Arzu Leyal yazdı;
Merhamet gösteren karşılaşmalar
Hayatımız boyunca birçok insanla karşılaşırız.
Bazıları gelir ve geçer. İsimlerini bile hatırlamayız. Bazıları ise kısa süre kalmalarına rağmen içimizde uzun süre yaşamaya devam eder.
İlginç olan şu ki; bunlar her zaman en çok sevdiğimiz insanlar değildir.
Bazen bizi en çok değiştirenler, en çok zorlayanlardır.
Bir sözleri günlerce aklımızdan çıkmaz. Bir tavırları içimizi huzursuz eder. Yanlarında kendimizi beklediğimiz kadar rahat hissedemeyiz. Onlarla karşılaştıktan sonra içimizde bir hareket başlar.
Önce dikkatimizi onların davranışları çeker.
Sonra yavaş yavaş gözümüz başka bir yere döner.
Kendi içimize.
Rahatsız olduğumuz şeyin yalnızca karşımızdaki insan olmadığını fark ederiz. Dokunulan yer daha eskidir. Daha derindedir. Uzun zamandır üzeri örtülü duran bir duygu, beklenmedik bir anda görünür hâle gelmiştir.
Bir insanın ihmali, unutulduğunu hisseden tarafımıza dokunur.
Bir eleştiri, yıllardır taşıdığımız yetersizlik korkusunu uyandırır.
Bir uzaklık, terk edilme endişesini hatırlatır.
O anda canımızı yakan şey yalnızca yaşanan olay değildir. Olayın açtığı kapıdır.
İnsan bunu fark ettiğinde karşılaşmaların anlamı değişmeye başlar.
Her karşılaşma hoş olmak zorunda değildir.
Her insan hayatımıza huzur getirmez.
Bazıları bizi olduğumuz yerde bırakmaz.
İçimizde sessizce bekleyen soruların yanına götürür.
Bakmaktan kaçındığımız yerlere ışık düşürür.
Eksik kalan bir hikâyeyi görünür kılar.
Sonrasında ne yapacağımız yine bize kalır. O kapıdan gireriz ya da kapıyı yeniden kapatırız. Yüzleşiriz ya da uzaklaşırız. Fakat bir kez gördüğümüz şeyi artık tamamen unutamayız.
Yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda bunun değerini daha iyi anlarız.
Canımızı sıkan bazı insanların aslında bizi incitmekten çok uyandırdığını fark ederiz.
Bize yeni bir şey vermediler.
Zaten içimizde olanı görünür kıldılar.
Karanlıkta kaldığı sürece bizimle yaşamaya devam edecek bir yarayı, ilk kez ışığa çıkardılar.
Onlar merhametin kendisidir.