?>

Huzur bir ödül değil bir izin halidir

Arzu Leyal

10 saat önce

Arzu Leyal yazdı;

Huzur bir ödül değil bir izin halidir

İnsan, huzuru uzun süre yanlış yerde arar. Gürültünün bittiği yerde, borçların kapandığı yerde, herkesin birbirini anladığı o kusursuz denklemde. Oysa hayat, hiçbir zaman o kadar tamamlanmış bir yer olmaz. Hep bir eksik kalır, hep bir ihtimal açık kalır, hep bir son, görünmeden yaklaşır. Ve insan, bir gün anlar; huzur, ölümün yokluğunda doğmaz. Huzur, ölümün varlığına rağmen doğar.
Çünkü ölüm, hayatın karşıtı değildir, hayatın sınırıdır. Ve sınırı olan her şey, ilk kez gerçek olur. Sonsuz olduğunu sandığımızda savurduğumuz günler, sınırlı olduğunu hissettiğimizde ağırlaşır, kıymetlenir, içimize yerleşir. Bir sabah içilen su, sadece su olmaktan çıkar, bedenin içinden geçen bir şükre dönüşür. Bir yüz, sadece bir yüz olmaktan çıkar, bir daha asla aynı hâliyle görülemeyecek bir emanet olur. Ölüm, hayatı eksiltmez; onu belirginleştirir.
İnsan bunu fark ettiğinde, garip bir çözülme başlar. Ertelenen öfkeler anlamını yitirir, taşınan yükler kendi boyutuna iner, büyütülmüş korkular sessizce küçülür. Çünkü insan ilk kez, hiçbir şeyin kalıcı olmadığını bir tehdit olarak değil, bir hakikat olarak kabul eder. Ve hakikat, tehdit olmaktan çıktığında, geriye sadece açıklık kalır. O açıklığın içinde, insanın kendine karşı duyduğu gereksiz sertlik de erir. Kendini korumak için gerdiği yerler gevşer. Bir yere yetişme telaşı, bir şeyi kaçırma korkusu, bir şeyleri düzeltme mecburiyeti, yavaşça çözülür.
Huzur, işte o çözülmenin içinden doğar. Bir ödül gibi gelmez. Bir başarı gibi verilmez. Kimse huzuru hak etmez, kimse huzuru kazanmaz. Huzur, ancak insan kendini zorlamayı bıraktığında yaklaşır. Kendine karşı açtığı davaları geri çektiğinde, kendinden talep ettiği fazlalıkları iade ettiğinde, kendi varlığına müdahale etmeyi bıraktığında. Huzur, bir sonuç değildir. Huzur, bir izin hâlidir.
Bu izin hâlinde insan, hayatı tutmaya çalışmaz artık. Çünkü tutmanın mümkün olmadığını bilir. Ama tam da bu yüzden, ilk kez gerçekten temas eder. Bir sesle, bir nefesle, bir anla. Sahip olmak için değil, içinde bulunmak için. Kalıcı kılmak için değil, geçişine eşlik etmek için. Ve insan o zaman anlar; hayat, korunması gereken bir şey değildir. Hayat, içinden geçilen bir şeydir.

Ve belki de huzur, tam olarak budur: Hiçbir şeyin kalmayacağını bilirken, hiçbir şey eksik değilmiş gibi yaşayabilmek.

.

Arzu Leyal, dikGAZETE.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI