-Kemal Kılıçdaroğlu'nun kardeşi Celal Kılıçdaroğlu'nun "Aydın'daki FETÖ'nün temizlenmesi" amacıyla Söke'den Didim'e yürüyüşü (Kasım 2016)
Selim Çoraklı yazdı;
FETÖCÜSÜN! SEN DAHA FETÖCÜSÜN!
FETÖ isimli şeytani yapının “Sofistike bir örgüt” olduğunu yıllardır söylüyorum. Bu iç içe girmiş, yatay ve dikey yapılanmanın her türlüsünü uygulayarak devletin bütün kademelerine, sivil toplum kuruluşlarına, siyasi partilere, üniversitelere, iş adamları teşkilatlarına, sendikalara, medyaya, sosyeteye, LGBT’ye ve aklınıza ne kadar kurum gelirse hepsine sızmış örgüt ile baş edebilmek, ondan daha üstün bir mücadele stratejisi geliştirmekle mümkündür.
Devletin FETÖ isimli örgüte savaş açma tarihini 2012 yılı olarak kabul edersek mücadelenin üzerinden 14 yıl geçmiş ama biz hala FETÖ’nün FETÖKULLİ işlerinden bahsediyoruz. Siyasi partileri dizayn etmesinden bahisler açıp tartışıyoruz. Kabul edin veya etmeyin bu bile tek başına bu şeytani örgüte karşı iyi bir mücadele veremediğimizi ortaya koyuyor.
Bunca yıl geçmesine rağmen FETÖ’nün hala gündemi tayin edecek eylemlere imza atmasının değişik sebepleri var. Başta FETÖ isimli şeytani yapıyla mücadelede yapılan strateji hataları gelmektedir. 15 Temmuz gibi bir darbe girişimi olmasına rağmen FETÖ’nün siyasi kanadına yönelik bir operasyon yapılamamış olması büyük bir handikaptır. FETÖ’nün siyasi kanadının yerinde durması örgüte güç ve hainliğine devam aşkı ve şevki vermektedir. Örgütün akademik kadrosu, işadamlarının çoğu, sivil toplum kuruluşları değişik isimler altında hala faaliyetlerini sürdürmektedirler. Ne yazık ki FETÖ ile mücadele sadece Emniyet ve Yargı’ya bırakılmış durumdadır. Hâlbuki 1999 yılından beri altını çizerek anlattığım şekilde, yani FETÖ ile başta “İslami, siyasi, sosyal, ekonomik, emniyet ve yargı” kanalıyla topyekûn 7/24 mücadele etmek gerekir. Aksi halde böyle şeytani bir örgütle bugün olduğu gibi gelecekte de daha uzun yıllar mücadele etmek zorunda kalırız.
Şimdilerde CHP’ye mahkeme tarafından verilen “Mutlak butlan” kararı üzerinden FETÖ’yü yine konuşuyoruz. Daha uzun yıllar da konuşacağa benziyoruz. Mahkeme kararıyla koltuğunu yeniden kazanan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, CHP genel merkezinde yaptığı toplantıda, başına gelenlerin bir FETÖ operasyonu olduğunu açıklaması ve ardından çok ilginç ifadeler kullanması, bunun önemli bir göstergesidir.
Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ile CHP’li Ekrem İmamoğlu’nu hedef alarak bunların, “Partiye sızmış FETÖ ajanları, rüşvetçi ve hırsız, delegeleri pavyon masalarına meze edenler ve dış odaklardan yardım isteyenler” olduklarını açıkladı.
Ardından bir de özür diledi ki; bu meşhur “Bari dinime tan eden müselman olsa” sözünü akıllara getirdi. Oturduğu koltuğa FETÖKULLİ bir kaset dümeniyle geçtiğini, 15 Temmuz’da FETÖ’cüler tarafından yapılan darbe girişimini kahve içerek seyredip, sonra da ‘tiyatro’ olarak nitelendirdiğini ve geçmiş dönemde FETÖ’cülerle ilişkisini unutmuş gibi davranan Kılıçdaroğlu, kendi elleriyle partiye yerleştirdiği Özel ve İmamoğlu’nu FETÖ’cü olarak ilan etti.
Bu hususta yaptığı konuşması ve dilediği özürler, gerçekten tarihe not düşülecek kadar ibretlidir:
“Gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum.
