Erdinç Cündübeyoğlu, Moskova'dan yazdı;
Teknolojinin ilerisinde olabilmek…
İnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan kuvvet, yaratma/icat yeteneğidir (Atatürk)
MOSKOVA
Ortadoğu’nun kaynayan ortamı ve stratejik olarak bu bölgeye yakın olmamız nedeniyle her zaman hazırlıklı ve savunmada kuvvetli olmak, gerektiğinde ise saldırabilme, vatanını koruyabilme teknolojisine de sahip olmak zorundayız.
Yakın geçmişteki savaşlar sonucu biz, sınırları cetvelle çizilen devletlerden, monarşilerden farklı olarak sınırlarımız, vatan evladı olan Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi'nin kanlarıyla Kurtuluş Savaşı’nda çizildi...
Sınırımızı koruma adına ve Atatürk’ün çizdiği “Yurtta sulh, cihanda sulh”, ekseninde hem Türkiye'nin iç huzurunu (yurtta sulh) hem de uluslararası barışı (cihanda sulh) hedefleyen temel dış ve iç politika ilkesi olmalıdır stratejimiz…
Dünya savunma sanayinde, balistik füze sistemleri, stratejik bir güç unsuru olarak öne çıkıyor. Bu sistemler, hedeflerine yüksek hızda ve büyük bir menzille ulaşabilme kapasitesine sahip. Özellikle Rusya, Çin, ABD, Hindistan, Kuzey Kore ve Türkiye, balistik füze kapasiteleriyle dünya sıralamasında öne çıkıyor. Türkiye, ‘Tayfun’ gibi yerli projelerle kısa ve orta menzilli balistik füze sistemlerini geliştiriyor. Bu sistemler hem caydırıcılık hem de stratejik denge açısından kritik bir rol oynuyor.
Balistik füze teknolojisi, menzil, hız, taşıma kapasitesi gibi unsurlarla, uluslararası güvenlik dinamiklerini şekillendiriyor. Türkiye’nin de bu alanda attığı adımlar, bölgesel caydırıcılıkta önemli bir pay sahibi olmasını sağlıyor. Ancak bu teknolojilerin kullanımı, etik, stratejik ve güvenlik risklerini de beraberinde getirdiği için, uluslararası denge ve diplomasi açısından büyük bir dikkatle takip ediliyor...
2026 itibariyle dünyanın en güçlü balistik füze kapasitesine sahip ülkeleri arasında Rusya, Çin, ABD, Hindistan ve Kuzey Kore öne çıkıyor. Rusya, özellikle RS-28 Sarmat gibi füzelerle, yaklaşık 18 bin kilometre menzile ulaşabiliyor. Çin, ABD ve Hindistan da kıtalararası balistik füzeler geliştiriyor.
Türkiye de bu gelişmelerden uzak kalmayarak “Yıldırımhan” isimli, üstünde “K.Atatürk” imzalı savunma sanayisinde tanıtılan yerli bir balistik füze sistemini sergiledi. 5 Mayıs 2026'da İstanbul'da SAHA 2026 fuarında duyurulan ‘Yıldırımhan’ın menzili yaklaşık 6 bin kilometre, hızı ise Mach 9 ile Mach 25 arasında. Sıvı yakıtlı bir roket sistemi olarak geliştirilmiş ve yaklaşık 3 bin kilogramlık bir harp başlığı taşıyabiliyor, Yakın zamanda da gerekli testler ve denemeler sonucu seri üretime ve hizmete geçirilmesi planlanmaktadır.
Balistik füze hakkında kısa bilgilendirme gerekirse; genellikle yerden bir hedefe yüksek hızla fırlatılan ve çoğunlukla atmosfere çıkıp, sonrasında geri düşüşe geçen bir roket sistemidir. Üç ana aşamada çalışır: Fırlatma, balistik uçuş (yani atmosfer dışına çıkma ve geri iniş) ve hedefe çarpma.
Balistik füzeler genel olarak üç ana menzil kategorisine ayrılır. Kısa menzilli füzeler, 1.000 kilometreye kadar; orta menzilli füzeler, 1.000 ile 3.500 kilometre arasında; uzun menzilli füzeler ise 3.500 kilometrenin üzerinde kabul edilir. Hipersonik balistik füzeler de bu menzillerin ötesinde, çok yüksek hızlara ulaşabilen sistemlerdir. Yani menzil, füzelerin stratejik etkisini ve hedef alanını belirleyen en kritik faktörlerden biri.
Kıtalararası menzillere sahip olan balistik füzeler, stratejik ve caydırıcı bir güç olarak kullanılır. Hem konvansiyonel hem de nükleer başlık taşıyabilirler ve genellikle yüksek doğruluk ve uzun menzil özellikleriyle öne çıktığı belirtilmektedir.
Türkiye'nin balistik füze envanteri hakkında resmi ve doğrulanmış bir rakam kamuya açıklanmış değil. Ancak bazı bağımsız kaynaklara göre, Türkiye’nin yaklaşık 322 balistik füzeye sahip olduğu ve Tayfun sistemi gibi yerli projelerin de geliştirilmekte olduğu tahmin ediliyor. Ancak bu rakam henüz resmî olarak doğrulanmamış durumdadır.
Yıldırımhan füzesi, yaklaşık 6 bin kilometre menzile sahip ve hipersonik hızlarda, Mach 9 ile Mach 25 arasında hareket edebilen bir balistik füze olarak tanıtıldı. Sıvı yakıtlı dört roket motoruyla çalışıyor ve Milli Savunma Bakanlığı AR-GE tarafından geliştiriliyor. Diğer Türk balistik füzeleri arasında J-600T Yıldırım ve Tayfun yer alıyor; bunların menzilleri ise 150 ila 900 kilometre arasında değişiyor.
Ayrıca ASELSAN (Askeri Elektronik Sanayi) savunma elektroniği kuruluşumuzun da çalışmalara katkıda bulunarak ilerleyişi devam etmektedir.
Türkiye’nin savunma elektroniğinde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla, 14 Kasım 1975’te Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı çatısı altında kuruldu. İlk telsiz üretimi 1980’de başladı ve 1990’larda halka açılarak, ihracata yöneldi. 2000’lerden sonra savunma dışındaki sektörlere de girerek küresel bir oyuncu haline geldi ve 2024’te 120 milyar TL ciroya ulaştı.
Ülkemizin savunma sistemlerinin geliştirilmesi, dönemsel teknolojilerden geri kalınmaması ve başarılı sonuçların elde edinilmesi, bulunduğumuz coğrafya stratejisi açısından çok önemlidir; buna istinaden ilgili yatırımların, AR-GE çalışmaların da eksiksiz yapıldığı görmek bizleri mutlu etmektedir.