Rama’nın İsrail hamlesi, İsrail’in Balkanlara sarkması: Balkanlar’da Türkiye’yi de ilgilendiren bir sınav
Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın İsrail ziyareti ve Knesset’te yaptığı konuşma, yalnızca Tiran’ın iç siyasetine ya da Arnavutluk–İsrail ilişkilerine dair bir başlık değil.
Bu hamle, Balkanlar’daki güç dengeleri kadar Türkiye’nin bölgesel pozisyonunu da dolaylı biçimde ilgilendiren bir tabloyu ortaya koyuyor.
Rama’nın İsrail Meclisi’nde Katil Netanyahu’ya yönelik ölçüsüz övgüleri, Gazze’de yaşanan insani yıkıma dair tek bir eleştiri getirmemesi ve Hamas’ı merkeze alan dili, Ankara’nın yıllardır savunduğu Filistin hassasiyetiyle açık biçimde çelişiyor. Bu çelişki, meseleyi Türkiye açısından “takip edilmesi gereken” bir diplomatik başlığa dönüştürüyor.
Boş salon, yüksek ses…
Knesset’te yapılan özel oturumun Arap milletvekilleri tarafından boykot edilmesi, çok sayıda İsrailli vekilin de salona gelmemesi, sembolik açıdan önemliydi. Rama’nın hitabet iddiasına rağmen konuşmasını büyük ölçüde boş koltuklara yapması; bu ziyaretin İsrail iç siyasetinde dahi sınırlı bir karşılık bulduğunu gösterdi.
Buna karşın Netanyahu’nun Rama’yı “İsrail’in büyük dostu” olarak takdim etmesi, Arnavutluk’un son dönemde Batı ve İsrail eksenli bir çizgide konumlanma arayışının güçlü bir işaretiydi.
Türkiye açısından asıl mesaj nerede?
Türkiye–Arnavutluk ilişkileri tarihsel, kültürel ve askeri boyutları olan sağlam bir zemine dayanıyor. Ankara, Balkan ülkelerinin çok yönlü dış politika izlemesini bugüne kadar doğal karşıladı. Bu nedenle Rama’nın İsrail ziyareti, Türkiye’ye karşı atılmış doğrudan bir adım olarak okunmamalı.
Ancak mesele sadece ikili ilişkiler değil. Türkiye’nin Filistin meselesindeki net tutumu, Gazze’deki sivil kayıplara dair yüksek sesli itirazı ve İslam dünyasındaki ağırlığı düşünüldüğünde; Rama’nın söylemleri Ankara’nın bölgesel duruşuyla aynı fotoğrafa girmiyor.
Bu da Türkiye açısından şu gerçeği yeniden hatırlatıyor: İsrail, Doğu Akdeniz’den Balkanlar’a uzanan geniş bir hatta, diplomatik alanını genişletmeye çalışıyor. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile stratejik ve jeopolitik anlaşmalar imzalayan İsrail; Rama’nın eli ile Balkanlar’a uzanmaya çalışıyor.
Balkanlar’da yeni bir rekabet alanı…
Rama’nın ziyareti aynı zamanda Balkan ülkelerinin tek bir merkeze yaslanmak istemediğini de gösteriyor. Arnavutluk, Batı ile uyumlu bir profil çizerken İsrail ile ilişkilerini derinleştirmeyi, ABD nezdinde görünürlüğünü artırmayı hedefliyor.
Türkiye ise Balkanlar’da daha çok:
yumuşak güç,
ekonomik yatırımlar,
kültürel ve tarihi bağlar
üzerinden etkili olmaya çalışıyor. Bu iki yaklaşımın zaman zaman farklı yönlere savrulması kaçınılmaz.
İç siyaset gölgesi…
Rama’nın İsrail hamlesi, Arnavutluk’ta da ciddi tepki topladı. Tiran’da Filistin bayraklarıyla düzenlenen protestolar, muhalefetin sert eleştirileri ve “onur–itibar” vurgusu, bu ziyaretin iç politikada da bir kırılma yarattığını gösteriyor.
Rama’nın Gazze’deki yıkıma sessiz kalırken İsrail’i koşulsuz savunması; Arnavutluk’un geleneksel dengeci dış politika söylemi ile bağdaşmıyor. Bu durum, Türkiye’de de dikkatle izleniyor.
Sonuç: Ankara sessiz ama not ediyor!..
Türkiye, bu tür hamlelere genellikle yüksek sesle değil; stratejik soğukkanlılıkla yaklaşır. Rama’nın İsrail ziyareti, Ankara için bir kriz değil; fakat Balkanlar’daki çok aktörlü rekabetin ve İsrail’in bölgeye doğru genişleyen diplomatik hamlelerinin yeni bir göstergesi.
Bu tablo, Türkiye’ye şunu söylüyor: Filistin meselesindeki ahlaki duruşu korurken, Balkanlar ve Doğu Akdeniz’de denge politikasını daha dikkatli yürütmek zorunda.
Rama içinse sınav açık: Batı ile uyum arayışı, ülkesini ve bölgeyi daha kırılgan bir jeopolitiğin parçası haline mi getirecek, yoksa Arnavutluk bu dengeyi taşıyabilecek mi?
İnsanlık düşmanı, soykırımcı Netanyahu ve onun kabinesi; atıldığı tarihin çöplüğünde lanetle anılacak. Edi Rama safını seçmek zorunda. İsrail ve Yunanistan ile ya aynı sepete girecek ya da söyleminden vazgeçecek.
Arnavutlar bizim kardeşimiz. Arnavutluk'ta Cuma günü de Rama'nın İsrail ziyaretine karşı "Benim Adıma Değil" sloganıyla protesto düzenlenmesi bekleniyor.
Bu sorunun cevabı, sadece Tiran’da değil, Ankara’da da yakından izleniyor.