Erdinç Cündübeyoğlu, Moskova'dan yazdı;
Güneydoğu Anadolu'nun kalbi Diyarbakır -2
MOSKOVA-Diyarbakır
Geçen hafta tanımaya başladığımız güneydoğun incisi “Amed” günümüz ismiyle Diyarbakır'ı Evliya Çelebi misali bu hafta yerinde sizlere tanıtmaya devam ediyoruz…
Surp Giragos Ermeni Kilisesi, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde bulunan ve Ortadoğu'nun en büyük Ermeni Apostolik kiliselerinden biri olarak kabul edilen çok önemli bir tarihî yapıdır. Kilisenin kesin yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak kaynaklarda 16. yüzyılın başlarına tarihlendiği ve 1610–1615 yılları arasında Polonyalı seyyah Simeon'un seyahatnamesinde adının geçtiği belirtilir.
10 Haziran 1881'de büyük bir yangında tamamen yıkılmış, 1883 yılında yeniden inşa edilmiştir.
Mimari özellikleri…
Beş nefli ve beş apsisli büyük bir bazilika planına sahiptir.
Diyarbakır'ın meşhur siyah bazalt taşlarıyla inşa edilmiştir.
Tarihinde görkemli bir çan kulesi bulunuyordu; eski kule yıkılmış, günümüzde yeniden inşa edilen bir çan kulesi mevcuttur.
Dini ve kültürel önemi…
Yüzyıllar boyunca Diyarbakır Ermeni toplumunun ruhani merkezi olmuştur.
Günümüzde hem ibadet mekânı hem de kültürel miras alanı olarak ziyaret edilmektedir.
Her yıl Türkiye'den ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen Ermenilerin katıldığı özel ayinler düzenlenmektedir.
Ahmet Arif Edebiyat Müzesi…
Ahmed Arif (asıl adı: Ahmet Önal), Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biridir. 21 Nisan 1927'de Diyarbakır'da doğmuş, 2 Haziran 1991'de Ankara'da vefat etmiştir. Şiirlerinde Anadolu insanını, sevgiyi, özlemi, özgürlüğü ve toplumsal adalet arayışını güçlü bir dille işlemiştir.
Diyarbakır'da büyüdü ve lise öğrenimini tamamladı.
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü'nde öğrenim gördü ancak eğitimini tamamlayamadı.
1950'li yıllarda siyasi nedenlerle tutuklandı ve bir süre cezaevinde kaldı.
Daha sonra Ankara'da gazetecilik ve düzeltmenlik yaptı.
Diyarbakır'ın Sur ilçesinde, şairin anısını yaşatmak amacıyla kurulmuş olan Ahmet Arif Edebiyat Müzesi bulunmaktadır. Müzede Ahmed Arif'e ait kişisel eşyalar, el yazmaları ve eserleri sergilenmektedir.
Ahmed Arif'in Diyarbakır'a olan sevgisini şiirlerinde sıkça görmek mümkündür. Bu nedenle hem Diyarbakır'ın hem de Türk edebiyatının simge isimlerinden biri olarak kabul edilir.
Mar Petyun (Mor Petyun) Keldani Katolik Kilisesi…
Diyarbakır'ın Sur ilçesinde bulunan ve kentteki Keldani Katolik cemaatinin en önemli ibadet merkezlerinden biri olan tarihî bir kilisedir. Günümüze ulaşabilen az sayıdaki Keldani kilisesinden biri olması nedeniyle büyük kültürel ve dini öneme sahiptir.
Kilisenin bugün görülen yapısının 17. yüzyılda inşa edildiği kabul edilmektedir.
Yapı üzerinde bulunan bir kitabe, 1834 yılında önemli bir onarım geçirdiğini göstermektedir.
Diyarbakır, geçmişte önemli bir Keldani merkeziydi ve Mar Petyun Kilisesi bu topluluğun ruhani yaşamında merkezi bir rol üstlenmiştir.
Keldaniler kimdir?
Keldaniler, kökenleri Mezopotamya'nın eski Süryani-Asuri Hristiyan topluluklarına dayanan Doğu geleneğine bağlı Katolik bir cemaattir. Kendi litürjik geleneklerini korurken Katolik Kilisesi ile birlik içindedirler. Diyarbakır, Mardin ve Şırnak çevresinde tarih boyunca önemli Keldani toplulukları yaşamıştır.
Kilise, Sur ilçesinde, Şeyh Mutahhar Camii (Dört Ayaklı Minare) ve Surp Giragos Ermeni Kilisesi'ne yakın bir konumda yer alır. Bu bölge, Diyarbakır'ın çok kültürlü tarihini yansıtan en önemli alanlardan biridir.
Diyarbakır'daki Saint George Kilisesi (Kara Papaz Kilisesi olarak da bilinir)
Kentin en eski Hristiyan yapılarından biridir. İçkale'nin kuzeydoğu köşesinde, Dicle Vadisi'ne bakan yüksek kayalıklar üzerinde yer alır.
Yapının ilk inşa tarihinin MS 2. veya 3. yüzyıla kadar uzandığı düşünülmektedir. İlk hâlinin Roma dönemine ait bir yapı olduğu, daha sonra kiliseye dönüştürüldüğü kabul edilmektedir.
Artuklular döneminde, yapının batı bölümüne kubbeli bir kısım eklenmiş ve bir süre saray hamamı olarak kullanılmıştır. Bu durum, yapının tarih boyunca farklı medeniyetler tarafından farklı amaçlarla değerlendirildiğini göstermektedir.
Diyarbakır'ın zengin tarihi ve kültürel miraslarını sizlere tanıtmaya çalıştığım yazımın son bölümünü önümüzdeki hafta tamamlayarak bitireceğim, UNESCO’nun dünya mirası geçici listesine aldığı bu yapıtların korunmasını ve önümüzdeki nesillere aktarılmasını sağlamalıyız.