Güven Akıncı, Zürih’ten yazdı;
“ERTEKİN’İN BARI”NDAN BARIŞ AKTİVİSTLİĞİNE…
İsviçre, ZÜRİH
Siyah-beyaz günlerimize eşlik etmiş kamusal bir figürü daha uğurladık sonsuza…
Kemal Sunal, Tarık Akan, Cüneyt Arkın ve dün de Kadir İnanır…
Birbirine benzer hayatları yaşadılar. Şöhreti, dibine kadar deneyimlediler. Çok sevildiler; filmleriyle milyonların kalplerine dokundular.
Kadın arkadaşlarıyla beraber Türkiye modernleşmesinin, “sanat kolu” oldular. Kırsaldan şehire göçün çelişkilerini; kâh trajik, umutlu kâh komik ve neşeli anlatılarını, onlarla ete kemiğe büründürdük.
Oynadıkları bizim, kendi hikâyemizdi. Snoptu, avantürdü, acımasızdı, abartılıydı, arabeskti evet ama bizdik beyaz perdeye yansıtılan.
Bizim toplumda, sinema sanatçıları demeyeceğim; Yeşilçam oyuncuları kadar yaygın sevgiye mazhar olmuş, bir başka meslek gurubu yok sanırım.
Özellikle 45 yaş üstümüz için; ilkokul öğretmenimiz, kritik ameliyatımızı yapmış doktorumuz, mahalleden sevimli bakkal amcamız, askerde delikanlı komutanımız, bir dönem okuyup sevdiğimiz yazar, meslekten üstadımız hatta eski sevgililerimiz; yani bir dönem temas ettiğimiz hiç kimse, “Yeşilçamlılar” kadar aşina yüzler değildiler. Hiç birisi ile bunca uzun yol karşılaşmaları yaşamadık.
“Aşk bir aşinalıktı bizde” der ya Yahya Kemal; onlarla kurulan ilişki de böyleydi aslında. Geçmişte hayatınıza dokunan öğretmeniniz mesela; yolculuğunuzda bir kesitti. Ancak onlarca farklı kılık ve rolü ile ekranda çakıştığımız aktör, aktris kişisel hayatlarımızın kendini “unutturmayan”larıydılar. Biraz da o yüzden sevdik onları. Hep gördüğümüz tanışlarımızdılar…
Sanat çevrelerindeki ölümlerin ardından ölenin, siyasal ve toplumsal olaylar karşısında takındıkları tutum hemen tartışmaya açılır bizde. Aslında bu tartışma, kişi sağken yapılmış olsa çok daha adil olur. Ölenin ardından övgü ve yergide haksızlık etmiş olabileceğimiz pek aklımıza gelmez.
KADİR İNANIR KÜLTÜ…
Kadir İnanır’ın ardından çok fazla övgü, ignore edilebilecek oranda ise yergi okudum.
Sol, sosyalist gelenekten gelen biriydi İnanır. Aile çevresi, büyüdüğü yer ve tabii ki Terzi Fikri; siyasal düşüncesinin şekillenmesinde etkili olan olgular.
70’lerin başında sinema sektöründe yer edinebilmesinde, geldiği fikri geleneğin “peşin kredisi”ni kullanan Kadir İnanır, iki binli yılların başına kadar doğrusu, ideolojik anlamda çok da “renk vermeden” yaşadı.
Özal’lı yıllar, ardından 90’lar, Kadir bey’in “iş”ine baktığı, şöhretinin zirvesine ulaştığı yıllar.
Askeri vesayet, PKK terörü, Madımak, Gazi olayları, başörtüsü yasakları, baskılar, ölüm oruçları, cezaevi baskınları, 367 saçmalığı, e-muhtıra ve birçok irili ufaklı toplumsal krizlerde Kadir İnanır’ı göremedik.
O yıllarda hep frapan takıldı rahmetli. Hıncal Uluç ile Ortaköy’deki “Ertekin’in barı”nda hatun avlamaktan arta kalan zamanlarında, “alkol masası solcusu”ydu. Bir manken kızcağızı tacizden, ceza bile aldı.
“Kadirizm” diyerek de havaya girmişti bir ara. Magazinci soytarıların gazıyla “kadirizm”e de inandı, iyi mi? Atarlanmalar, magazin sayfalarından topluma ayar vermeler falan tam bir “hanzo”ya dönmüştü.
“Kurtlar Vadisi” ülke sokaklarının sosyolojik dönüşümünde neye tekabül ettiyse, ‘kadirizm’ de aynıydı. Zaten o dizi yayınlanmaya başladıktan sonra, ‘kadirizm’ de konuşulmaz oldu.
Bugün arkasından yakılan toplumsal ağıt; 2010’lardan sonra Kadir bey’in risk alıp, hak ederek kazandığı bir sevginin sonucu olmalı. Bu sevgi, salt sinema kaynaklı değil, toplumsal bir sorumluluk yüklenmiş olmasının “hakedişi”ydi.
Ömrünün son düzlüğünde çok doğru bir karar vererek; kınayıcıların kınamasından çekinmeden “toplumsal barış” adına cesurca gayret etti. Toplumun derdini dert edindi. Çözümün lafazanı değil parçası oldu. Karadeniz insanının ötekileştirici milliyetçi damarını bünyesinden kesip atarak, aynı bölgenin barış elçisi olmayı seçti. Milyonlarca Kürd’ün abisi, kardeşi, sözcüsü, elçisi oldu.
Kadir bey’in vefatı ve arkasından söylenenler bize önemli bir ders veriyor aslında. Ömrün son düzlüğünde dahi olsa; iyilik, kardeşlik ve barışın tarafındaysanız millet size rahmet diliyor, sizi Fatihalarla yolculuyor. Güzelliklerle anılıyorsunuz, geçmişte kimi saçmalıklar yapmış dahi olsanız!
Allah, rahmet eylesin, taksiratını affetsin Kadir İnanır’ın…