?>

Balkanlarda bütünleşme ve sessiz diplomasinin gücü; Balkan Barış Platformu

Mehmet Yıldırım

6 ay önce

Balkanlarda bütünleşme ve sessiz diplomasinin gücü; Balkan Barış Platformu

Balkanlar, tarihin mirasıyla bugünün jeopolitiği arasında sıkışmış bir coğrafya. Etnik çeşitlilik, kırılgan devlet yapıları, çözülememiş kimlik sorunları ve büyük güç rekabeti, bölgeyi hâlâ potansiyel bir gerilim alanı olarak canlı tutuyor.
Balkanlar bir coğrafya adı olsa da Uluslararası İlişkilerde; ülkelerin parçalanması, bölünmesi ve etnik çatışmanın baş gösterdiği toplumsal olayları tanımlamak için negatif çağrışım yapan bir terim olarak da kullanılmıştır.
Tam da bu nedenle Balkan Barış Platformu’nun İstanbul’daki ikinci toplantısı, sıradan bir diplomatik buluşmanın ötesinde, dikkatle okunması gereken stratejik bir gelişme niteliği taşıyor.
Balkan Barış Platformu’nun ikinci toplantısı için; Türkiye, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya ve Sırbistan Dışişleri Bakanları İstanbul’da bir araya geldi.
Bu platformun asıl değeri, yüksek sesli deklarasyonlardan ziyade diyalog kanallarını kurumsallaştırma iddiasında yatıyor. Balkanlar gibi güvensizliğin yapısal bir unsur olduğu bir bölgede, tarafların resmi baskılar olmadan bir araya gelebileceği her masa, başlı başına bir kazanım sayılmalı. İkinci toplantı, bu anlamda ilkine kıyasla daha olgun, daha somut ve daha gerçekçi bir çerçeve sundu.
Jeopolitik açıdan bakıldığında platformun en dikkat çekici yönü; Balkanlar’ı küresel güç rekabetinin edilgen bir sahası olmaktan çıkarma arayışıdır. Ukrayna savaşı, enerji güvenliği, göç hareketleri ve Rusya, Çin, AB ve ABD gibi aktörlerin bölgedeki etkisi artık kaçınılmaz başlıklar. Platform, bu konuları soyut barış söylemlerinin ötesine taşıyarak, tartışılabilir ve yönetilebilir bir zemine çekmeye çalışıyor.
Bu noktada Türkiye’nin rolü özel bir parantezi hak ediyor. Balkan Barış Platformu, Türkiye’yi Batı ile Doğu arasında sıkışmış bir aktör olarak değil, çok taraflı diplomasinin kurucu ve kolaylaştırıcı unsurlarından biri olarak konumlandırıyor. Ankara açısından bu, barışın yalnızca normatif bir hedef değil, aynı zamanda stratejik bir tercih olduğunu gösteren somut bir dış politika pratiği anlamına geliyor.
Ekonomik boyut da göz ardı edilmemeli. Barış ve istikrar, yatırımın ön koşuludur. Platformun oluşturabileceği güven ortamı; enerji hatları, ulaştırma koridorları ve ticaret ağları açısından Balkanlar’ı daha cazip hale getirebilir. Türkiye için bu hem Balkan pazarlarına erişimin kolaylaşması hem de Avrupa’ya uzanan stratejik bağlantıların güçlenmesi demektir.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın deyimiyle, bu platform; Türkiye öncülüğünde hayata geçiriliyor. Türkiye, Balkanlar’da bölgesel sahiplenmeyi güçlendiren, diyaloğu derinleştiren ve somut işbirliği alanları üreten önemli bir çerçeve sunduğu konusunda mutabık.
Türkiye’nin birleştirici rolüyle, sonuç odaklı ve kapsayıcı bu mekanizmanın geliştirilmesi önemseniyor.
Balkanlar’da barış, istikrar ve refaha katkı sunmayı; ortak geleceğimize yatırım yapan adımlara öncülük edilmesi sürdürülecek.

-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Balkan Barış Platformu'nun temsilcilerini kabul etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da; Türkiye'nin bölgedeki istikrarsızlıkların etkilerinin azaltılması ve sona erdirilmesi için gayret gösterdiğini, Ukrayna, Gazze ve Suriye başta olmak üzere birçok yerde barış odaklı çalışmaların sürdüğünü bildirerek, Balkanlar'da da geçmişin acılarından ders alarak, geleceği hedefleyen bir anlayışla hareket etmenin gerekli olduğunu belirtti.
Elbette iyimserlik gerçekçilikle dengelenmeli. Platformun en büyük riski; kurumsallaşma eksikliği ve sembolik bir tartışma alanı olarak kalma ihtimalidir. Net takip mekanizmaları, sürdürülebilir bir sekreterya ve alınan fikirlerin somut politikalara dönüşmesi sağlanamazsa; bu tür girişimler hızla etkisini yitirir. Ayrıca Balkanlar’ın homojen bir alan olmadığı, derinleşmiş çıkar çatışmalarının yalnızca diyalogla çözülemeyeceği de unutulmamalıdır.

Buna rağmen Balkan Barış Platformu’nun kısa vadede güç dengelerini değiştirmemesi, onu önemsiz kılmaz. Asıl işlevi, kriz üretmek yerine krizleri yönetilebilir kılmak, gerilimi düşüren bir “şok emici” mekanizma olmaktır. Balkanlar gibi iletişim eksikliği yüzünden krizlerin hızla tırmandığı bir coğrafyada, bu bile stratejik bir değerdir.
Sonuç olarak Balkan Barış Platformu’nun ikinci toplantısı; yüksek sesli jeopolitik rekabet çağında sessiz diplomasinin hâlâ işe yarayabileceğini hatırlatıyor.
Büyük sloganlar yok, iddialı deklarasyonlar yok. Ama doğru zamanda kurulan bir masa var. Bazen barış, en çok da bu şekilde yaklaşır.
Balkanların bütünleşmesi hem bölge halkı hem de Müslümanların lehine olacaktır.

.

Mehmet Yıldırım, dikGAZETE.com

https://www.dikgazete.com/haber/cumhurbaskani-erdogan-balkan-baris-platformu-nun-temsilcilerini-kabul-etti-983917.html
https://www.dikgazete.com/haber/balkan-baris-platformu-2-disisleri-bakanlari-toplantisi-istanbul-da-yapildi-983915.html
https://www.dikgazete.com/haber/karadag-disisleri-bakani-ibrahimovic-turkiye-nin-kuresel-barisin-saglanmasinda-oynadigi-rolu-o-984008.html
https://www.mfa.gov.tr/balkan-baris-platformu-ikinci-disisleri-bakanlari-toplantisi-23-ocak-2026-istanbul.tr.mfa
https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdoganin-balkan-baris-platformu-uyesi-ulkelerin-temsilcilerini-kabulune-iliskin-aciklama
https://www.srbija.gov.rs/vest/en/267766/balkan-peace-platform-aimed-at-strengthening-ties-in-region.php

YAZARIN DİĞER YAZILARI