?>

Türkiye-Rusya ilişkileri ve geleceği

Erdinç Cündübeyoğlu

3 ay önce

Erdinç Cündübeyoğlu, Moskova'dan yazdı;

Türkiye-Rusya ilişkileri ve geleceği

MOSKOVA

Türkiye ve Rusya: Ekonomik ve politik işbirliğinde yeni dönem…

Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkiler, son yıllarda hem ekonomik hem de politik anlamda önemli bir dönüşüm geçiriyor. İki ülke, enerji, ticaret ve diplomasi alanında stratejik bir ortaklık kuruyor. Özellikle Akkuyu Nükleer Santrali projesi, enerji iş birliğinin sembolü haline gelmiş durumda. 2024 itibarıyla iki ülke arasındaki ticaret hacmi 52 milyar dolara ulaşmışken, hedef 100 milyar dolara çıkmak.
Siyasi alanda da Türkiye, NATO üyesi olmasına rağmen Rusya ile bağımsız bir kanal kurmayı başarıyor. Ukrayna krizinde arabulucu rolü üstlenen Ankara hem Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunuyor hem de Rusya ile ekonomik ve diplomatik diyaloğu koruyor. Bu çok yönlü yaklaşım, Türkiye’nin dış politikasında esnek bir denge politikasına işaret ediyor.
Türkiye ve Rusya hem bölgesel hem küresel düzeyde karşılıklı çıkarlarına dayalı bir iş birliği kuruyor. Bu ortaklık, her iki ülkenin de hem ekonomik kalkınma hem de stratejik konumlanma açısından elini güçlendiren bir zemin sunuyor.

Son zamanlarda Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkiler, dengeli ve fırsatçı bir çerçevede ilerliyor. İki ülke arasında ticaret hacmi 2024 itibarıyla 52 milyar dolara ulaşmış durumda ve hedef 100 milyar dolar. Enerji iş birliği, Akkuyu Nükleer Santrali projesi gibi alanlarda güçlü, ancak Türkiye, NATO üyesi olarak Batı ile ilişkilerini de sıkı tutuyor. Yani Türkiye hem Rusya ile iş birliği yaparken hem de Batı ile dengeli bir strateji izliyor.

Sovyetler’den bugüne: Rusya’nın ekonomik yolculuğu…

1999 yılı itibariyle ilk Rusya’ya gitmem ile beraber 2022 arasında son Rusya’da bulunmam itibariyle aradaki fark çok net görülebilmektedir; önceden de belirttiğim üzere, önceleri çocuk oyun parklarında çocuklar yerine evsiz ve sarhoşların dinlenme yeri yerine artık çocukların tekrar yeşerdiği umut bölgeleri olmaya başlamasıyla gelecek kaygısı olmayan Rus ailelerinin geleceğe umutla baktıklarını göstergesidir.
Sovyetler Birliği’nin çöküşü, Rus halkının kolektif hafızasında derin izler bıraktı. 90'ların başında yaşanan ekonomik kaos, enflasyon, işsizlik ve belirsizlik, halkın geçmişteki istikrara özlem duymasına neden oldu. Bugün ise Rusya, Sovyetler’in merkezi planlamasından çok daha farklı bir ekonomik modelle ayakta duruyor. Kapitalist reformlarla özel sektörün güçlendiği, enerji ihracatına dayanan bir büyüme stratejisi benimsendi. Ancak bu, refahın her kesime eşit dağıtıldığı anlamına gelmiyor. Bugün Rusya’da, zenginlik ile yoksulluk arasındaki uçurum genişliyor.
Sovyetler’deki toplumsal dayanışma ve ücretsiz hizmet anlayışı, bugün daha bireyselci bir ekonomik modelle yer değiştirdi. Bu dönüşüm, Rus toplumunun hem özgürlük hem de güvenlik arayışını şekillendiriyor. Geçmişe duyulan özlem, geleceğe dair belirsizlikle harmanlanıyor. Belki de bu yüzden, Rus halkı hem eski güvenlik hissini hem de yeni fırsatları aynı anda arıyor.
Rusya'da birçok insan, Sovyetler Birliği dönemini özlüyor, özellikle de 2020’de yapılan bir ankette Rusların yaklaşık yüzde 75’i o dönemin en iyi dönem olduğunu söyledi. Aynı ankette yüzde 65, Sovyetler’in dağılmasını büyük bir kayıp olarak nitelendirdi. Ancak bu, tam anlamıyla komünist sisteme geri dönme isteği değil; daha çok o dönemin istikrarına ve güvenliğine duyulan bir özlem. Gençler arasında bu özlem daha az, çünkü onlar daha çok ekonomik ve sosyal istikrarı hatırlıyor.
Levada Center’ın Mart 2020’de yayımladığı bir ankete göre, Rus halkının yaklaşık yüzde 75’i Sovyet dönemini ülkenin tarihinin en iyi dönemi olarak görüyor. Ancak, sadece yüzde 28’i bu döneme geri dönülmesini gerçekten istiyor. Ayrıca, 2018’de yüzde 66’lık bir kesim, Sovyetlerin dağılmasını büyük bir talihsizlik olarak nitelendirmişti. En yaygın nedenler arasında ise ekonomik sistemin yıkılması, süper güç statüsünün kaybı ve toplumsal güvensizliğin artması öne çıkıyor.

Anlaşıldığı üzere Rus toplumunun belli bir kısmını geçmişe, Sovyet dönemine özlem duymaktadır eski sistemin onlara sağlamış olduğu olanaklara özlemdir bu... Eski sistemin onlara sağlamış olduğu eşitlikçi bir ekonomi hedeflemesi, herkesin temel ihtiyaçlarının garanti altına alınması ve sosyal dayanışmayı ön plana çıkarması var, ancak gözardı edilmemesi gereken olumsuz yönlerinden olan ekonomik verimsizlik, bireysel girişimciliğin kısıtlanması her anlamda gelişmeyi önleyebilmektedir.
Rusya’yı ilk ziyaret ettiğim zamandan bugüne büyük gelişim göstermektedir, 90'ların sonunda klasik “Hurusovski evleri”nde 50 m2 lik dairelerde çocuk, anne-baba hatta “babuşkalar” beraber yaşayarak bir hayat düzeni kurmaya çalışırlarken (Sovyetlerin güvencesinde) artık günümüzde yeni dairelerde, ofislerde gençliğin bireysel başarılarının değer görebilmeleri ve yüksek kazanç elde edebilmeleriyle hayat standartları yükselmiş ve ileriye umutla bakabilmektedirler.
Türkiye ile Rusya arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 105. yıl dönümü 2025 yılında kutlanmıştır, bunun hem siyasal hem ekonomik anlamda ileriye zenginleştirerek taşımamız önemlidir.

.

Erdinç Cündübeyoğlu, dikGAZETE.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI