Selim Çoraklı yazdı;
Çoraklı’nın FETÖ deşifre ve mücadelesi
Dr. Berat Kenar
-Bu yazı uzun yıllar yurt dışında yaşayan dostum Dr. Berat Kenar tarafından kaleme alınıp bana gönderildi. Ben de tarihi öneme sahip FETÖ’nün iç yüzünü ortaya koyan bu makaleyi sizlerle paylaşmak istedim. Kendisine teşekkür ediyorum. Selim Çoraklı-
GİRİŞ
Türkiye'nin yakın tarihinde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) ile mücadele, sadece devlet kurumlarının yürüttüğü bir operasyon değil, aynı zamanda örgütün içinden çıkarak gerçeği haykıran cesur bireylerin de verdiği şanı bir mücadeledir.
Bu mücadelenin en önemli isimlerinden biri hiç şüphesiz gençliğinden beri tanıdığım dostum gazeteci-yazar Selim Çoraklı'dır. Çoraklı, FETÖ isimli örgütün en yoğun faaliyet gösterdiği dönemlerde (1987-1999) hem yapının içinde yer almış, hem de erken dönemde bu örgütün gerçek yüzünü görerek örgütü terk etmiş birisidir. Sadece terk etmekle kalmayıp, yapıdan ayrıldığı 1999 yılından beri uluslararası bir casusluk şebekesi saydığı örgüte karşı sürdürdüğü mücadelesiyle Türkiye'nin FETÖ ile en uzun soluklu mücadele eden isimlerinden biri olmuştur. Bu makalede, Çoraklı'nın kısa hayat hikâyesini, FETÖ ile mücadelesinin kilometre taşlarını, yapıyı nasıl deşifre ettiğini ve bu mücadelenin Türkiye için taşıdığı anlamı ele aldım.
Selim Çoraklı, 1960 yılında Bayburt'ta dünyaya gelmiş, Gümüşhane Lisesinde yarım bıraktığı tahsilini daha sonra İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünde devam ettirmiş bir gazeteci ve yazardır. Gençliğinde Ülkü Ocaklarının bir ferdi olan Çoraklı, siyasi sebeplerle üç kez (1979-1980 / 1980- 1981 ve 1986-1987) cezaevine girdi.
Çoraklı, ülkücü hareket içerisinde yer almış, bu dönemde silahlı ve bombalı saldırılara maruz kalarak bir kez kurşunla bir kez de bombayla yaralanmış, 12 Eylül öncesinde askerî mahkemelerde idamla yargılanmıştır. İkinci kez girdiği cezaevinden çıkış yılı olan 1983 tarihinden itibaren özel kuruluşlarda çalışmaya başlayan Çoraklı, 1987 yılında Zaman gazetesinde muhabirlik ve köşe yazarlığı yapmaya başladı. Aynı dönemde yapınını amiral dergisi olan Sızıntı ve Yeni Ümit gibi dergilerin yayın kadrosunda yer aldı ve buralarda Cemal Doğan müstear ismiyle yazılar yazdı.
1993-1995 yılları arasında Zaman gazetesinin Makedonya Genel Müdürlüğünü üstlendi. 1999-2004 yılları arasında ise Cuma dergisinin yayın yönetmenliğini yaptı.
1986-1987 yılları arasında ise 163. maddeye muhalefet suçlamasıyla İzmir DGM'de tutuklu olarak yargılanmış ve 4 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Mahkemenin ceza verdikten sonra yattığı süreyi göz önüne alarak tahliye etmesinin ardından Yargıtay’ın cezasını onaması sebebiyle 1987-1992 yılları arasında kaçak olarak yaşamak zorunda kalmış ve yazılarında Cemal Doğan, Ayhan İnal Kurt, Dr. Selman Yapar gibi müstear isimler kullanmıştır.
