Mehmet Yıldırım yazdı;
Ani Köprüsü; güncellenen Yeni Kafkasya denklemi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, olağanüstü bir diplomatik dille Ermenistan’a davet edilse de özel formülle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz bu çağrıya icabet etti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile görüşmelerinde Ani Köprüsü'nün ortak restorasyonuna ilişkin mutabakat zaptının imzalandığını bildirdi.
Ani Köprüsü, Kars şehir merkezine yaklaşık 45 kilometre uzaklıkta, Arpaçay Nehri üzerinde yer alıyor. Köprü, Türkiye ile Ermenistan sınırını oluşturan nehir üzerinde bulunması nedeniyle hem coğrafi hem de tarihi açıdan büyük önem taşıyor.
Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) Zirvesi’nde atılan imzalar, sıradan bir restorasyon projesinin çok ötesinde bir anlama sahip: Ani (İpek Yolu) Köprüsü, Türkiye ve Ermenistan arasında somut işbirliğinin ilk büyük taşı olarak yerine konuyor.
Türkiye’nin son yıllarda derinleştirdiği “proaktif ve çok boyutlu dış politika” perspektifinden bakıldığında, Arpaçay üzerindeki bu kadim kemerlerin onarılması; Ankara’nın bölgesel liderlik ve "sıfır sorun" arayışındaki yeni ve stratejik bir hamlesidir.
Sembolizmin gücü: Taşlar konuşunca!..
Ani Köprüsü, 10. yüzyıldan bu yana İpek Yolu’nun Anadolu’ya giriş kapısıydı. Yıkık olması, sadece bir ulaşım yolunun kopukluğunu değil, iki komşu halkın birbirine olan mesafesini simgeliyordu. Bugün başlayan ortak restorasyon süreci;
Kurumsal Diplomasiyi Canlandırıyor: İki ülkenin teknik heyetlerinin, mimarlarının ve bürokratlarının ortak bir amaç için mesai harcaması, diplomatik “güven inşası”nın (confidence building) en organik yoludur.
İmaj Yönetimi: Türkiye, bu adımla uluslararası kamuoyuna "bölgesel barışın yapıcı aktörü" olduğu mesajını net bir şekilde veriyor.
Stratejik fırsatlar: “Barış Kavşağı” ve Orta Koridor…
Paşinyan yönetiminin "Barış Kavşağı" (Crossroads of Peace) konsepti ile Türkiye’nin "Orta Koridor" stratejisi ilk kez bu kadar somut bir noktada kesişiyor.
Ermenistan açısından bakıldığında Paşinyan’ın politikası oldukça net: izolasyonu kırmak, ekonomiyi çeşitlendirmek ve dış politikada denge kurmak.
Ekonomik Çeşitlilik: Sınırların açılmasına giden yolda bu köprü; Kars ve Gümrü hattını bir ticaret üssüne dönüştürebilir. Ermenistan için dünyaya açılan bir kapı; Türkiye için ise Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) coğrafyasına uzanan alternatif ve maliyeti düşük bir hat demektir.
Azerbaycan Faktörü ve Bölgesel İstikrar: Ankara, bu süreci Bakü ile eş güdümlü yürüterek Ermenistan-Azerbaycan arasındaki nihai barış anlaşmasını teşvik ediyor. Zengezur Koridoru’na dair tartışmalar sürerken, Ani üzerinden kurulan bu kültürel hat; Ermenistan’ın bölgesel izolasyondan çıkma isteğini ödüllendirerek barışa olan iştahı artırıyor.
Batı ile Pozitif Gündem: ABD ve AB’nin Kafkasya’da istikrar arayışı, Türkiye’nin bu hamlesiyle destekleniyor. Türkiye, Rusya’nın aksine bölgede kazan kazan politikası ile hareket ediyor. Bu durum, Ankara’nın Batılı müttefikleriyle olan pazarlık gücünü artırırken, bölgedeki Rus etkisinin de "yumuşak güç" yoluyla dengelenmesine olanak tanıyor.
Riskler: Mayınlı tarlada yürümek!..
Tablo her ne kadar iyimser görünse de diplomasinin önündeki engeller hala Arpaçay’ın suları kadar derin:
İç Siyaset ve Diaspora Baskısı: Hem Türkiye’de hem de Ermenistan’da milliyetçi kanatların süreci "taviz" olarak görme riski var. Özellikle Ermeni diasporasının tarihsel bellek üzerinden yapacağı baskı, Paşinyan hükümetinin manevra alanını daraltabilir.
Ekonomik Güvenlik Endişesi: Ermenistan kamuoyunda, sınırların açılmasıyla birlikte devasa Türk ekonomisinin Ermeni pazarını yutacağı korkusu hala canlı.
Tarihsel Çatışma: 1915 olaylarına dair uzlaşmazlıklar, herhangi bir siyasi kriz anında restorasyonun durmasına ve sürecin yeniden donmasına neden olabilir.
Sonuç: Geleceğin mimarisi…
Türkiye, Ermenistan ile ilişkilerde artık "bekle-gör" politikasından "inşa et-kazan" modeline geçiş yapıyor. Ani Köprüsü’nün restorasyonu, dış politikada ideolojik tıkanıklıkları aşan, pragmatik ve jeopolitik gerçekliğe dayanan yeni bir sayfanın habercisidir.
Dışişleri ve teknik heyetlerin titizliğiyle yükselen o kemerler, sadece Arpaçay’ın iki yakasını değil; Kafkasya’nın kanlı geçmişi ile huzurlu geleceğini birbirine bağlayacak. Çünkü diplomasi de tıpkı Ani’nin taşları gibi, sabırla ve doğru bir zemin üzerine inşa edilmeyi bekler.