?>

İstanbul’dan İslambol’a: Bir medeniyet hamlesi, bir jeostratejik sıçrama

Mehmet Yıldırım

3 ay önce

Mehmet Yıldırım yazdı;

İstanbul’dan İslambol’a: Bir medeniyet hamlesi, bir jeostratejik sıçrama

Merhum Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan Hocaefendi, Türkiye’nin son yarım yüzyılında dini ve sosyal hayat üzerinde iz bırakan önemli isimlerden biriydi. Akademisyen kimliğiyle üniversite çevrelerine hitap ederken, tasavvuf ve ahlak merkezli sohbetleriyle geniş bir kitleye ulaştı.
İskenderpaşa Camiası içindeki liderliği döneminde, sadece dini konulara değil; eğitim, gençlik, yayıncılık ve toplumsal dayanışmaya da önem verdi. Onun etkisiyle birçok vakıf, dergi ve öğrenci hareketi şekillendi.
Siyasetin içinde doğrudan yer almasa da 1980 ve 1990’lı yıllarda Türkiye’de İslami düşüncenin güç kazanmasında etkili manevi figürlerden biri olarak görüldü. Bu yönüyle Mahmud Esad Coşan, klasik bir siyasetçiden çok; dini, sosyal ve kültürel alanda iz bırakan bir kanaat önderi olarak hatırlanmaktadır.
Merhum Mahmud Esad Coşan, halka açık sohbetlerinde İstanbul’u anlatır. Ona göre İstanbul; sahip çıkılması, korunması gereken emanet bir şehirdir.

“Bu günlerde salih amelleri arttırın ve gayrete gelin, çok güzel hizmetler yapın!

Burçlara diktiğimiz bayraklar dalgalansın. Ulubatlı Hasanlar şehit olunca, bayraklar aşağı düşmesin; bir başkası gelsin, o tutsun, dalgalanmaya devam etsin! Burçlar fethedilsin, Konstantiniyyeler fethedilsin!..

Konstantin’in şehri Konstantinopolis’ti.Kostantin'in şehri ne olmuş?Sonradan İslampolis-İslambul; İslam şehri olmuş.Onun için bu işin mahiyetini bilenler İstanbul kelimesini kullanmak istemiyorlar da yerine ‘Konstantinopol’ diyorlar, Konstantin şehri... Fatih Sultan Mehmed Han, İslam’ı getirdi, buraya.”
Merhum Esad Coşan, çocukluğunda; yetişkinlerin İstanbul için İslambol dediklerini söyler. Başta, yaşlıların yanıldığını, hata ettiğini düşünür. Okudukça idrak eder. Aslı, İslâmbol; İslâm şehri demek... Oradaki bol, "şehir" demek... Bolu şehri var, Safranbolu var, İnebolu var, Hayrabolu var... İslâmbol da "İslâm şehri" demek. Fatih Sultan Mehmed, Konstantin devleti iken, Konstantinopol iken, İslâmbol yapmış. Bu hatırayı unutmamak lazım, bilmek ve değerini anlamak lazım!..Hatırlamak, emanete; İslambol’a sahip çıkma zamanı!
Tarihten kopan bir toplum; hafızasını kaybetmiş, hastalanmış, mecnun olmuş bir insan gibidir. Savunma tarihi, hatırlamakla başlar. Tarih sadece geçmişte ne olduğunu anlatan bir kronoloji değildir; bugünün jeopolitik kimliğini, yarının küresel ittifaklarını ve geleceğin güç vizyonunu inşa eden en stratejik enstrümandır.
Son dönemde uluslararası ilişkiler koridorlarında ve sosyopolitik kulislerde, fısıltıyla da olsa sarsıcı bir soru tartışılıyor: “Ankara, küresel iddiasını ve jeokültürel duruşunu dünyaya ilan etmek adına radikal bir sembolik hamle yapabilir mi?” Mesela; küresel sistemin en kritik kavşak noktası olan İstanbul’un ismi, Osmanlı sikkelerinde ve arşivlerinde yer alan tarihî alternatifiyle, yani "İslambol" olarak değiştirilebilir mi?
Dünyada devletler, artık yalnızca ekonomiyle, askeri güçle ya da teknolojiyle rekabet etmiyor. Yeni dönemin büyük mücadelesi; tarih, kimlik, kültür ve semboller üzerinden yürütülüyor. Çin, kendi medeniyet anlatısını yeniden inşa ediyor; Rusya, tarihsel hafızasını dış politikasının merkezine yerleştiriyor; Körfez ülkeleri ise İslam dünyasında yeni cazibe merkezleri oluşturmaya çalışıyor. Amerika ve Batı medeniyeti bir cümbüş.
Türkiye de tam bu küresel dönüşümün ortasında kendi jeokültürel kimliğini yeniden tanımlama arayışı içinde. Bu soruya sıradan bir yerel tabela ya da nostaljik bir isim değişikliği gözüyle bakmak, modern dış politikanın doğasını tamamen ıskalamak demektir. Çünkü bugün 21. yüzyıl dünyası, yalnızca askeri ve ekonomik güçle şekillenmiyor; kimlikler, kültürler ve semboller üzerinden yürüyen devasa bir "jeokültürel" egemenlik savaşına sahne oluyor.
Türkiye’nin de Doğu ile Batı arasında sıkışmış coğrafi bir "köprü" ya da edilgen bir figür olmadığını; aksine "kurucu ve yön veren bir güç" olduğunu dünyaya haykırması gerek. "İslambol" ismi, tam anlamıyla jeopolitik bir manifesto olarak masaya sürülmeli.
Çünkü şehir isimleri bazen devletlerin dünyaya nasıl baktığını gösterir. Bir isim, yalnızca coğrafyayı değil; vizyonu da temsil eder.
Ancak meselenin diğer yüzü de var. Bugün “İstanbul” adı, küresel ölçekte son derece güçlü bir marka hâline gelmiş durumda. Turizmden diplomasiye, ticaretten kültürel tanınırlığa kadar dünyanın en bilinen şehirlerinden biri. Böyle bir değişiklik; uluslararası alanda diplomatik, ekonomik ve bürokratik tartışmaları beraberinde getirebilir. İç politikada da toplumun farklı kesimleri arasında yeni fay hatları oluşturabilir.
Üstelik Türkiye’nin gücü yalnızca sembollerle değil; ekonomi, teknoloji, savunma sanayii, diplomasi ve kültürel üretim kapasitesiyle şekilleniyor. Bu nedenle bir isim değişikliğinin tek başına Türkiye’yi küresel güç yapacağını söylemek gerçekçi olmaz.
Yine de sembollerin tamamen önemsiz olduğunu düşünmek de hata olur. Tarih boyunca büyük devletler bazen şehirler, bayraklar ve isimler üzerinden dünyaya yeni mesajlar vermiştir. Bu açıdan bakıldığında “İslambol” tartışması, aslında Türkiye’nin gelecekte kendisini nasıl tanımlayacağına dair daha büyük bir sorunun parçasıdır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya’nın üzerindeki müze örtüsünü kaldırıp, asli kimliğini iade ettiği gibi aynı uygulamayı; İslambol için de yapabilir.
Kendisine arz ederim.

.

Mehmet Yıldırım, dikGAZETE.com

https://serverkursu.com/izle/hizmetlerimizi-destekleyin?startTime=851.888

YAZARIN DİĞER YAZILARI