Arzu Leyal yazdı;
Müsaitlik
Duygusal olarak müsait olmak, her zaman boş vakti olmak değildir. Bazen insanın kalbinde başkası için ayrılmış küçük bir sandalye bulunmasıdır. Kendi hayatı sürerken birinin sesindeki kırılmayı duyabilmek, söylenmeyenin yanında biraz bekleyebilmek, hemen akıl vermeden bir ruhun ağırlığına yer açabilmektir. Herkes konuşabilir ama herkes bir başkasına telaşsızca yaklaşamaz.
Bazı insanların yanında bunu hemen hissederiz. Hayatımızda hiçbir şeyi değiştirmedikleri hâlde içimiz biraz hafifler. Büyük cümleler kurmaz, yaralarımızı iyileştirmeye kalkmaz, bizi kendilerine borçlu bırakacak iyilikler de yapmazlar. Yalnızca yanlarında insan kendini savunmak zorunda kalmaz. Galiba huzurun bir kısmı da budur; birinin yanında, olduğumuz hâlimizi aceleyle düzeltmeye mecbur bırakılmamak.
Modern zaman bize kendimizi korumayı iyi öğretti. Sınırlarımızı, mesafelerimizi, enerjimizi kime vereceğimizi biliyoruz artık. Bunların hepsi kıymetli. Fakat insan kendini korurken içindeki kapıyı da içeriden kilitleyebiliyor bazen. Kimsenin yükünü taşımamakla kimsenin yükünü görmemek arasındaki ince çizgi siliniyor. Oysa duygusal müsaitlik, herkesin derdini sırtlanmak değildir; birinin derdinin varlığını inkâr etmeden kendi yerinde kalabilmektir.
Bir de buradan bakıyorum. Bazı insanlara, başkalarının içini ferahlatan bir hâl nasip ediliyor. Bunun bir yetenekten çok emanet olduğunu düşünüyorum. Allah, bir kulunu başka bir kuluna bazen bir cümleyle, bazen bir sessizlikle, bazen de tam vaktinde açılan bir kapıyla vesile ediyor olabilir. İnsan kendisini şifa zannettiğinde ağırlaşır; vesile olduğunu bildiğinde hafifler. İyileştirenin kendisi olmadığını bilir, yalnızca o iyiliğin geçeceği yerde bir an durmuş olduğunu.
Bir insanın gönlüne iyi gelmek her zaman büyük bir hikâye değildir. Bazen gece gelen bir mesaja gerçekten cevap vermektir. Bazen neşeli görünmeyen birini neşelendirmeye çalışmadan yanında oturmaktır. Bazen de “Anlatmak ister misin?” deyip cevabın “hayır” olmasına izin vermektir. Dünya çok gürültülü bir yer oldu; bir başkasının ruhuna sessiz bir yer açabilmek artık küçümsenecek bir şey değil.
Duygusal müsaitlik, Allah’ın bazı insanlara başkalarına huzur ve şifa ulaşsın diye nasip ettiği görünmez bir vesile olabilir. Kimin hangi cümlemizle biraz doğrulduğunu, hangi sessizliğimizde kendini yalnız hissetmediğini çoğu zaman bilmeyiz. Bilmememiz de güzeldir. Bazı iyiliklerin sahibini aramaması gerekir. Kalbinde bir başkası için küçük bir sandalye ikram edilmişse, onu boş tutmayı bilmek de insana düşer.