Yürüyüşümüze sinsice sızan FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum.
CHP’nin şerefli delegelerini pavyon masasına mesele edenlerin maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum.
CHP’nin şerefli delegelerini pavyon masalarında pazarlık konusu yapanların, Mustafa Kemal’in partisini, mahkeme kapılarına düşürüp, itibarımızı ayaklar altına almaya çalışanların maskesini vaktinde indiremediğim için sizlerden özür diliyorum.
Halkın belediyesinde, halkın belediyesinde yetimin hakkına göz dikip rüşvete, talana bulaşan o rüşvetçi belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım, onları tek tek ayıklayamadığım için sizlerden, örgütümden ve tarih önünde hak deryasından özür diliyorum.”
Evet, bu konuşmasını dinleyince ister istemez, “Kılıçdaroğlu’nun özrü kabahatinden büyük.” demek zorunda kaldım.
Kılıçdaroğlu’nun FETÖ geçmişini özetlemeden önce Özel ve İmamoğlu’nun FETÖ beslemeleri olduğunu ve onlar tarafından pazarlanarak, piyasaya sürüldüklerini yıllarca yazıp çizdiğimi bir kez daha hatırlatmak istiyorum. İmamoğlu’nun yıllarca FETÖ’nün ‘STV’ isimli televizyon kanalında spor yorumculuğu yaptığını, Trabzon’da örgüte bir kolej hediye ettiğini, hem Beylikdüzü belediye başkanlığı hem de İBB döneminde değişik zamanlarda meşhur FETÖ’cülerle işbirliği yaparak örgütü, belediyeler aracılığı ile beslediğini bilmeyen yoktur. Özel’in kızının FETÖ’nün amiral gemisi hükmündeki İzmir Yamanlar Koleji’nden mezun olması, okulun yaptığı ödül törenlerine Özel’in katılımları, yine Özel’in FETÖ’ye Manisa’da yapılan operasyonlarda örgütü destekleyen değişik açıklamalar yapması, devletin FETÖ dershanelerine operasyon yaparken Özel’in bunu “zalimlik, gaddarlık” olarak niteleyerek, örgüte destek çıktığını sağır sultan bile biliyor. Yani Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu ve Özel’i, FETÖ üzerinden suçlamasının eksiği var, fazlası yok diyebilirim.
Ne yazık ki İmamoğlu ve Özel’i bütün bu ilişkileri bilmesine rağmen CHP içinde parlatan ve belli makamlara getiren de yine Kılıçdaroğlu’dur.
Kılıçdaroğlu da en az İmamoğlu ve Özel kadar FETÖ ile iç içedir. Her şeyden önce nasıl CHP genel başkanı seçildiğini hatırlamak gerekir.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a yönelik cinsel içerikli kaset kumpasının (Bu arada Baykal’ı savunduğum zannedilmesin. Kendi evli olmasına rağmen partisinin evli bir vekiliyle seks yaparken yakalanan biriydi.) FETÖ’cü polisler tarafından düzenlendiğini bilmeyen yoktur. Daha sonra açılan davada Fetullah’ın davada baş sanık olması, Baykal’ın kasetini çeken polislerin ceza almaları, Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’cüler tarafından iş başına getirildiğini açık biçimde ortaya koymaya yeter.
Kılıçdaroğlu, genel başkan olduktan sonra FETÖ’cülere diyetini bonkör bir şekilde ödemiştir.
26 Ocak 2012 tarihinde FETÖ’nün ABD imamı ve Türk Amerikan Birliği (TAA) Başkanı Faruk Taban ve yöneticilerini, ilişkilerini bilmesine rağmen CHP Genel Merkezi’nde kabul ederek görüştü.
11 Şubat 2012’de FETÖ’nün Zaman gazetesine verdiği röportajda; “Yargıda cemaat kadrolaşması var diyemem” diyerek, FETÖ’nün yaptığı Ergenekon, Balyoz gibi kumpaslarını destekledi.
Genel Başkan olarak görevlendirdiği CHP heyeti, 15 Mart 2013 tarihinde FETÖ’nün ABD’deki çatı örgütü olan Rumi Forum’u ziyaret etti. CHP’li vekilleri, FETÖ’nün tepe yöneticilerinden Emre Çelik ağırladı.