FETÖ içindeki yıllar ve dönüm noktası…
Çoraklı, o zamanki ismiyle Fetullahçı yapılanmayla 1980 öncesi vaazları dinleyerek ve çıkan kitapları okuyarak tanışmış. O dönemler yüzlerine milli ve manevi maske geçirip faaliyetlerini de o şekilde kamufle ettikleri için herkes gibi Çoraklı da onları vatansever insanlar olarak görmüş. 1987 yılında aldığı cezadan dolayı kaçak gezdiği ve arandığı dönemde Çoraklı’ya Fetullahçılar sahip çıkmış ve saklanmasına yardım etmişler. Çoraklı bu dönemde hem Zaman gazetesinde, hem de Sızıntı ve Yeni Ümt dergilerinin yayın kurulunda Cemal Doğan ismiyle görev yapmış.
1992 yılında aranmasına sebep olan 163. Madde kalkınca Çoraklı’nın cezası da düşmüş. Çoraklı, Fetullahçıların en yoğun faaliyet gösterdiği dönemlerde (1987-1999), gazetecilik ve yazarlık faaliyetlerinin yanında örgütün farklı kademelerinde görev almıştır. Üniversite temsilciliğinden, esnaf imamlığına, Kredi Yurtlar imamlığından Makedonya Zaman Genel Müdürlüğüne, gazete yazarlığından müfettişliğe kadar cemaatin pek çok alanında önemli görevlerde bulunmuştur.
Gençliğinden beri mücadeleci bir fıtrata ve sorgulayıcı bir anlayışa sahip olan Çoraklı, devamlı büyüyen yapı içindeki değişimleri ve inhirafı erken dönemde fark etmiştir. 1992 yılında “Fetullahçı Paradigmanın İflası/İslami Bir Davanın Fetullahçı İdeolojiye Dönüştürülmesi” isimli bir makale yazdığı için İzmir’deki görevlerden alınarak Zaman Gazetesi merkezine gönderilmiştir. 1996 yılında ise “Cemaatin Kırılma Noktaları” isimli bir rapor yayınlayarak başta Gülen olmak üzere herkese vermiş ve bu raporda yapının İslami yönden yanlışlarını dile getirmiş. Bu sebeple yazılarını 3 yıl boyunca evinden yazmaya mahkûm edilmiş. Zaman gazetesindeki yazarlık görevini cemaat içi çekişmeler nedeniyle 1999 yılının 21 Şubat tarihinde bırakmış. Ardından Gazete ve cemaatteki değişimleri "inhiraf" olarak değerlendirmiş ve yapıyla da ilişkisini tamamen kesmiştir.
1999 yılındaki bu ayrılış, Çoraklı'nın hayatında bir dönüm noktası olmuştur. 1999 yılında Akit yayın gurubuna ait olan Cuma dergisinin yayın yönetmenliğine getirilen Çoraklı, bu tarihten itibaren FETÖ ile aktif mücadeleye başlamıştır. Dergide çalıştığı beş yıl boyunca “Molla Hasım” müstear ismiyle siyasi hicivler yazmış ve bu yazılar nedeniyle hakkında birçok dava açılmıştır. Dergide kendi isminin dışında ayrıca Selman Yapar, Cemal Doğan, Lütfullah Müftüoğlu isimleriyle de yazılar yazmış ve değişik kapak dosyalarına imza atmıştır. Bu süreçte derginin ve aynı zamanda Akit gazetesinin değişik sayılarında örgütün yanlışlarını dile getiren çok sayıda yazı ve makale de kaleme almış. 254 sayı çıkan Cuma Dergisinin 29 Ağustos - 4 Eylül 2003 tarihli sayısında "Disiplinsiz Paşalar" başlığıyla dönemin üç kudretli Generali olan Çetin Doğan, Hurşit Tolon ve Tuncer Kılınç'ı kapak konusu yapmış. Adı geçen generallerin fotoğraflarını "Sinek 2'li, 3'lü ve 4'lü" iskambil kâğıtlarına basmış. Kapakta kullandığı başlık ise "28 Şubat'ın 3 As Subayı Yine Konuştu-Disiplinsiz Paşalar" başlığıyla yayımlamıştır. Bu kapak dosyası nedeniyle açılan dava sonucunda dergi yüksek miktarda tazminat ödemeye mahkûm edilmiş ve dergi bu süreçten sonra yayın hayatına son vermek zorunda kalmıştır. Ancak daha sonra bu davadan beraat etmiştir.
