Selim Çoraklı’ya dair Dr. Berat Kenar yazdı;
ÇORAKLI’YA GÖRE AK PARTİNİN FETÖ YANLIŞLARI
Dr. Berat Kenar
-Devam niteliğindeki bu ikinci yazı, uzun yıllar yurt dışında yaşayan dostum Dr. Berat Kenar tarafından kaleme alınıp bana gönderildi. Ben de tarihi öneme sahip FETÖ’nün iç yüzünü ortaya koyan bu makaleyi sizlerle paylaşmak istedim. Kendisine teşekkür ediyorum. Selim Çoraklı-
Giriş
Bir önceki makalemde (İçeriden Bir Şahitliğin Anatomisi, Selim Çoraklı ve FETÖ Mücadelesi) (*) Selim Çoraklı’nın, FETÖ ile mücadelede Türkiye’nin en önemli içeriden tanıklarından biri olarak örgütün yapılanmasını deşifre etmekle kalmadığını ve cesur mücadelesini bugüne kadar kararlılıkla sürdürdüğünü incelemiştim. Bu makalede de Çoraklı’nın aynı zamanda AK Parti iktidarının bu mücadeledeki hatalarını ve eksikliklerini de cesurca nasıl dile getirdiğine değineceğim. Çünkü Çoraklı’nın bu alandaki tespit ve eleştirileri, FETÖ ile mücadelenin sadece güvenlikçi bir yaklaşımla yürütülemeyeceğini, siyasi, ekonomik, dini ve sosyal alanlarda da kapsamlı bir strateji gerektiğini ortaya koymaktadır.
Bu makale, Çoraklı’nın AK Parti’nin FETÖ mücadelesindeki yanlışlarını nasıl tespit ettiğini ve kamuoyuna nasıl aktardığını ele almaktadır.
Güvenlikçi yaklaşımın yetersizliği…
Çoraklı’nın verilen mücadelede en temel eleştirisi, FETÖ ile mücadelenin sadece güvenlik kurumlarına (TSK, emniyet, yargı) bırakılmasıdır. Çoraklı’ya göre, bu yaklaşım bataklığı kurutmadan “sivrisinekleri öldürmeye” benzer. Hâlbuki bataklık kurutulmadan sivrisinekler yok edilemez.
Çoraklı, 2025 yılında kaleme aldığı “FETÖ Neden Bitmiyor?” başlıklı yazısında bu hususla alakalı şu tespiti yapar:
“FETÖ ile mücadelede de ne yazık ki aynı hatalar yapılmış, bu iblisi örgüt ile mücadele sadece TSK, emniyet ve yargıya bırakılmıştır. Hâlbuki bu terör örgütünü besleyen siyasi, ekonomik, sosyal ve dini çok kanal mevcuttu ve ne yazık ki bu kanallarla mücadelede devletimiz eksik kalmıştır.”
Bu eleştiri, FETÖ’nün sadece askeri ve polisiye bir yapı olmadığını, aynı zamanda eğitim, medya, iş dünyası, siyaset ve dini alanlarda da kök salmış bir “bataklık” olduğunu gözler önüne sermiştir. Çoraklı’ya göre, bu şeytani bataklığı oluşturan sebepler ortadan kaldırılmadan sivrisinek misali örgütün elemanlarını tutuklamak çözüm getirmemektedir. Aradan geçen yıllara rağmen halen örgütün yeniden yapılanma faaliyetlerinin hızla devam etmesi Çoraklı’yı haklı çıkarmıştır.
Siyasi alandaki militanlara dokunulmaması…
Çoraklı’nın FETÖ ile mücadelede en sert eleştirilerinden biri, AK Parti içinde ve diğer siyasi partilerde önemli görevler üstlenen FETÖ militanlarına dokunulmamasıdır. Çoraklı, 2017 yılında FETÖ ana davasında tanık olarak verdiği ifadede bu konuya müşahhas örnekler vererek dikkat çekmiştir:
“Madem FETÖ ile mücadelede 17 Aralık 2013 tarihini esas alıyorsunuz, STV’nin önünden geçen öğretmeni meslekten atıyorsunuz da neden AK Parti içindeki ……… falan falanı atmıyorsunuz? Bir yıl sonra 2015 yılında Rize İl Başkanlığında toplantı yapıp ‘Nereden çıktı bu paralel yapı?’ diyeni, niye atmıyor ve önemli görevlere getiriyorsunuz?”