Kılıçdaroğlu ve heyeti, FETÖ’cü örgütlerin davetlisi olarak gittiği Washington’da 3 Aralık 2013 tarihinde FETÖ’nün ABD imamı Faruk Taban ile buluştu. FETÖ derneklerinin çatı kuruluşu “Türk Amerikan Birliği”ni ziyaret ederek, FETÖ’cülere övgüler yağdırdı. Karşılığında da birçok ödül aldı.
2013 yılındaki 17-25 Aralık operasyonları sürecinde, FETÖ tarafından yasa dışı yollarla kaydedilen ve sızdırılan dönemin hükümet yetkililerine ait ses kayıtları ile tapelerin, Kılıçdaroğlu tarafından CHP Meclis Grup toplantılarında kürsüden dinlettirilmesi ve iddiaların üzerine gidilmesi, örgütün argümanlarına ve operasyonlarına destek oldu.
Birgül Ayman Güler isimli CHP Milletvekili, 15 Aralık 2014 tarihinde yaptığı açıklamada, “Her ne kadar parti yönetimimiz çok açık olarak ifade etmese de 30 Mart yerel seçimlerinde FETÖ’cülerle ittifak yaptık.” diyerek ilişkilerin boyutunu ortaya koydu.
Kılıçdaroğlu ve Berberoğlu, 17 Mayıs 2015 tarihinde FETÖ’nün medya imamı Ekrem Dumanlı, Hidayet Karaca başta olmak üzere örgüt yöneticileriyle toplantı yaptığı ve onları desteklediği medyaya yansıdı.
MİT tırlarının durdurulması davasında belgeleri, Kılıçdaroğlu’nun Berberoğlu’na verdiği, onunda bunları medyaya pazarladığı açığa çıktı.
FETÖ’nün yayın organı olan Zaman Gazetesi’ne ve örgütün finans merkezi olan Bank Asya’ya hukuki el koyma/kayyum atama süreçleri işletilirken, Kılıçdaroğlu ve bazı CHP milletvekilleri, bu kurumları ziyaret ederek, örgüt kurumlarına siper oldu.
FETÖ’nün Zaman gazetesine kayyum atanmasının ardından Kılıçdaroğlu, 20 Haziran 2016 tarihinde FETÖ tarafından çıkarılan “Yarına Bakış” gazetesi yöneticilerini partisinin genel merkezinde misafir ederek destek verdi.
19 Eylül 2016 tarihinde “Fetullah Gülen’in kitapları korkudan yakılıyor. Hiç doğru değil. İster paranızı verir okursunuz, isterseniz okumazsınız.” diyen yine Kılıçdaroğlu’ndan başkası değildi.
Kılıçdaroğlu, 5 Aralık 2016 tarihinde Adana’da yaptıkları mitingde FETÖ’den gözaltına alınan gazetecilerin isimlerini bir bir okuyarak alkışlattı.
Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz hain darbe girişimini “kontrollü darbe” olarak nitelendirmesi ve darbenin karanlık noktalarının hükümet tarafından örtüldüğünü savunması, FETÖ’nün darbe girişimini sulandırma çabalarına zemin hazırladı.
FETÖ’nün haberleşme ağı ‘Bylock’un “kırmızı” listesinde yer alan Fatih Gürsul, Aralık 2016 tarihinde tutuklandığında Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanıydı. Daha sonra yapılan incelemelerde Kılıçdaroğlu’nun, Fatih Gürsul ile 250 kez telefon görüşmesi yaptığı belirlendi.
Kılıçdaroğlu’nun danışmanı Murat Aksoy, Nisan 2017 tarihinde FETÖ üyeliğinden tutuklandı.
Koray Çalışkan, Kılıçdaroğlu’nun eski danışmanlarındandı. FETÖ’nün akademik yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında Temmuz 2018 tarihinde gözaltına alındı.
Eylül 2017 tarihinde Kılıçdaroğlu’nun Özel Kalem Müdürü Tuncay Ceylan, FETÖ’ye finansal destek sağlamak suçundan tutuklandı.
FETÖ’nün belediyeler imamı Erkan Karaarslan’ın CHP ilişkileri ortaya çıktı ve tutuklandı.
