç beklemediğimiz bir anda, bir kelimenin, bir sesin ya da bir görüntünün ardından.
Sanki yıllardır sessizce orada durmuşlar gibi.
Sanki hiç gitmemişler gibi.
Hafızamız olayları değil, temasları saklıyor olabilir.
Bize dokunan şeyleri.
İçimizden geçip giderken bir iz bırakanları.
Bu yüzden bazı anıları hatırladığımızda neye özlem duyduğumuzu tam olarak açıklayamıyoruz.
Özlediğimiz şey bir ev olmayabiliyor.
Bir insan da olmayabiliyor.
Bir dönem, bir yaş ya da bir şehir de olmayabiliyor.
Bazen özlenen şey, o hayatın içinde hissedilmiş küçük ve isimsiz bir duygudur.
Bir akşamüstünün ağırlığı.
Bir yaz gününün rehaveti.
Bir sofranın etrafında dolaşan sesler.
Bir pencereden içeri giren hava.
Yaşanırken fark edilmeyen ama geriye dönüp bakıldığında bütün resmi tamamlayan küçük parçalar.
İnsan hayatını büyük olaylarla değil, bu izlerle hatırlıyor.
Çünkü bizi şekillendiren şeyler çoğu zaman en çok konuştuklarımız değil.
Sessizce içimizde kalanlar.
Adını koyamadıklarımız.
Yıllar geçse de peşimizi bırakmayan karpuz çekirdekleri gibi.