FETÖ ile mücadelede 1999 ve sonrası…
Çoraklı'nın FETÖ ile mücadelesi, 1999 yılında başlamış ve o günden bu yana kesintisiz olarak sürmüştür. Çoraklı, 27 Mayıs 2008 tarihli "Bir FETÖ'cünün Tehdidi ve Cevabım" başlıklı yazısında bu mücadelenin başlangıcını şöyle ifade etmektedir:
"1999 yılında başlattığım İslam düşmanı FETÖ ile mücadelem son hızla sürmektedir. Uluslararası istihbarat örgütleriyle iç içe geçmiş bu yapı İslam’a vatana ve millete büyük zararlar vermiştir ve bundan sonra da verecektir. Bugün menfaatleri gereği bu yapı ile kol kola yürüyenler yarın nasıl bir pisliğin üzerine bastıklarını anlayacak ve pişman olacaklardır."
Bu mücadele döneminde Çoraklı, yapının Mankurt müritleri tarafından telefon, e-posta ve mektup yağmuruna tutulmuş ve tehditler almıştır. Ancak bu baskılar, onun mücadelesinden vazgeçirmemiştir. Aksine, Çoraklı bu tehditleri daha büyük bir kararlılıkla cevaplandırmış ve FETÖ'nün gerçek yüzünü kamuoyuna açıklamaya devam etmiştir.
“FETÖ” kavramını literatüre ilk sokanlardan biri de Çoraklı’dır. Yapının yayın kuruluşlarının ve kitap dağıtım firmalarının kendisine uyguladıkları ambargodan dolayı yapıyı, “Fetullahçı Ekonomik Terör Örgütü” olarak isimlendiren Çoraklı, yapının lideri Gülen için “Kâinat İmamı” kavramını ironik biçimde ortaya atmış. Çünkü Gülen eserlerinde tasavvufi kavramları yeniden yorumlarken kendisi için. “Kutupların Kutbu” (Kutb’ul Aktab) anlamına gelen bir unvan bulmuştu. Bu tasavvuf dilinde haşa, “Allah adına kâinatı idare eden adam, gavsların gavsı” manasına gelmektedir. Güya haşa bu anlayışa göre Allah (cc) kâinatı yaratmış ve idaresini gavslara, kutuplara bırakarak detaya karışmamış!
Çoraklı'nın mücadelesi sadece yazılarıyla sınırlı kalmamıştır. 2014 yılında bu yapıyı deşifre eden 55 sayfalık detaylı bir ifadeyi Ankara başsavcı yardımcısına vermiştir. 15 Temmuz darbe girişimi sonra Ankara'da açılan FETÖ ana davasının ana tanıkları ve müştekileri arasında da yer alan Çoraklı, mahkemelerde, örgütün yapılanması, üst yönetim şeması, ekonomik ve siyasi, TSK, yargı ve Mit’teki hücre tipi yapılanmalar ve illegal işleyişi hakkında çok önemli bilgiler paylaşmıştır.
15 Temmuz darbesi ve Çoraklı'nın tanıklığı…
Çoraklı’nın yıllar önce söylediği öngörüleri çıkmış ve FETÖ denen örgüt başta İslam dini olmak üzere Türk devleti ve milletine karşı da her türlü hainliği yapmıştır. Bu hainliklerin zirvesi olan 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından Çoraklı'nın ifadeleri ve tanıklığı çok daha büyük bir önem kazanmıştır. Çoraklı, FETÖ'nün özel istihbarat yapılanması hakkında çok kritik bilgiler de vermiştir. Çoraklı'ya göre, "Fuat Avni" takma adını kullanan kişi, Gülen'in özel istihbaratının adıdır. Bu iddia, FETÖ'nün devlet içindeki yapılanmasının ve istihbarat faaliyetlerinin boyutlarını anlamak ve karşı mücadele etmek açısından büyük önem taşımaktadır.
