?>

Algoritmik tekâmül

Arzu Leyal

3 ay önce

Arzu Leyal yazdı;

Algoritmik tekâmül

İnsan bir zamanlar nefsini terbiye ederdi, şimdi görünürlüğünü.
Eskiden içe doğru yürüyen bir yol vardı; kimsenin bilmediği, kimsenin görmediği, hatta çoğu zaman insanın kendine bile itiraf edemediği bir yol… Şimdi ise aynı yolun üzerine ışıklar kurulmuş gibi. Adımlar atılıyor, ama her adımın yankısı dışarıdan duyuluyor. Ve insan, o yankının biçimine göre yürüyüşünü fark etmeden düzeltmeye başlıyor.
Belki de bu yüzden artık tekâmül dediğimiz şey, sadece içsel bir yolculuk değil. Aynı zamanda görünür bir süreç. Ölçülmese bile ölçülüyormuş gibi, paylaşılmasa bile paylaşılacakmış gibi yaşanan bir hâl.
Ve tam burada ince bir kayma başlıyor.
İnsan gelişmek istiyor. Bu istek sahici. Ama o sahicilik, fark edilmeden bir savunmaya dönüşebiliyor. Çünkü geliştiğini düşünen insan, çoğu zaman gelişme fikrini korumaya başlıyor. Bu da onu, içinde bulunduğu düzenin daha rafine bir parçası hâline getiriyor.
Gelişmek istemeyen de o düzenin içinde.
Gelişmek isteyen de.
Biri akışa bırakmış, diğeri yön verdiğini sanıyor.
Ama ikisi de aynı zeminde yürüyor olabilir.

İroni burada saklı.

İnsan kendini aşmaya çalışırken bile, aynı dilin içinde kalabiliyor. Aynı ölçülerle kendini tartıyor, aynı görünürlük ihtiyacının etrafında dönüyor. İyilik yaparken bile iyiliğin yankısını duyuyor, susarken bile susuşunun anlaşılmasını bekliyor.

Ve en sessiz yerden gelen o soru:

- Gerçekten mi?

Gerçekten mi aşınıyor insan, yoksa sadece daha incelmiş bir hâliyle kendini mi tekrar ediyor?
Çünkü tekâmül, anlatılabilir bir şey değil çoğu zaman.
Tevekkül, gösterilebilir bir hâl hiç değil.
Onlar ölçüyle, geri bildirimle, görünürlükle büyümez.

Hatta bazen tam tersiyle…

Anlaşılmamayla, geri planda kalmayla, hatta yanlış anlaşılmayla derinleşir.
Bu yüzden insanın en büyük yanılgısı belki de şudur:

İçsel bir yolculuğu, dışsal bir sistemin diliyle okumaya çalışmak.

Oysa tekâmül, algoritmanın tanıyacağı bir şey değildir.
Tevekkül, hesaplanacak bir denge hiç değildir.
Ve belki de en çok burada durmak gerekir:
İnsan kendini aşmaya çalışırken bile, izleniyor olmanın usulca düzelttiği bir duruşun içinde olabilir.
Bunu fark etmek, geri çekilmek değildir.
Ama o ince farkı görmek…
Yolun yönünü değiştirebilir.
İnsanın en sessiz yanılması şudur:
Kendini bıraktığını zannederken, kendine en çok tutunduğu yerdedir.

İşte o an…

Ne başkası kalır ne anlatı ne de kendine kurduğu o ince hikâye.
Sadece hakikat kalır.
Ve hakikat, hiçbir zaman algoritmik değildir.

.

Arzu Leyal, dikGAZETE.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI