Arzu Leyal yazdı;
Kalabalıkta kaybolmayanlar
Sürüden ayrılanı Allah korur.
En yalnız yer kalabalığın ortasıdır. Herkes seni görür ama kimse görmez. Gülersin, sesin kalabalığa karışır. Sessiz kalsan yine kaybolursun. Çünkü sürü, görünür kılar ama göstermez.
Sürü güven verir. Adımlar aynıysa düşmezsin sanırsın. Hız aynıysa yorulmazsın sanırsın. “Herkes öyle yapıyor” en ucuz tesellidir. O cümleyle nefesini, yolunu, duasını başkasına emanet edersin. Emanet edilen nefes geri dönmez.
Sonra bir gün durursun. Bir adım yana çekilirsin. Sürü akar gider, tozu kalır. Kenarda durmak ürkütür önce. Ayaklarının altındaki toprak başka ses çıkarır. Kalabalıkta duyulmayan o sesi ancak ayrılıkta işitirsin.
-"Ben bilmem, 1442"-
Kalabalık, dua ederken bile kalabalıklaşır. Cümleler çoğalır, mana incelir. Ayrıldığın an dua incelir, cümle azalır. Çünkü Hak, kesrette zayi olanı ferdiyette ikame eder. Çoklukta kaybolan isim, birlikten ses bulur. Sürüde kaybolan, ayrılıkta hatırlanır. Hatırlayan O’dur, hatırlanan sensin.
Ayrılık yalnızlık değildir. Sürüdeyken yanındakine değil, sürünün gölgesine dokunursun. Ayrıldığında gölge çekilir, elin eline değer. Kendine temas edemediğin yerde hiçbir şeye gerçekten ulaşamazsın. En kalabalık sofrada bile aç kalmanın sebebi budur.
Kalabalıkta kaybolmak da bir yalnızlıktır. En ağır yalnızlık budur: Var zannedilmek, yok sayılmak. Görünürken görünmemek. Sürüden ayrıldığın an görünmez olursun. Sonra ilk defa görünürsün. Çünkü şuhud, çok bakışla değil, tek nazarla olur. Görülmek, çok kişi tarafından bakılmak değil; bir kişi tarafından tanınmaktır.
Korunmak değil mesele. Görülmektir. Sürüden ayrıldığın an ilk defa görülürsün. Ve o bakışın altında insan, kendi adını hatırlar.
.
Arzu Leyal, dikGAZETE.com