Çoraklı, 12 Ocak 2017 tarihinde FETÖ/PDY çatı davasında tanık olarak ifadesi alınırken, örgütün sınav sorularını çalma faaliyetlerine dair şok edici itiraflarda bulunmuştur. Körfez bölgesindeki bir dershane müdürünün üniversite sınav sorularını nasıl çaldıklarını açıklayan Çoraklı, FETÖ'nün eğitim alanındaki illegal faaliyetlerinin boyutlarını gözler önüne sermiştir.
FETÖ'nün dini tahrifine Çoraklı'nın eleştirisi…
Çoraklı, FETÖ ile mücadelede özellikle dini alanda yeterli mücadelenin yapılmadığını savunmaktadır. Çoraklı'ya göre, bu "iblisi yapının" münafık faaliyetleri Kur'an delilleriyle ortaya konulmalı ve toplumun dini hassasiyetleri istismar eden bu yapıya karşı daha etkin bir dini mücadele yürütülmelidir.
Çoraklı, FETÖ'nün İslam'ı nasıl istismar ettiğini, dini duyguları nasıl sömürdüğünü ve bu doğrultuda gençleri nasıl kandırdığını yıllarca yazılarında dile getirmiştir. Ona göre, FETÖ sadece siyasi ve askeri bir tehdit değil, aynı zamanda İslam'ın özünü bozan, dini değerlerini istismar eden şeytani bir tehlikedir.
Medya ve kamuoyu mücadelesi…
Çoraklı, FETÖ ile mücadelesini sadece mahkeme salonlarında değil, aynı zamanda medya ve kamuoyu platformlarında da sürdürmüştür. Çoraklı, televizyon programlarına katılarak, makaleler yazarak ve konferanslar vererek FETÖ'nün gerçek yüzünü kamuoyuna anlatmaya çalışmıştır.
Habererk TV'de İsmail Türk'ün konuğu olarak katıldığı bir programda Çoraklı, FETÖ hakkında şok edici bilgiler vermiş ve örgütün iç yüzünü detaylarıyla anlatmıştır. Bu programlar, FETÖ'nün yapılanması ve faaliyetleri hakkında kamuoyunu bilgilendirmek açısından büyük önem taşımıştır.
Çoraklı, 4 Şubat 2014 tarihinde Sabah gazetesinde yer alan “TSK, Yargı ve Mitte Hücre Tipi Yapılanma Var” başlıklı röportajında da FETÖ’nün iç yüzünü anlatarak, örgütün nasıl çalıştığını, hangi yöntemleri kullandığını ve toplumu nasıl kandırdığını detaylı bir şekilde okuyuculara aktarmıştır.
Çoraklı’nın mahkemelerdeki tanıklığı…
Çoraklı, 2014 yılında FETÖ’nün medya kuruluşu olan FEZA gazetecilik ve ekonomik merkezi olan Kaynak Holding hakkında geniş iki dosya hazırlayarak Savcılığa suç duyurusunda bulunmuş ve bu iki gruba el konulmasını istemiştir. Bu dosyalar sebebiyle bugün hem FEZA gazetecilik hem de Kaynak Holding hakkında ne kadar açılan dava varsa Çoraklı hepsinde hem müşteki hem de tanık konumundadır.
15 Temmuz sonrası TBMM’de kurulan ve sonuç raporu bir türlü yayınlanmayan “FETÖ Araştırma Komisyonuna” da ifade veren Çoraklı, bu kuruldaki R.P, H.K ve S.Ö gibi Ak parti temsilcilerinin çoğunun geçmişte FETÖ ile bağları olduğunu görmüş, bu komisyondan bir netice çıkmayacağını açıklamış ve bunu o dönemde çeşitli yayın organlarında yayınlamıştır. Sonuçta Çoraklı’nın dediği çıkmış, komisyon hazırladığı raporu bile aradan geçen bunca zamana rağmen hala yayınlayamamıştır.
Çoraklı aynı zamanda örgüt elebaşı Gülen’in de aralarında bulunduğu 75 sanıklı “FETÖ Çatı Ana Davası” ana tanıkları arasında yer almış ve örgüt hakkında çok önemli tanıklıklar yapmıştır. Mahkemede örgütü 1960 yılından 2014 yılına kadar besleyen ve büyüten siyasi kanadının da bu mahkemede yargılanmasını istemiş ama ne yazık ki bu alanda herhangi bir gelişme olmamıştır.
