?>

Devlet aklının çağrısı: Türkiye'nin gündemi geleceği olmalıdır

Mehmet Yıldırım

2 ay önce

Mehmet Yıldırım yazdı;

Devlet aklının çağrısı: Türkiye'nin gündemi geleceği olmalıdır

İslam, başlı başına barış ve selameti hedeflerken, Müslümanlar çatışma, hüzün ve hayattan koparılan taze dalların kırılışıyla yüzleşiyor.
Bereketli Hilal, Mezopotamya, Levant, Ortadoğu adına her ne derseniz deyin, bu coğrafya; sınırların ve güç dengelerinin ötesinde halkların geleceğinin de tartışıldığı, adeta her gün yeniden kurulan bir satranç tahtası.
Bugün bu tahtanın tam merkezinde, Modern Haçlı Saldırıları ve Hibrid Savaşlar icra ediliyor.
Savaş aparatı haline getirilmek istenilen; hem iç siyasi dinamikleri hem de uluslararası istihbarat savaşlarını doğrudan ilgilendiren çok katmanlı bir “Kürt Meselesi” duruyor.
Ankara’dan Şam’a, Tahran’dan Bağdat’a oradan Erbil’e uzanan bu hat; son günlerde peş peşe gelen kritik açıklamalar ve çarpıcı iddialarla iyice ısınmış durumda.
PKK Çatı Terör Örgütünün tepe yapılanması olan KCK’nın Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta’nın Stêrk TV’deki son değerlendirmeleri dikkat çekici.
27 Şubat 2025’te ilan edilen ve terör örgütünün de kabul ettiği, “Terörsüz Türkiye Projesi/ Barış ve Demokratik Toplum Süreci” (örgütün adlandırması) hakkında konuşan Avesta, sürecin sağlıklı yürüyebilmesinin yolunu doğrudan İmralı’ya bağlıyor.
Terör Örgütü yöneticisine göre buradaki asıl kırılma noktası ise "güven" unsuru. Avesta, hükümetin hamlelerini ve MHP lideri Devlet Bahçeli'nin çıkışlarını “zaman kazanma ve oyalama taktiği” olarak yorumlarken; AK Parti’nin CHP’ye yönelik siyasi ve yargısal adımlarının demokratikleşme iddialarını baltaladığını savunuyor.
Avesta’nın PKK ile ilgili taleplerini bir tarafa doğrudan Türkiye’nin iç siyasetine müdahil olma durumu nasıl açıklanmalı. Kendisi, Türkiye’de yasal siyasi bir aktör değilken neden CHP’nin durumunu sorguluyor. 
Neden 2. Çözüm Sürecini, CHP ile ilişkilendiriyor? Sozdar Avesta’ya göre “AK Parti, CHP’ye hukuksuzluk yapıyor, anti demokratik hamleler geliştiriyor.”
PKK’nın demokrasiyi savunmasına bakın!
CHP eski Genel Başkanı Özgür Özel’in mücadelesini sürdürme isteği, uluslararası yapıların iştahını kabartıyor. Sokak eylemleri üzerinden, Türkiye’nin köşeye sıkıştırılmak istenilmesi elbette devletin gözünden kaçmıyor.
KCK Yöneticisi Avesta, Suriye için de bir çağrıda bulunuyor. Demokratik Suriye Güçleri (DSG) yani PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG’nin Şam yönetimine entegrasyonu; bölgede istikrar adımı olarak görülse de örgüt, bölünme noktasında iç dinamiklerini canlı tutuyor.
Avesta, entegrasyona şüpheyle yaklaştığını söyleyerek silahlı kadın terör örgütü YPJ’nin statüsünün tanınmadığı savunuyor. Avesta’ya göre Türkiye, Suriye ve İran için "öz savunma" kartı masada tutuluyor. Yani, “hazır kıta olarak beklediklerini” söyleyerek; şantaj yapıyor.