Bu ifade, Çoraklı’nın AK Parti’nin FETÖ ile mücadelede “seçici davrandığı” görüşünü yansıtmaktadır. Ona göre, iktidar partisi içindeki FETÖ bağlantılı siyasi isimler dokunulmaz kılınırken, daha alt düzeydeki örgüt mensuplarına operasyon yapılmaktadır. Bu durum, mücadelenin samimiyetini zedelemekte ve örgütün siyasi kanadının hâlâ aktif kalmasına imkân tanımaktadır.
Çoraklı, 2025 yılındaki yazısında bu konuyu şöyle genelleştirmiştir:
“FETÖ ile mücadelede özellikle siyasi alandaki militanlara dokunulmadığı için bugün şeytani yapının savunucuları iktidardaki partilerde dâhil birçok siyasi partide etkin biçimde rol almakta ve sinsi olarak mücadelelerine devam etmektedirler. Siyasi alanda yapılmayan her operasyon mücadeleyi beş yıl daha uzatır.”
Çoraklı sadece Ak Partiyi değil, özellikle muhalefetteki partilerin de adeta FETÖ sözcülüğüne soyunmalarına da sert eleştiriler getirmektedir. Yakın zamanda kaleme aldığı, “FETÖ’cüsün!.. Sen daha FETÖ’cüsün!” (**) isimli makalesinde bugün bölünme ile karşı karşıya kalan CHP’nin genel başkanlarının birbirini FETÖ’cülük ile suçlamalarını ironik dille eleştirmiş ve her ili genel başkanın geçmişte FETÖ’ye nasıl hizmet ettiklerini delilleriyle ortaya koymuştur.
Dini alandaki mücadelenin eksikliği…
Çoraklı, FETÖ’nün en büyük gücünün dini istismar olduğunu ve bu alanda da ne yazık ki yeterli mücadelenin yapılmadığını değişik makalelerinde dile getirmiştir. Ona göre, FETÖ’nün “münafık faaliyetleri” Kur’an delilleriyle çürütülmemiştir ve bu nedenle halkın önemli bir kesimi hâlâ bu yapıyı “İslami bir cemaat”, liderini de “İslam alimi” olarak görmektedir.
Çoraklı, dini alanda eksik yapılan mücadelenin oluşturduğu durumun sonuçlarını şöyle açıklamaktadır:
“Bu sebeple halkımız arasında ne yazık ki bu şeytani yapı çoğunlukta olmasa da hala İslami bir cemaat olarak görülmektedir. Hatta bu mücadele hakkıyla yapılmadığı için milliyetçi ve İslam çevrelerde yaptıkları 15 Temmuz darbesi bile FETÖ’cülere mal edilmemekte ve bir tiyatro olarak algılanmaktadır.”
Bu eleştiri, AK Parti’nin FETÖ ile mücadelede dini alanı ihmal ettiğini, örgütün İslam’ı nasıl istismar ettiğini kamuoyuna yeterince anlatamadığını ortaya koymaktadır. Çoraklı’ya göre, dini mücadele yapılmadan FETÖ’nün toplumdaki etkisi tam olarak kırılamaz. Bu alanda Diyanet’in de görevini tam olarak yerine getirmediğini açıklayan Çoraklı, bunda FETÖ’nün en derin yapılanmalarından birinin Diyanet’te olmasının tesirinin büyük olduğunu ve yapının militanlarının çoğunun halen yerinde durmasındaki etkisine dikkat çekmiştir.
Ekonomik mücadele ve “FETÖ Borsası”
Çoraklı’nın en dikkat çekici eleştirilerinden biri, FETÖ’ye ait malların ve şirketlerin devletleştirilme sürecinde yaşanan usulsüzlüklerdir. Çoraklı, bu süreci “FETÖ Borsası” olarak nitelendirmekte ve bu hususla alakalı bir makalesinde şunları dile getirmektedir:
“FETÖ ile yapılan mücadelede el konulan mallarının tamamıyla devlete devredilmesi gerekirken bir kısmının bazı cemaatlere, tarikatlara ve vakıflara devredilmesi ve FETÖ’cü iş adamlarının ‘FETÖ Borsası’ adı altında devlet erkini elinde tutanlar tarafından mallarının ellerinden alınması da bu mücadelenin kadük kalmasının en önemli sebeplerinden biri olarak tarihe geçmiştir.”
Bu eleştiride Çoraklı, FETÖ mücadelesinin ekonomik boyutunun siyasi çıkarlara alet edildiğini, örgütün mal varlıklarının devlete tam olarak aktarılmadığını, aksine bazı siyasi ve dini gruplar arasında paylaşıldığını iddia etmektedir. Çoraklı’ya göre, bu durum mücadelenin etkinliğini büyük ölçüde azaltmış ve örgütün ekonomik gücünün tam olarak kırılmasını engellemiştir.
