-İspanya Başbakanı Pedro Sanchez
Erdinç Cündübeyoğlu, Moskova'dan yazdı:
Avrupa yeni sisteme doğru giderken
MOSKOVA
Avrupa'da İran savaşı sonrası yeni yapılanma olabilir mi!..
İslam perspektifine göre değerli lider davranışlarından biri olan Adaletle Hükmetmek, liderin en temel görevi, ayrım yapmaksızın (ırk, cinsiyet, yaş gözetmeksizin) herkese eşit ve adil davranmasıdır.
Dünya coğrafyasında İslam inancını kabul etmiş çoğunlukların bulunduğu ülkelerin yönetiminde bulunan liderlerinin maalesef son dönemde yaşanmakta olan Gazze soykırımı ardından başlamış olan İran savaşındaki tutumları ve tarihe not düşülecek şekilde olan yanlış tavırları gözlerimizin önündedir.
Çoğu Müslüman ülke, kesin bir şekilde İran'ı desteklemiyor. Müslüman dünyası tek bir blok değil; özellikle Sünni ve Şii ayrımı önemli. İran’ın bazı müttefikleri arasında Hizbullah, Yemen’deki Husi hareketi ve Irak’taki Şii gruplar var. Ancak Suudi Arabistan, BAE gibi Körfez ülkeleri ise İran’a karşı bir pozisyon almış durumda…
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları, Orta Doğu’da büyük bir gerilim yarattı; Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, ABD+İsrail kampını desteklerken, İran karşıtı olduklarını belirtti. Avrupa’da ise genel olarak hükümetler, itidal çağrısı yaparken, kamuoyu bu saldırıları mesafeli buluyor. ABD’de ise halkın yüzde 59’u bu harekâtı desteklemiyor.
ABD, NATO üyesi ülkeleri savaşa çekmediği gibi onların üslerini de kullanmada olumlu onay alamamıştır ve Trump, NATO’dan ayrılmayı dile getirmeye başlamıştır.
NATO üyesi ülkeler, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü operasyona otomatik olarak katılmak zorunda değil. NATO’nun temel görevi kolektif savunma, yani bir üye saldırıya uğrarsa diğerlerinin tepki vermesini gerektiriyor, ancak bu, her operasyonun dahil edilmesi anlamına gelmiyor. Şu anda ABD’nin bu operasyonu, NATO’nun kolektif bir harekâtı olarak değerlendirilmedi; dolayısıyla her üye, bağımsız olarak katılımını ya da katılmamasını kendi kararıyla belirliyor.
Avrupa ülkeleri arasında özellikle dik duruş sergileyebilen İspanya göz önüne çıkmaktadır. İspanya, İran’a yönelik askeri operasyonlara katılmayı kesin bir şekilde reddediyor. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, ülkenin NATO yükümlülüklerini yerine getirse de saldırgan operasyonlarda yer almayacağını ve ABD ile İsrail’in İran’a karşı operasyonlarında üslerini kullanmalarına izin vermeyeceğini açıkladı. Bu tutum, İspanya’yı Avrupa'da en net anti-savaş sesi çıkaran hükümet haline getiriyor ve bu, ABD ile ciddi bir ayrışma yaratıyor...
Pedro Sánchez, İspanya’nın en eski partilerinden biri olan PSOE’nin lideri. Parti, sosyal demokrasi çizgisinde, yani merkez-sol bir ideolojiye sahip. Sánchez ise zamanla daha sosyal liberal ve sonrasında daha sola kayarak, neoliberal kapitalizme karşı sosyal demokrasi vurgusu yaptı. Bu, PSOE’yi İspanya’da sosyal demokrasi geleneğinde, daha reformist ve sol bir hatta taşıdı. İspanya, özellikle halk desteğini de arkasına alarak, bu tür askeri müdahalelere karşı en net duran ülkelerden biri haline geldi. Bu tutum, Avrupa'da ve dünya genelinde dikkat çekiyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonları, ABD’de halk desteğinde ciddi bir düşüşe neden oldu. “Reuters/Ipsos” anketine göre, Trump’ın genel onay oranı yüzde 36’ya düştü ve halkın yüzde 59’u ABD’nin İran operasyonlarını “aşırı” buluyor. Bu, özellikle bağımsız seçmenler arasında büyük bir tepkiye yol açtı.
ABD’nin İran ile görüşmeler sürerken uluslararası hukuka aykırı şekilde görüştüğü ülkenin liderlerini öldürmesi ve iddia edildiği üzere istihbaratın İran halkının yönetimine karşı ayaklanacağı şeklindeki bilgisinin de yanlış olduğu ve İran halkının düşmana karşı tek vücut olarak ülkesinin yanında olması, savaş süresinde çevre ülkelere biz dahil sınırlarında hiç bir mülteci talebinin veya yığınının olmaması, İran’ın yüzyıllardır süre gelen devlet geleneğinin olmasını da gösterir şekilde takdire şayandır.
Avrupa'da öncelikle İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in bağımsız ve ABD ve savaşına karşıt tutumu ve NATO üyesi ülkelerin üslerini ABD’ye kullandırılmaması önümüzdeki dönemde Avrupa’nın da yeni şekillendirilmelere gebe olabileceğini göstermektedir; bu süreçte Trump’ın dillendirdiği “NATO’dan çıkarız” sözünün realize olması ihtimali sonrasında Türkiye’nin en güçlü NATO üyesi olması dışında Avrupa Birliği üyeliği ve statüsünün de dile getirilebileceği konusunda hazırlıklı olmalıyız.