Güven Akıncı, Zürih’ten yazdı;
KİŞİ BAŞINA DÜŞEN GAYRİ SAFİ KOLLEKTİF İZANSIZLIK
İsviçre, ZÜRİH
Bu ülkenin hiçbir iffetli kadınının namusu; din ve etnik köken aidiyetiyle tefrik edilemez. Karadeniz’in Fadimesi, Türkün Fatması, Arabın Fatıması, Kürdün Fatişi; aynı cümledendir. Nokta!
Rahmi Koç’un densiz fıkrasıyla başlayan kitlesel izansızlık, vites artırarak sürüyor.
Bugün Koç Gurubu’nun şirketlerinden Otokoç’un genel müdürlük binası kurşunlanmış. “Fıkra” ile ilgili bir saldırı olduğu düşünülüyor. Sıradan şeyler değil bunlar!
İzmir’deki bir hastane açılışında, sabık başbakanın da refakat ettiği açılışta, ayaküstü anlatılan fıkranın “ayıp” olduğunu ifade etmiştim. Ama bunun bir “suç”a istinad edilemeyeceğini de bilmek için hukukçu olmak gerekmiyor.
Çünkü, her izan sahibi de ittifak eder ki, Rahmi Koç, o fıkra ile ırkçılık yapmadı.
Irkçılık yapmış olsaydı, yargının konusu olur ve yargılama gerekirdi.
“Ayıp” topluma, “suç” yargıya dairdir!
Ancak, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, TCK’nın 216. maddesine dayanarak, konuya müdahil oldu ve soruşturma açtı Rahmi Koç’a.
Adalet Bakanı da “hiç kimse parasına statü ve konumuna güvenerek kadınların onurunu çiğneyemez” şeklinde açıklama ile başsavcılığa destek çıktı.
Ülkedeki “makul azınlık” (evet üzülerek ifade etmeliyim ki bu ülkede makuliyeti temsil edenler azınlıkta kaldılar) olması gerektiği gibi; Rahmi Bey’i eleştirdi ama konuyu asimetrik bir saldırıya dönüştürmedi.
Her geçen gün, bu ülkede kişi başına düşen gayri safi kollektif izansızlık endeksi, makuliyet ile ters orantılı gelişiyor.
Tepkilere bakalım:
Kendilerine “Türk milliyetçisi” dedikten sonra; Koç’a iki kelam etmeden, “mizah”ı kürdün onuruna doğrultulmuş silaha çevirenler. Bu ahmak kitlenin tek milliyetçi refleksi; “kürt anasını görmesin”dir.
Korkunç bir kötücüllük ve ahmaklık ile malûldür. Toplumun enerjisini emendir. Millet için beka sorunudur. Bu toprak ile bağı; gerek köken gerekse aidiyet olarak en zayıf olandır.
Geçtiğimiz haftalarda bir yazımda “AKP kuşanmış Kürt” ifadesini “sorunlu kesim” diyerek kullanmıştım. Bu yazıda aynı ifadeye “AKP ile kol boyu mesafedeki Kürt”ü de katıp, tasnif ederek; onların “Rahmi Koç” tepkilerini görelim.
İlkin AKP saksının iki peyzaj bitkisi; Mehmet Metiner ve Savcı Sayan dikeldi; “Kürt kadınının onurunu korumak için!..” Rahmi Bey’in karşısına. Zehir zemberek açıklamalar, haddini bildirmeler, “avukatıma talimat verdim”ler, yükselmeler, coşmalar falan… Dersin ki “bir halka bin yılda nasip olacak iki kahraman”
Laaaaann!..
Alemi kör milleti sersem mi sandın?
Sadece o iki peyzaj bitkisi değil elbette! Sağda solda görüyorum; Kürdün hiçbir onur mücadelesinde olmamış ne kadar “ucuzcu” varsa, Koç’un kapitalistliğinden girip, eski karısının kaçmasına kadar, ne biliyorsa sallıyor. Hele bi dur hele! İndirimde kahramanlık kovalamak ha!
Kürtlerin oylarıyla seçilen belediyeler “gasp edilirken” susacak, demokratik sistemin içinde aslan gibi mücadele eden Selahattin Demirtaş esir alındığından beri kamuoyuna açık tek bir karşı cümle kurmayacaksın; üstüne AKP kuşanıp, AKP’ye kol mesafesinden “onur” mücadelesi vereceksin! Biz de yedik!
Burada herkesin onurunu emaneti bilmiş bir makul azınlık var. Ahlaki ve psikolojik üstünlüğü yaka kartı gibi taşıyan; Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Arap, Balkanlıdan mürekkep.
Bas geri!..
Son olarak; Rahmi Bey’in ayıplı gafının köpürtülmesinin; geçen hafta sahibi olduğu holdingin 100. Kuruluş Yılı kutlamalarındaki görünürlükten bağımsız olduğunu düşünmüyorum. 6 bin çalışanıyla beraber Koç Ailesi’nin fertlerinin Anıtkabir’e çıkarma yapması, birilerini çok rahatsız etmiştir, eminim!
Koç Holding’in resmi hesabından Rahmi Bey adına yapılan açıklama ile ifade edilen “özür” beyanının dikkate alınmasının “medenilik” adına önemini vurgulayarak, konunun kapatılmasının hayırlı olacağını düşünüyorum.