Ali Mevlüt Kaya yazdı;
“Adliye kapısı, adaletin ve eşitliğin kapısıdır” diyen Adalet Bakanı Akın Gürlek’e!..
Adalet Akademisi’nde hakim ve savcı adaylarına seslenen Adalet Bakanı Akın Gürlek, adliye kapısından giren her vatandaşın adalete güven duyması gerektiğini belirterek, “Adliye kapısı, adaletin ve eşitliğin kapısıdır. O kapıdan içeri giren her vatandaşımız, 'Ben burada adaleti bulacağım” diyebilmelidir” dedi.
Adalete ihtiyacı olan her vatandaşın, hakim ve savcıların karşısına geldiğinde onlara güvenmesi ve verecekleri kararlara inanması gerektiğini vurgulayan Gürlek, “Vicdanınız eşliğinde doğru karara ulaşabilmeniz için ihtiyaç duyduğunuz her türlü imkanı sağlamak bizim sorumluluğumuzdur. Sizlerin adil, etkin ve hızlı yargı süreçlerini yürütürken tek arzumuz, görevinizi en iyi şekilde yerine getirmeniz ve hiçbir zorlukla karşılaşmamanızdır” görüşünü paylaştı.
Sayın bakana iki örnek verip bir ricada bulunacağım…
“Adliye kapısı, adaletin ve eşitliğin kapısıdır. O kapıdan içeri giren her vatandaşımız, 'Ben burada adaleti bulacağım' diyebilmelidir” sözünüze karşılık, ben vatandaş, adaleti bulmuş muyum bakalım?!
Bir savcı bana 2024 yılında kumpas kurdu… (Buna tekrar döneceğim) Onun duruşmalarına gidip gelirken, duruşmamın birinin saati 09:35 olarak verilmişti. 09:10’da adliyeye gittim. Davalı veya davacı avukatıyla geliyorsa onlar için duruşma saatinin bir önemi yok. Gelip, direkt salona geçebiliyorlar.
Elinde kağıta mübaşir çiziyor, çağırıyordu. Saat: 10:40’ta mübaşire dedim ki, “Bu dava 1 yıldır devam ediyor ve ben bu davadan dolayı engelli durumuna düştüm; rahatsızım. Benim 09:35’te duruşmam var; aradan bir saatten fazla zaman geçti.”
“Seni de alırız” dedi.
Oturdum… Saat 11:20’de mübaşir dışarıdayken bir hanımefendi yanına yaklaşıp, “Biz K… …. geldik; geri dönmemiz lazım. Bizi öne alabilir misin?” dedi… “Duruşmanız kaçta” diye sorusunu, hanımefendi “12’ye çeyrek kala” diye cevapladı!
İçeridekiler çıktı ve o hanımefendiyle yanındakileri aldı. Boşlukta mübaşire dedim ki, “Benden sonra olanları alıyorsun ve beni bekletiyorsun. Ayrıca hakime yaptığını söyleyeceğim.”
“Söyle” dedi.
Zannedersem 12:05 gibi (Kayıtlardan incelenebilir) beni duruşma salonuna aldı ve kendisi de içeri girdi. Hakime; “Mübaşire söyledim size de söyleyeyim. Burası mahkeme ve adaletin sağlandığı yerse, adil davranmanız lazım. Mübaşirden şikayetçiyim” dedim. Ne olduğunu sordu. “9:35’te duruşmam var, dışarıda kimse kalmadı ve en son beni aldı” dedim. “Olmaz öyle şey; sırayla alıyoruz” dedi. “Oldu ve canlı örneği karşınızda” dedim. “Yanlışlık olmuştur; burada herkes saatine göre duruşmaya alınıyor…” filan türü konuşmayla geçiştirdi.
Gelelim asıl konuya…
2024 Haziran ayında hasta olan annemi, tedavi ettirmek için Konya’nın Bozkır ilçesine gittim.
Detayını 20 Aralık 2025 yılında bu köşede yazdığım “Bakanlık kumpasçılara dokundurtmuyor!..” (*) başlıklı yazıda anlattım.
O yazım okunarak ya da 2024/174 yıl ve dosya numarasıyla Bozkır Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava dosyam incelenerek, devletin savcısı olmak yerine “kumpas savcısı” olan kişinin, dava açışı da dahil, yaptıklarına bakılabilir.
Bu davayla ilgili dönemin adalet ve içişleri bakanına dosya sunmama rağmen bir sonuç alamadım ve kendilerinin bakanlık devir teslim töreninde, fotoğraflarıyla birlikte 14 Şubat 2026’da da yazdığım yazının içerisinde ikinci bir yazı olarak “Allah’a havale!..” (**) başlığıyla şunları yazdım: “Bakanlık kumpasçılara dokundurtmuyor” başlıklı yazımızda konu hakkında açıklama yapmıştık! Oradan kalan haksızlık-adaletsizlikten kaynaklı ve büyük sıkıntılar çektiğimiz hatta zulüm gördüğümüz davada, bana kumpas kurarak ceza aldıran ve kumpası belgelerle ispat ettiğim gibi, bölge adliye mahkemesinin de kumpası kabul ederek beraat vermesinin ardından davacı olduğum kumpas savcısı için kendisine bağlı bölge adliye mahkemesinin kararını ve bizim belgelerimizi soyut diyerek, soruşturma izni verdirtmeyen Yılmaz Tunç ile ifade odasının kamera kayıtları incelense her şeyin ortaya çıkacağı kesin olan durumdan dolayı bakanlığın incelettirmesi için kendisine dosya sunduğumuz fakat incelettiremediğimiz Ali Yerlikaya’nın görevden alınmasını memnuniyetle karşıladığımı belirtiyor; bundan sonrası, merhume annemle benim yaşadıklarımı/yaşattıklarını yaşamaları için Allah’a havale ediyorum!..”
Geçen haftaki “Gülistan Doku olayı!” (***) başlıklı yazımda, olayın ortaya çıkması için öncü olmanızdan dolayı sizi ve Tunceli başsavcısını tebrik etmiştim.
Benim davamın Gülistan’ın davasının yanında nokta kadar önemi olabilir ama benim için hayatımda uğradığım en büyük haksızlık ve adaletsizliktir ki; kahrımdan bir anda engelli durumuna düştüm!..
Madem kolları sıvadınız; yukarıda dosya numarasını ve hakkında bu köşede yazdığım yazıyı da inceletip, benim kumpas davama da bir el atarsanız, şahsınıza dua ederim!..
.
Ali Mevlüt Kaya, dikGAZETE.com
(**) Allah’a havale!..
(***) Gülistan Doku olayı!