Müdahalede geç kalınması!..
Çoraklı, FETÖ’ye karşı müdahalenin çok geç kaldığını ve bu gecikmenin 15 Temmuz darbe girişimine zemin hazırladığını savunmaktadır. 2017 yılında bir mahkemede verdiği ifadesinde şunları söylemiştir:
“Ben bu örgütü deşifre eden 55 sayfalık ifademi 2014 Nisan ayında verdim. 2014 yılında adını verdiğim bütün üst düzey örgüt yöneticileri yurt dışına kaçtılar ya da kaçırıldılar. Savcılara, terörle mücadele polislerine, ‘Bu yapıyı idare eden ana kadroyu içeri alırsanız 5 yıl içerisinde yarısını bitirirsiniz’ dedim, ancak yapılmadığı gibi ne yazık ki örgütün bütün üst yönetiminin yurt dışına kaçmasına göz yumuldu.”
Çoraklı, 17-25 Aralık 2013 sürecinden sonra FETÖ’nün ana kadrosuna operasyon yapılması gerektiğini, ancak bunun yapılmadığı için 15 Temmuz’un yaşandığını, “17-25 Aralık’tan sonra isimlerini verdiğim FETÖ’nün ana kadrosuna operasyon yapılsaydı 15 Temmuz olmazdı.” cümlesiyle dile getirmiştir.
Çoraklı’nın yaptığı bu eleştiriler, AK Parti’nin FETÖ tehdidini ciddiye almakta geciktiğini, 17-25 Aralık sürecini bir “yargı darbesi” olarak değerlendirip örgütün kökünü kazımak için yeterli adımları atmadığını ortaya koymaktadır. Çoraklı’ya göre, bu gecikme FETÖ’ye zaman kazandırmış ve örgüt 15 Temmuz’da kanlı bir darbe girişiminde bulunma fırsatı bulmuştur.
Medyadaki taraftarların gayri ciddiliği…
Çoraklı, FETÖ ile mücadelede iktidar yanlısı medyanın içinde yer alan gazetecilerin çoğunun bu yapıyı 15 Temmuz’a kadar övenlerden oluştuğunu dile getirerek ciddi bir meseleye parmak basmaktadır. 17/25 Aralık tarihine kadar örgütü öven kişilerin Ak Parti medyasında rahatlıkla iş bulması ve bunların mücadeleyi sulandıracak haberler yapmasını eleştiren Çoraklı, bu tiplerin FETÖ ile mücadelenin eksik kalmasına sebep olduklarını cesur şekilde dile getirmiştir. FETÖ ile yapılan yayınlarda da aynı gayri ciddi tutumun devam ettirildiğini söyleyen Çoraklı, iktidar medyasında da ciddi bir FETÖ temizliği yapılmasının gerekliliğini yüksek sesle savunuyor.
Deşifre olmamış hücrelerin göz ardı edilmesi…
Çoraklı, FETÖ’nün devlet içindeki hücre yapılanmasının tam olarak deşifre edilmediğini ve bu konuda yeterli önlem alınmadığını savunmaktadır. 2016 yılında yaptığı açıklamada şunları söylemiştir:
“FETÖ’nün 100 deşifre olmuş hücresi varsa, 10 bin deşifre olmamış hücresi vardır. Şu anda TSK’da yüzde 60 oranında deşifre oldu. Hala yüzde 40’ının deşifre olmadığını düşünüyorum. Şu anda deşifre olmuşların yerine deşifre olmamış kadroları tayin ettirmekle meşguller.”
Çoraklı, bu durumun ciddi bir tehlike oluşturduğunu, FETÖ’cülerin “kuklaları tutan ellerin” (yani örgütün gizli liderlerinin) yakalanması gerektiğini vurgular. Ona göre, AK Parti iktidarı sadece görünürdeki FETÖ mensuplarını tasfiye etmekle yetinmiş, örgütün gizli hücrelerini ve kripto elemanlarını ortaya çıkarmada yetersiz kalmıştır.