Çoraklı bu arada örgüt elebaşının kendisine açtığı tazminat davası sebebiyle Fetullah Gülen’in akıl sağlığının yerinde olup olmadığı ile ilgili bir mahkemeden istekte bulunmuş, mahkeme Gülen’in kayıp olması sebebiyle bunu yapılamayacağını açıklamıştır.
Çoraklı'nın mücadelesinin eşsizliği…
Çoraklı'nın Türk milletine, vatanına ve İslam’a ihanet örgütü olan FETÖ ile tavizsiz, cesur ve karşılıksız mücadelesi, birçok açıdan eşsiz ve önemlidir:
Erken Dönem Uyarıcı Rolü: Çoraklı, FETÖ'nün Türkiye için bir tehdit olduğunu 1999 yılından itibaren görmüş, bunu değişik yazı ve konuşmalarda dile getirmiş ve ileride devlete, vatana ve İslam’a ihanet edeceklerini söylemiştir. Çoraklı’nın bunları dile getirdiği dönemde FETÖ lideri, devletin ve toplumun gözünde “İslam Âlimi, Hoca Efendi”, örgütü ise "eğitim ve hizmet hareketi" olarak görülmekteydi. Çoraklı'nın bu erken dönem uyarıları, sonradan yaşananların bir öngörüsü niteliğindedir.
İçeriden Şahitlik: Çoraklı, FETÖ'nün içinde ve yönetim kadrosunda yer almış, örgütün farklı kademelerinde görev yapmış bir isimdir. Bu nedenle verdiği bilgiler, dışarıdan yapılan gözlemlerden çok daha değerlidir. Onun tanıklığı, mahkeme süreçlerinde ve kamuoyu bilgilendirme çalışmalarında hayati önem taşımıştır.
Fikri ve Yazılı Mücadele: Çoraklı, FETÖ ile mücadelesini sadece fiziki veya hukuki alanda değil, aynı zamanda fikri ve yazılı alanda da sürdürmüştür. Yüzlerce makale, onlarca kitap ve sayısız televizyon programı aracılığıyla FETÖ'nün sapkın ideolojik temellerini sorgulamış ve örgütün dini istismarını belgeleriyle ortaya koymuştur.
Tehditlere Rağmen Kararlılık: Çoraklı, FETÖ ile mücadelesi nedeniyle sürekli tehditler almış, ceza ve tazminat davalarıyla karşı karşıya kalmış, baskılara maruz bırakılmıştır. Ancak hiçbir zaman mücadelesinden vazgeçmemiştir. Bu cesaret ve kararlılık, onu FETÖ ile mücadelenin sembol isimlerinden biri haline getirmiştir.
Örgüt Hakkında Yazdığı kitaplar: Çoraklı sadece TV’lerde konuşmakla kalmayıp örgütü deşifre eden kitaplar da kaleme aldı. 2014 yılında “Gülen’in Ağlattığı Müslümanlar” isimli 600 sayfalık kitabıyla bu yapının bütün Müslümanlara nasıl zararlar verdiğini belgeleriyle diye getirdi. Fetullah Gülen bizzat bu kitap için hem Ankara’da hem İstanbul’da Çoraklı hakkında ceza ve tazminat davaları açmış ancak Çoraklı mahkemelerde onları rezil ederek beraat etmiştir.
Çoraklı 2015 yılında da “HOCIA-Darbelerin Efendisi” isimli bir kitap yazmış ancak bunu 15 Temmuz sonrası yayınlatabilmiştir. Bu kitapta da yapının CIA ile bağlantılarını incelemiş ve örgütün istihbaratçılığı deşifre etmiştir.
Çoraklı 2016 yılında ise “FETÖ’nün İslam’a ve Vatana İhanetleri” isimli bir kitap yazmış ancak yayınevleri basmadığı için başka bir arkadaşının ismiyle bu kitapta yayınlanmıştır. Bu eserde madde madde örgütün İslam’a, vatana ve millete ihanetleri belgeleriyle ortaya konmuş.