CHP eski Parti Meclisi Üyesi Prof. Dr. Ahmet Caner Yenidünya, Kılıçdaroğlu’nun eski başdanışmanıydı. Nisan 2018 tarihinde FETÖ‘cü olduğu gerekçesiyle Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden ihraç edildi.
MİT mensubu Enver Altaylı, FETÖ’den tutuklanınca Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanı Rasim Bölücek ile 2 ayrı telefon hattından 1159 görüşme yaptığı tespit edildiğinde tarihler Ocak 2020’yi gösteriyordu.
Alper Keten, ‘ByLock’tan FETÖ yöneticileriyle irtibat kurduğu ortaya çıkarıldığı için 2016 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki görevine son verildi. Kılıçdaroğlu’nun eski danışmanlarından olan Keten, sonraki dönemde CHP’den Kahramanmaraş milletvekili adayı gösterildi ve Kılıçdaroğlu tarafından CHP yönetimine alındı.
CHP’li Eren Erdem, 22 Mayıs 2018 tarihinde yaptığı açıklamada, “Zaman gazetesine Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun Enis Bey’e verdiği talimatla gittik.” şeklinde açıklama yaptı. 8 Ekim 2019 tarihinde, CHP milletvekili olan Eren Erdem, FETÖ’den tutuklandı.
2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri sürecinde Kılıçdaroğlu, “Haklarında kesinleşmiş yargı hükmü bulunmayan tüm KHK’lıları (Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilenler) görevlerine iade edeceğiz.” diyerek, ihraç edilen binlerce FETÖ sanığını devlete geri döndüreceğini açıklaması örgüte büyük moral verdi.
CHP’li milletvekili Yılmaz Ateş, 16 Kasım 2019 tarihinde, “CHP, FETÖ´ye teslim oldu” şeklinde açıklama yapınca tutuklandığında, genel başkan Kılıçdaroğlu’ydu.
Kılıçdaroğlu döneminin milletvekillerinden CHP’li müftü İhsan Özkes’in, “2013 yılında Kılıçdaroğlu makamında bana, ‘Cemaat bize yakınlaşmak istiyor, sen ne diyorsun’ dedi. Ben de ‘CHP kimliği bu yakınlaşmaya asla uygun değil. Şayet CHP ve cemaat işbirliği yapacaksa; cemaat menfaati için bize yakınlaşabilir. Ancak bu yakınlaşma CHP kimliğine ters düşer. Bunun partimize ve ülkemize zararı olur’ dedim. Kılıçdaroğlu bozuldu, hiçbir şey söylemedi. Sonra Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’cülerle görüştüğünü anladım ve partiden istifa ettim.” şeklindeki açıklamaları da unutulmadı.
CHP’li Şahap Önal’ın Kılıçdaroğlu’nun özür açıklamasından sonra yaptığı,“Yıllar önce, CHP’ye, FETÖ çetesi çöktü demiştim. CHP içindeki FETÖ’cüler bizleri fişlediler, partiden tasfiye etmeye çalıştılar. Bugün Kılıçdaroğlu, geç de olsa bizim dile getirdiğimiz iddiaları kendi resmî ağzıyla ifade etmiş oldu. Ancak tehlike henüz geçmiş değildir. FETÖ’nün her zaman planları vardır. Kemal Kılıçdaroğlu hakkında zaman geçirilmeden FETÖ’ye yardım ve yataklıktan soruşturma başlatılmalıdır. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’cülerle sıkı iş birliği içinde çalıştığını gösteren birçok olay ve belge vardır.” şeklindeki açıklamaları da tarihe not düşülecek önemdedir ve umarım bir savcı, bunları duyarak işleme alır.
Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu ve Özel’i FETÖ’cü olmakla suçlaması, makaleye başlık olarak koyduğum deyimi akla getirmektedir. Kılıçdaroğlu, “Siz FETÖ’cüsünüz!” derken İmamoğlu ve Özel’in çıkıp, “Sen daha FETÖ’cüsün” derlerse hiç de haksız sayılmazlar.
“Kim daha büyük FETÖ’cü?” diye soracak olursanız, “Bunu en iyi bir savcının bu konuda açacağı soruşturma açığa çıkarır.” derim.
Cesur bir savcının çıkıp bu açıklamalarla ilgili bir soruşturma açmasını dört gözle bekliyoruz.