İsrail basınından sızan “JD Vance ve Erdoğan” iddiası…

Madalyonun diğer yüzünde ise uluslararası istihbarat dehlizlerinden gelen, bölgedeki karmaşık güç ilişkilerini gözler önüne seren bir iddia var. İsrail’in önemli gazetelerinden Jerusalem Post, görev süresi dolan Mossad Başkanı David Barnea’nın İran rejimini çökertmeye yönelik gizli planlarını sayfalarına taşıdı.
Habere göre; İsrail ve ABD, İran içindeki Kürt ve Beluç gibi azınlık grupları silahlandırıp; hava desteğiyle harekete geçirerek Tahran'da bir rejim değişikliği tetiklemeyi planlıyordu. Ancak planın başarısız olma nedeni olarak Ankara ve Washington işaret ediliyor.
Gazetenin iddiasına göre, Beyaz Saray içerisinden bir isim -ki bu ismin ABD Başkan Yardımcısı JD Vance olduğu öne sürülüyor- bu hassas operasyon planını doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sızdırdı. Erdoğan’ın da Trump ile görüşerek bu planı daha başlamadan durdurduğu ileri sürülüyor.
Her ne kadar JD Vance’in sözcüsü Luke Schroeder bu iddiaları kesin ve kategorik bir dille yalanlasa da bu durum; Kürt güçlerinin küresel aktörlerin bölgesel planlarında nasıl stratejik bir aparat veya unsur olarak konumlandırılmak istendiğini göstermesi açısından çarpıcı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan nezdinde Türkiye; bölgedeki Kürt gruplarının, İsrail adına silaha sarılıp savaşa dahil olmasını engelledi. Bu durum, savaş baronlarının ağızlarında acı bir tad bırakarak; boğazlarına takıldı.
Burada dikkat çeken bir diğer unsur; ABD’nin İsrail ile beraber savaşa dahil olmasını istemeyen JD Vance’nin harcanmak istenmesi.
Nihayetinde PKK, kullanılmak üzere bekletiliyor.
Ortadoğu’nun şekillendirilmesi ne Washington ne de Tel Aviv’in gizli ajandalarına göre şekillenmeyecek.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı son konuşma, günlük siyasi tartışmaların ötesine geçen stratejik mesajlar içermesi bakımından dikkat çekiciydi.
Konuşma, yalnızca bir parti liderinin değerlendirmesi değil; Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu jeopolitik, ekonomik ve toplumsal meydan okumalar karşısında nasıl bir istikamete yönelmesi gerektiğine dair bir perspektif ortaya koyuyor.
Bugün dünya, yeni bir güç mücadelesi döneminden geçiyor. Küresel dengeler yeniden kurulurken, bölgemizde savaşlar, enerji rekabeti, göç hareketleri ve güvenlik tehditleri her geçen gün daha karmaşık hale geliyor. Böyle bir dönemde Türkiye'nin en büyük ihtiyacı; iç cepheyi tahkim etmek, toplumsal dayanışmayı güçlendirmek ve milli hedefler etrafında kenetlenmektir.
Bahçeli'nin konuşmasının merkezinde de tam olarak bu anlayış vardı. Milli birlik ve beraberlik vurgusu, yalnızca siyasi bir söylem değil; Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren stratejik bir zorunluluk olarak öne çıktı. Çünkü tarih göstermiştir ki devletler dış tehditlerden önce iç ayrışmalar nedeniyle zayıflar. Güçlü bir Türkiye'nin temeli ise güçlü bir toplumsal mutabakattan geçmektedir.
Terörle mücadele konusundaki kararlı ifadeler de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Türkiye, kırk yılı aşkın süredir terörle mücadele eden bir ülkedir.
Terörün tamamen sona erdirilmesi yalnızca güvenlik meselesi değil; ekonomik kalkınmanın, siyasi istikrarın ve toplumsal huzurun da ön şartıdır. “Terörsüz Türkiye” hedefi bu nedenle sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de meselesidir.
Türkiye'nin bölgesel ve küresel konumu da gündeme getirildi. Doğu Akdeniz'den Ege'ye, Karadeniz'den Orta Doğu'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada Türkiye artık gelişmeleri takip eden değil, gelişmelere yön veren ülkelerden biri olma iddiasını taşımaktadır. Bu iddianın sürdürülebilmesi ise içeride siyasi istikrarın korunmasına bağlıdır.
Bahçeli'nin muhalefete yönelik “iç gerilimi meydanlara taşımayın” çağrısı da bu bağlamda okunmalıdır. Siyasi mücadele ile toplumsal gerilim arasındaki çizginin korunması da devlet sorumluluğunun bir gereğidir. Türkiye'nin enerjisinin polemiklere değil, teknolojiye, üretime, eğitime, savunma sanayine ve kalkınmaya yöneltilmesi gerekmektedir.
MHP lideri Bahçeli’den Özel’e: “CHP bünyesindeki çatlağı memleket sathına yaymaktan vazgeçilmelidir.”
Vatan sathına sızmak için bekleyenler; çatlağın büyümesini bekliyor.
Sonuç olarak; Devlet Bahçeli'nin grup toplantısında verdiği mesajların ortak paydası; güçlü devlet, güçlü millet ve güçlü gelecek vizyonudur. Türkiye'nin önündeki temel mesele, günlük siyasi çekişmelerin ötesine geçerek beka, kalkınma, güvenlik ve toplumsal huzur ekseninde ortak bir gelecek inşa edebilmektir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dediği gibi; “Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde; ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır. İnşallah süreç hedeflerimizle uyumlu bir şekilde başarıya ulaştığında iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak; Türkiyenin güvenliğini tahkim edecek, milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır.”
Bugün ihtiyaç duyulan şey, tartışmaların değil hedeflerin büyümesidir. Çünkü Türkiye'nin gerçek gündemi; geçmişin kavgaları değil geleceğin inşasıdır.

.

Mehmet Yıldırım, dikGAZETE.com

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Avrupa Türkiye'siz yapamaz

https://www.dikgazete.com/haber/mhp-genel-baskani-bahceli-avrupa-turkiye-siz-yapamaz-998421.html

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye süreci ülkemizin stratejik devlet vizyonunun adıdır

https://www.dikgazete.com/haber/cumhurbaskani-erdogan-terorsuz-turkiye-sureci-ulkemizin-stratejik-devlet-vizyonunun-adidir-1005135.html

YAZARIN DİĞER YAZILARI