Mehmet Yıldırım yazdı;
Hakan Fidan’ın Asya-Pasifik ziyareti; Türkiye yeni küresel dengenin neresinde?
Bir sabah gelecek kardan aydınlık!
Kıymetli şairimiz merhum Abdurrahim Karakoç yazmış;
“Gergin uykulardan, kör gecelerdenBir sabah gelecek kardan aydınlık.Sonra düğüm düğüm bilmecelerdenBir sabah gelecek kardan aydınlık
Vurulup ömrünün ilkbaharındaKanından çiçekler açar yarındaCümle şehitlerin omuzlarındaBir sabah gelecek kardan aydınlık.”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan nezdinde Türkiye’nin Asya-Pasifik’te görünür olmasını açıklayan en temel söylem bu olsa gerek:
“Bir sabah gelecek kardan aydınlık!”
Yüreğimizdeki yara Cox Bazar; yıllardır kanar. Cox Bazar bir mülteci kampı.
Budist Vahşetin yaşandığı Myanmar’dan kaçabilen bir milyon civarında Arakan/Rohingya kökenli Müslüman, burada fakru zaruret içerisinde yaşıyor. Bangladeş kapısını açmış ama kendisi de yeni toparlanıyor. Türkiye, bu kampla uzun zamandır ilgileniyor. Hakan Fidan’ın ziyareti ile Cox Bazar; Türkiye için tekrar gündeme gelecek. Cox Bazar; Asya-Pasifik Müslümanlarının dirilişini simgeleyecek.
Hakan Fidan'ın Singapur, Endonezya ve Güney Kore'yi kapsayan Asya-Pasifik turu: sıradan bir diplomatik ziyaret olarak değerlendirilmemelidir. Bu ziyaret, Türkiye'nin son yıllarda giderek belirginleşen dış politika anlayışının somut bir yansımasıdır: Tek bir eksene bağlı kalmayan, çok yönlü ortaklıklar geliştiren ve küresel güç merkezleri arasında stratejik hareket alanını genişletmeye çalışan bir Türkiye.
Uluslararası sistem artık Soğuk Savaş sonrası dönemin tek kutuplu yapısından oldukça uzaklaşmış durumda. ABD ile Çin arasındaki rekabet, dünya siyasetinin temel belirleyicilerinden biri haline gelirken, orta ölçekli devletler kendilerine daha esnek ve bağımsız hareket alanları yaratmaya çalışıyor. Türkiye de bu dönüşümün farkında olarak dış politikasını yeniden şekillendiriyor.
Bu açıdan bakıldığında Fidan'ın Singapur, Endonezya ve Güney Kore ziyaretleri, Ankara'nın yalnızca Avrupa, Orta Doğu veya Karadeniz ekseninde değil, aynı zamanda Asya-Pasifik'in yükselen jeopolitiğinde de kalıcı bir aktör olma hedefinin göstergesidir.
Özellikle Singapur seçimi dikkat çekicidir. Küresel finansın ve ticaret ağlarının merkezlerinden biri olan Singapur, yalnızca ekonomik bir ortak değil; aynı zamanda Asya'nın stratejik düşünce merkezlerinden biridir. Burada verilen mesajlar, Türkiye'nin küresel meseleleri, bölgesel sınırların ötesinde değerlendirdiğini göstermektedir.
Endonezya ise farklı bir anlam taşıyor. Dünyanın en büyük Müslüman nüfusuna sahip olan bu ülke, aynı zamanda ASEAN'ın en etkili üyelerinden biridir. Ankara ile Cakarta arasındaki ilişkiler son yıllarda savunma sanayinden teknoloji iş birliklerine kadar geniş bir yelpazede gelişmektedir. İki ülkenin ortak noktası, küresel sistemde daha adil ve kapsayıcı bir temsil talep eden yükselen orta güçler olmalarıdır.
Güney Kore ayağı ise Türkiye'nin ekonomik ve teknolojik hedeflerini öne çıkarıyor. Yapay zekâ, dijital dönüşüm, ileri üretim teknolojileri, savunma sanayi ve enerji alanlarında dünyanın öncü ülkelerinden biri olan Güney Kore ile kurulacak daha derin ortaklıklar; Türkiye'nin yüksek katma değerli üretim kapasitesini artırma hedefi açısından önem taşımaktadır.
Bu ziyaretlerin en önemli boyutlarından biri de Türkiye'nin "Yeni Asya" vizyonunun artık teorik bir söylem olmaktan çıkıp somut diplomatik adımlarla desteklenmesidir. 2019 yılında ortaya konulan bu yaklaşım, Türkiye'nin ekonomik ve diplomatik ilişkilerini çeşitlendirmeyi hedefliyordu. Bugün gelinen noktada bu stratejinin kurumsallaşmaya başladığı görülüyor.
Ancak fırsatlar kadar riskler de bulunmaktadır.
Asya-Pasifik bölgesi, günümüzde dünyanın en yoğun jeopolitik rekabet alanlarından biridir. Güney Çin Denizi'nden Tayvan Boğazı'na kadar uzanan geniş coğrafyada ABD ile Çin arasındaki stratejik çekişme giderek sertleşmektedir.
Türkiye'nin Singapur ve Güney Kore gibi Batı ile yakın ilişkiler sürdüren ülkelerle bağlarını güçlendirirken, aynı zamanda Çin ile ekonomik ilişkilerini koruma ihtiyacı, hassas bir denge gerektirmektedir.
