FETULLAHÇI KUMPAS; SELAM TEVHİD DAVASI (5) SON
(CEMAAT MAZLUMLARI)
ZÜRİH, İsviçre
Önceki 4 makalede yazdıklarımızı özetleyip, KHK’lar (Kanun Hükmünde Kararname) ile hayatı karartılan, aileleri ile beraber milyonlarca insanın, maruz kaldıklarını yazalım.
- Selam Tevhid operasyonları, birkaç zorlama maddi delil ile oluşturulmuş olsa da düşüncede radikal, pratikte bağımsız, İslamcıları hedef almış Fetullahçı bir komploydu.
- Kendine “hizmet hareketi” diyen bir yapı; devletin hiyerarşik örgütlenmesinde rakibi gördüğü bir kesimi “toptancı refleks”le tasfiye etmek istemişti.
- Bütün yönleriyle açıklığa kavuş(turul)mayan 15 Temmuz Kalkışması, başka türlü sonuçlanmış olsaydı; “cemaat”çi yapının “tanımlanmış” hedefi, binlerce bağımsız İslamcı olacaktı.
- Fetullahçıların dosyalayıp, tasnif ettiği bağımsız Müslümanlar, AKP’nin yeni dizayn sürecinde “veri havuzu”nda olup, “itaatleri” ilk test edileceklerdir.
Tarihi de hikâyeyi de galipler yazar. Türkiye, 15 Temmuz’u galiplerin sunduğu şekliyle kabul etti. İnandı.
Kanlı bir hikâye bu. Bir tarafta katledilmiş 251 can var. Yüzlerce yaralı var. Seçilmiş iradeye tasallut var.
Diğer tarafta içinde masum bebeklerin, yaşlı ebeveynlerin, kadınların, çocukların, işkencelerin, sürgünlerin, hapislerin, ölümlerin olduğu bir dramatik tablo.
Kanlı hesaplaşmanın bedelini milyonlar ödüyor.
Aklı selim gitmiş adeta, merhamet yok, vicdanlar sessiz.
Bugün Türkiye’de, Fetullahçılar konusunda kanı kanla yıkamayı tercih eden bir iktidar aklı işliyor.
Ve yakın gelecekte hak-hukuk ihlalleri ve asimetrik cezaları ortadan kaldıracak bir devlet iradesi yanında toplumsal itiraz da görünmüyor.
15 Temmuz’un galibi diğerleri olsaydı, bugün “f.tö f.tö” diyerek, milletin kaynaklarını tekellerine alanlar, aynısını şimdinin galiplerine yapacaklardı.
Yeri gelmişken bu yazılarımızı okuyan kimileri, neden “fetö” ifadesini kullanmadığımı soruyorlar. Bak kardeşim; ömrümce kendi kavramlarımla konuştum ben. Dönem muktedirlerinin dilime sözcük koymasına müsaade etmedim. Bugün de öyle yapıyorum!
Hiç tevazu göstermeyeceğim bir durum da şu ki; benim yakın çevremde ve ailemde “Gülenist Gurup”a mensup kimse olmadı. Ama ben kalkışmanın ikinci haftasından itibaren “iktidar, suçlu suçsuz ayırmadan kıyım yapıyor, kabul edilemez” diye yetkili-yetkisiz muhataplarıma da buralarda notlar düşerek sizlere de anlatan kişiyim.
Yakınlarında Fetullahçı olmayıp, büyük risk alarak bu itirazı kamuoyuna açık (ulaştığım kadar işte. Köşem yok mikrofonum yok. Çeşitli internet siteleri ve facebook sadece) dillendiren 5 kişi bulamazsınız bu ülkede.
Bugün Fetullahçıların aklını yitirmemiş olanlarına da şunu söylemek istiyorum:
Size zulmedenler kimler? Eski radikaller mi yoksa itikadi olarak ve devlet aygıtına siyasi bakış olarak sizin aynınız olan guruplar cemaatler mi? Hamaset milliyetçiliğini kimseye bırakmıyordunuz; MHP’nin size bakışı ortada. Geleneksel cemaatlere gülücük, öpücük dağıtıyordunuz onların da yaptıkları ortada. Bu kadarını bile tefrik edemediniz geçen 10 yılda!..
Kim ki abartılı Fetullahçı avına çıkıyor, bakın düne kadar fikri yandaşlarınızdı. Yalan mı?
Şu günlerde Venezuella’da olanlar aklımızı başımıza almamızın önemini hatırlatıyor bir kez daha. “İç cepheyi güçlendirelim” diye haykırıyor tecrübeli devlet adamları. Olması gereken de bu!
Kavga ede ede doymadık mı kavgaya?
100 yıldır kavga ediyor, birbirimizi tüketiyoruz. Korkarım bu hâlde devam edersek bir yüz yılımız daha olmayacak önümüzde. Yok olup gideceğiz!..