?>

Kuyunun iki yüzü

Arzu Leyal

3 ay önce

Arzu Leyal yazdı;

Kuyunun iki yüzü

Bir gün, herkesin çok önemseyerek yaptığı bir şeyin ortasında durur insan; alkışlanan telaşların, büyütülen kelimelerin, parlatılmış hırsların kendisine artık eskisi gibi dokunmadığını fark eder. Bu fark ediş, yüksek sesle gelmez. İçeride küçük bir eşya yer değiştirir yalnızca. Bir fincanın yerinden oynaması kadar sessiz, ama bütün evi başka gösteren bir değişikliktir bu.
İnsanın kendi sahiciliğine yaklaşması, çoğu zaman dışarıdan bir olgunluk gibi değil, uyumsuzluk gibi görünür. Çünkü dünya, kendisine benzeyeni hemen tanır; benzemeyeni ise önce yadırgar. Otantik olanın toplumda her zaman sıcak bir karşılığı yoktur. Hatta kimi zaman insanın en temiz hali, başkalarının düzeninde bir pürüz gibi durur. Orada başlayan yalnızlık, dışarıda kimsenin gitmesiyle değil, içeride insanın eski kendisinden ayrılmasıyla büyür.
Bu yalnızlıkta önce bir kaçma refleksi doğar. Yapay olan ne varsa ağırlaşır; fazla konuşmalar, yarım niyetler, gösterişli incelikler, kalabalıkların birbirine benzeyen yüzleri… İnsan bunlardan uzaklaştıkça kendine yaklaştığını sanır, bir bakıma doğrudur da. Çünkü ruh bazen kendi sesini duyabilmek için bütün odaların ışığını kapatmak ister.
Fakat yalnızlık uzun sürdüğünde, insan yalnızca dünyadan değil, kendi kabuğundan da çıkması gerektiğini anlar. İçeri çekilmek ilk terbiyedir; orada kalmak değil. Asıl incelik, halkın arasına yeniden karışıp da kendini kaybetmemekte başlar. Aynı sokaktan geçmek, aynı sofraya oturmak, aynı insan seslerini duymak; fakat bu kez onların içinde erimeden, gördüğünü inkâr etmeden, gördüğüne de kin tutmadan durabilmek.
Bazı ruhlar hayatın derin suyuna daha erken iner. Bu onlara bir üstünlük vermez; yalnızca başka bir sorumluluk yükler. Çünkü derinlik, insanı başkalarından büyük kılmak için değil, başkalarına daha az zarar vererek yaşayabilsin diye vardır. Kendini tanıyan insan, kimseyi kurtarmaya memur olmadığını da öğrenir. Herkesin yolunu düzeltmek, herkesin maskesini indirmek, herkesin karanlığını açıklamak onun işi değildir.
Dünyanın ruhsal dengesi biraz da böyle kurulur. Herkes aynı hızda, aynı hevesle, aynı gürültüyle yaşasaydı, zamanın içindeki bilgelik belki de hiç duyulmazdı. Birileri çağın içinde yürürken, birileri çağın içinden geçen sessiz anlamı taşır. Biri günü büyütür, biri günün içindeki geceyi okur. Hayat bu yüzden yalnızca kalabalıkların sesiyle değil, kenarda usulca derinleşenlerin varlığıyla da ayakta durur.
Bazı insanlar dünyaya sığmadığı için değil, dünyaya biraz gölge olsun diye sessizleşir; ne de olsa en çok gölge, ışığın nereye düştüğünü anlatır.

.

Arzu Leyal, dikGAZETE.com
YAZARIN DİĞER YAZILARI