Çoraklı bu süreçte yine bir belgesel niteliğinde “Fetullahçı Terör Örgütü” isimli A 4 boyutunda renkli ve tamamıyla görsel ağırlıklı bir kitap hazırlamış ancak bunu yayınlatacak bir yayınevi bulamamıştır. Çoraklı yayınevlerinin yayınlamama gerekçesini ise hala FETÖ’nün “Ya dönerse korkusu” olduğunu açıklamıştır.
Çoraklı 2014-2026 yılları arasında FETÖ ile yapılan mücadeledeki yanlışları anlatmak için kaleme aldığı makalelerden oluşan “İhanetin Anatomisi” isimli eserini de ne yazık ki aynı gerekçelerle yayınlayacak bir yayınevi çıkmamıştır.
Çoraklı’nın 2006 yılında kaleme aldığı “Şakirdin Aforozu” isimli romanı ise hala yayınlanmayan eserleri arasındadır. Hâlbuki bu roman erken dönemde FETÖ isimli örgütün insan kazanma ve işi bitince harcama metodunu açık biçimde ortaya koyan bir eserdi.
Sonuç…
Netice itibariyle Çoraklı, Türkiye'nin FETÖ ile mücadelesinde bir kilometre taşıdır. 1999 yılından bu yana kesintisiz olarak sürdürdüğü bu kararlı mücadele, sadece bir gazetecinin veya yazarın değil, aynı zamanda bir vatanseverin ve inançlı bir Müslümanın verdiği mücadelenin canlı bir örneğidir. Çoraklı, FETÖ'nün içinden gelerek örgütün gerçek yüzünü gören, bunu kamuoyuna ve yargıya aktaran, tehditlere rağmen korkmadan, yılmadan ve usanmadan mücadele eden nadir isimlerden biridir.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ'nün gerçek yüzünün daha iyi anlaşıldığı bir dönemde, Çoraklı'nın yıllar süren mücadelesinin ne kadar haklı ve önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Çoraklı'nın hayat hikâyesi ve mücadelesi, gelecek nesillere FETÖ tehlikesinin boyutlarını anlatmak ve benzeri yapılanmalara karşı uyanık olmak adına önemli bir kaynak niteliğindedir.
Türk milleti, Çoraklı gibi isimlere minnettardır. Onun mücadelesi, FETÖ ile verilen büyük mücadelenin sadece bir parçası değil, aynı zamanda bu mücadelenin manevi ve fikri temellerini atan çalışmaların da öncüsüdür. Hiçbir karşılık beklemeden cesur biçimde mücadele eden Çoraklı gibilere sahip çıkmak, aynı zamanda FETÖ ile mücadelenin önemli göstergelerindendir. Ancak ne yazık ki bu gerçekleşmemiş, bunca fedakârlık ve çalışmaya rağmen hükümet ve devlet Çoraklı’ya sahip çıkmamıştır. Çoraklı yapılan bu aymazlığı dile getirmek için “Devletten Yediğim Kazıklar” isimli bir makale yazmak zorunda kalmıştır. Bu makalesinde uğradığı tüm haksızlıklara ve yaşadığı mağduriyetlere rağmen vatanına küsmediğini, milli değerleri üstün tutarak mücadeleye yalnız başına da olsa devam edeceğini vurgulayan sitemkâr ama kararlı bir paragrafla bağlamıştır. Yazar, bu duruşunu yazdığı bütün yazılarında da yinelemiş ve maruz kaldığı hukuki haksızlıklar karşısında bu metni Yargıtay’daki bir davasında da savunma olarak kullanmıştır.
(ÖNEMLİ NOT: Gelecek makalede Çoraklı’ya göre AK Parti’nin FETÖ ile verilen mücadeledeki yanlışlarını kaleme alacağım. Çünkü bu da FETÖ ile verilen savaşta Çoraklı’nın mücadelesinin farklı bir boyutudur ve tarihe mal edilecek kadar önemlidir.)