İÇİŞLERİ BAKANI ÇİFTÇİ VE MİT BAŞKANI KALIN, GAYET PERFORMATİFLER AMA…
ZÜRİH, İsviçre
Sn Bakan’ın Kur’an-ı Kerim okumasında hiçbir sakınca görmüyorum. Bakan Bey’in hafız olduğu söyleniyor eminim çok güzel okumuştur.
Dinlemedim ama; dinlemem de…
Özel hayatımda bazen açıp ‘youtube’u, güzel okuyan bir hocadan Kur’an-ı Kerim tilaveti dinlemek rahatlatır beni. Arapçasından dinlerim, anlamasam da antidepresan etkisini hissederim. Her zaman değil o haleti ruhiye, keşke o tesiri hep bulabilsem…
Ama bir siyasetçiden dinlemek rahatsız edici değil mi sizce de?
Dediğim gibi; Bakan Bey’in ‘Amenerrasulü'nü okumasında sıkıntı yok.
Hepimiz iyi olduğumuz bir alanda kendimizi göstermek isteriz. Takdir görmek beğenilmek hepimizin hoşuna gider! Sosyal medya “like”ları ile hayattan mutluluk devşiren insanlar var. Çağ böyle bir çağ artık.
Etkileştiğin kadar etkilisin!
Mesela;
MİT Başkanı İbrahim Kalın da kendine has yetenekleri olan bir bürokrat. Bilgisi, donanımı yanında saz çalması, türkü okuması “insani” bağlamda çok güzel geliyor bana.
İbrahim Bey’in İnsan Yayınları’ndan çıkan “Heidegger’in Kulübesine Yolculuk Kitabı”nı okumadım. Okuyanlar felsefi derinliğine atıfla, çok güzel bir çalışma olduğunu söylüyorlar. Kalın, Türk edebiyatının seçkin hikayecisi Mustafa Kutlu ile ilgili çok güzel sözler ifade etmiş. Allah, hayırlı bir ömür nasip etsin Kutlu’ya…
‘Amfibik’; iki yaşamlı anlamına gelen bir sıfat. Kamu yöneticilerinin “amfibik görünürlükleri” çok da matah gelmiyor bana. Biz onların sorumlu oldukları alanda yücelmelerini bekleriz. Özel sohbetlerinde, ilişkilerinde tamam, ancak kamusal yüzlerinde takdir edilecekleri yegâne ışık, makamlarındaki başarılarıdır.
İbrahim Kalın, bir gün anılarını yazsın okuyalım. Dost sohbetinde türkü okusun, saz çalsın dinleyelim. Ancak türküyü misal; Ruhi Su’dan, felsefeyi İonna Kuçuradi hanımdan dinlemeyi tercih ederiz.
Herkes işini yapsın!
İçişleri Bakanı -belli ki camiide rica üzerine okudu- “İmam efendi, tabii ki Kur’an okuyayım lakin rica ediyorum zinhar kayda alınmasın. Paylaşılmasın. Bunu temin ediyorsanız memnuniyetle” demeliydi. Çok şık olurdu!
Fransız filozof Michel Foucault’nun (1926- 1984) “hakikat rejimi” kavramı; hakikatin mutlak ve değişmez bir olgu olmaktan ziyade, güç sahipleri tarafından şekillendirildiğini öne sürer.
Biz de yöneticilerimize buradan seslenelim! Lütfen hakikatlerimizle oynamayın! Performatif çabalarınızı bir gün takdir ederiz belki, ama gün bugün, saat bu saat değil!
“momente de la verita” (*) buyrun!
.
Güven Akıncı, dikGAZETE.com
(*) Hakikat saati
Not:
dikGAZETE yazarı Sn Mehmet Yıldırım’ın geçen hafta burada yazdığım “Nerden Bilecektik?” başlıklı 28 Şubatları mukayese ettiğim yazıma dair eleştirilerini (*) dikkatle okudum. Aynı fikirde olmamakla beraber tenkidlerini kıymetli bulduğumu ifade etmek isterim. Kendisine teşekkür ederim!