Bir diğer zorluk ise kapasite meselesidir. Türkiye aynı anda Karadeniz'deki savaşın etkileriyle ilgilenmekte, Orta Doğu'daki krizleri takip etmekte, Afrika'daki açılımlarını sürdürmekte ve Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını korumaktadır. Böylesine geniş bir coğrafyada etkinlik göstermek ciddi diplomatik, ekonomik ve kurumsal kaynak gerektirir.
Buna rağmen ziyaretin ortaya koyduğu en önemli gerçek şudur: Türkiye artık kendisini yalnızca bölgesel bir güç olarak tanımlamıyor.
Ankara, Avrupa ile Asya'yı, NATO ile gelişmekte olan dünyayı, güvenlik politikaları ile ekonomik iş birliklerini aynı anda yönetebilen bir "orta güç" kimliği inşa etmeye çalışıyor. Bu yaklaşım, günümüzün çok kutuplu dünyasında giderek daha fazla değer kazanmaktadır.
Asya-Pasifik turu aynı zamanda Türkiye'nin küresel barış ve istikrar konusundaki söylemini de güçlendirmiştir. Ukrayna savaşı, Gazze krizi, Orta Doğu'daki gerilimler ve Asya'daki stratejik rekabet düşünüldüğünde; farklı taraflarla işbirliği geliştirmiştir.
Özdemir Erdoğan’ın seslendirdiği yürek yakan şarkısı; “Bizi dost bildiklerimiz vurdular...”
Kazakistan can ciğer kardeşimiz, dostumuz. Sen kalk, Güney Kıbrıs Rum Yönetimini tanı, büyükelçi gönder- kabul et eyvallah. Senin devlet politikan, elbette karışamayız.
Ama kardeş; Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in, GKRY lideri Nikos Hristodulides'e "Birinci Derece Dostluk Nişanı" takıp; "Kıbrıs'ın toprak bütünlüğüne saygı duyulmasını" istemesi nedir, ya hu? Kınarız, ayıptaymız!
Yazdık!
Yazdık: Kırgızistan'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 2027-2028 dönemi için geçici üyeliğine seçilmesine sevindik. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’u tebrik eder; kutlarız/ kuttuktaybız!
“Arnavutluk satılık değil!” Beş gündür halk; başkent Tiran’da bu sözleri haykırıyor.
“Trump, Kuşner ve İsrail defol; Arnavutluk’tan çık.”
Trump’ın damadı Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, Arnavutluk'un Adriyatik kıyısındaki koruma altında olan el değmemiş doğasıyla bilinen Vjosa-Narta kıyı şeridi (Zvernec bölgesi) ve eski bir askeri üs olan Sazan Adası’nda lüks bir tatil köyü ve turizm kompleksi inşa etmek istiyor. Başbakan Edi Rama’nın hararetle desteklediği bu projeye karşı halk tepki gösteriyor.
Türkiye’nin yakın ilgi alanındaki Somali başkentindeki çatışma üzdü. Türkiye acilen tedbir almalı.
Sıfır Atık Vakfı tarafından İstanbul Valiliği himayesinde düzenlenen ve 4-7 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu dev organizasyon: İstanbul'u adeta küresel çevre diplomasisinin başkenti haline getirdi.
Onursal Başkan Emine Erdoğan’ın açılış konuşmasıyla başlayan program, hem devlet liderlerini bir araya getiren üst düzey bir forumu hem de halka açık devasa bir festivali kapsıyor. Türkiye için hatırı sayılır bir etkinlik. Bu arada Samed Ağırbaş adı geçen vakfın başkanlığını yapıyor. Bu etkinliği tüm Türkiye’ye yayılmalarını isteriz.
Bu adama dikkat!
Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) Komutanı Korgeneral Emmanuil Theodoru. Rum basınına verdiği demeçte, Güney Kıbrıs’ın güvenilir bir ortak ve güvenlik faktörü olarak kendini kanıtladığını öne sürdü.
Rum Milli Muhafız Ordusu Komutanı Emmanuil Theodoru'nun açıklamaları, Güney Kıbrıs'ın Fransa, İsrail ve ABD ile geliştirdiği askeri iş birliklerini yalnızca savunma alanında değil; Doğu Akdeniz'deki jeopolitik konumunu güçlendirme aracı olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Theodoru, RMMO'nun caydırıcılık kapasitesini artırmak, modern silah sistemleri ve anti-drone teknolojileriyle ordusunu dönüştürmek ve Güney Kıbrıs'ı bölgesel bir güvenlik aktörü haline getirmek hedefinde olduğunu vurgularken, Rum yönetiminin uluslararası ortaklıklar üzerinden askeri ve diplomatik etkisini genişletme stratejisini de açıkça teyit ediyor. Bu yaklaşım, Doğu Akdeniz'de güvenlik ve istikrar söylemi altında yürütülen askeri yapılanmanın ve güç dengesi arayışının giderek hızlandığına işaret ediyor.
Thedoru efendi; biz, Rum’u biliriz. Yani senin tehditlerin sökmez. Sen ancak arkandaki gücün sözcülüğünü yaparsın.
Ve nihayet. Komşu sivil kadınları askere kabul etmeye başlamış. Hukuk tanımadan ve anlaşmalara uymadan adaları işgal et ve silahlandır; sonra kadınları askere çağır.
Erkin Koray’ın; “kızları da alın artık askere” çağrısına uymuş Yunanistan... Korku sarmış bacayı!
Hicri Yılbaşına az kaldı! Selamet, uhulet ve afiyet temennisiyle.