AKP’leşen AK Partinin içsel dönüşümü…
Çoraklı’nın eleştirileri sadece FETÖ mücadelesinin teknik yönleriyle sınırlı değildir. 2023 yılında kaleme aldığı “AKP’leşen AK Parti!” başlıklı yazısında, AK Parti’nin kendi ilkelerinden uzaklaştığını ve bu durumun FETÖ mücadelesini de olumsuz etkilediğini dile getirmiştir. (***)
Çoraklı’ya göre, FETÖ’nün hainliği ortaya çıkınca “tedbirsiz yakalanan” AK Parti, verilen mücadelenin birçok alanında çuvallamıştır. Bu ifade, partinin FETÖ tehdidine karşı yeterince hazırlıklı olmadığını, mücadele stratejisini doğru kuramadığını ve sonuçta hem siyasi hem de toplumsal açıdan ağır bir fatura ödediğini ortaya koymaktadır. Çoraklı, 2014 yılından beri defalarca, “FETÖ ile Mücadele Üst Kurulu Kurulmalı” şeklinde açıklama yapmasına rağmen bunun yapılmamasının mücadelede çok başlılığa ve dağınıklığa da sebep olduğunu dile getirmektedir.
Uluslararası istihbaratın göz ardı edilmesi…
Çoraklı, FETÖ’nün uluslararası istihbarat örgütleriyle bağlantılarının yeterince araştırılmadığını ve bu alanda mücadele edilmediğini savunmaktadır. Örgütün ABD ve İsrail büyükelçiliklerine raporlar gönderdiğini, BM kimlikleriyle istihbarat faaliyeti yürüttüğünü belirten Çoraklı, bu bağlantıların devlet tarafından yeterince deşifre edilmediğini de düşünmektedir.
Çoraklı’ya göre, FETÖ sadece iç bir tehdit değil, aynı zamanda uluslararası aktörlerin de desteklediği bir CIA casusluk projesidir. Bu nedenle mücadelenin sadece iç politikaya indirgenmesi yetersizdir; uluslararası boyut da göz önünde bulundurulmalıdır. Çoraklı, bu alanda “HOCIA” isimli hacimli bir kitapta kaleme alarak yapının yabancı istihbarat örgütleriyle ilişkilerini deşifre etmiştir.
Sonuç…
Selim Çoraklı’nın AK Parti’nin FETÖ mücadelesine yönelik eleştirileri, bu mücadelenin çok boyutlu bir yapılanma gerektirdiğini, ancak iktidarın bu boyutları yeterince gözetmediğini ortaya koymaktadır. Çoraklı’nın tespitlerine göre, AK Parti’nin temel yanlışları şunlardır:
1. Mücadeleyi sadece güvenlikçi bir çerçeveye (Emniyet ve yargı) hapsederek siyasi, ekonomik, dini ve sosyal alanları ihmal etmek;
2. Siyasi alandaki FETÖ militanlarına dokunmamak ve “seçici” bir mücadele yürütmek;
3. Dini alandaki mücadele tam yapılmadığından örgütün İslam’ı istismar etmesine engel olamamak;
4. FETÖ’nün ekonomik gücünü kırmak yerine “FETÖ Borsası” oluşturarak bu gücü devlete aktarmak gerekirken başka gruplara ve kişilere aktarmaya göz yummak;
5. 17-25 Aralık sürecinden sonra örgütün lider kesimine gerekli operasyonları yapmayarak 15 Temmuz darbe girişimine zemin hazırlamak;
6. Deşifre olmamış hücreleri ve kripto elemanları ortaya çıkarmada yetersiz kalmak;
7. Uluslararası istihbarat bağlantılarını yeterince deşifre edememek;
8. Ak parti siyasi alanda bir operasyon yapmadığı gibi kendi içinde de köklü bir FETÖ temizliğine girişmemesi.
Çoraklı’nın eleştirileri, FETÖ ile mücadelenin hâlâ tamamlanmadığını, örgütün farklı kanallar üzerinden yeniden yapılanma tehlikesinin sürdüğünü ve bu nedenle daha kapsamlı, daha samimi ve daha etkin bir mücadele stratejisi geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ona göre, “sivrisinekleri öldürmek” yerine “bataklığı kurutmak” esas alınmalı ve faaliyetler buna göre yeniden gözden geçirilmelidir.
Çoraklı, bütün eleştirilerine kulak tıkanması halinde aradan otuz yıl da geçse FETÖ isimli bu yapıyı bitirmenin mümkün olamayacağını da yüksek sesle dile getirmektedir. 15 Temmuz’un üzerinden geçen on yıla ve verilen mücadeleye rağmen FETÖ hala yeniden yapılanma faaliyetlerini yürütebiliyorsa, bu Çoraklı’nın eleştirilerinin yüzde yüz doğruluğunu ispatlamaktadır.
Dost acı söyler. Çoraklı dostane yaptığı bu eleştirilerini, “Hz. Ali diyor ki: senin gerçek dostun, yürüdüğün yoldaki çukurları sana gösterendir.” sözlerindeki samimiyetle dile getirdiğini de açıklamaktadır.
.
Selim Çoraklı, dikGAZETE.com
(***) AKP’leşen AK Parti!