<h3><span><strong>NEREDEN BİLECEKTİK?</strong></span></h3> <div><strong>ZÜRİH, İsviçre</strong></div> <div>Nereden bilebilirdik ki <strong>28</strong> <strong>Şubat</strong> <strong>97</strong> <strong>Türkiye’sinin</strong>, gelecek çok daha kötü bir dönemin fragmanı olduğunu?</div> <div><strong>28</strong> <strong>Şubat</strong> yargısının bugünden daha adil olacağını.</div> <div>Medyasının daha vicdanlı, iktidara yandaş <strong>STK’larının</strong> daha insan odaklı, bürokrasisinin daha bir medeni ve siyasetinin daha özgürlükçü olacağını, nereden bilecektik?</div> <div><strong>30</strong> yıl öncekiler daha özgürlükçüydü. İsteyen istediğini söyler, iktidarı eleştirirdi. Sosyal medya yoktu ama muhalif medya vardı. Fikirlerinden dolayı hapse atılan gazeteci, aydın iki elin parmak sayısını geçmezdi. Bugün binlerce insan, bu iktidara muhalif oldukları için esir tutuluyor tek adam rejiminin mahpuslarında.</div> <div>İnanmayacaksınız “<strong>izinsiz</strong>” yasal eylemler bile yapılabilirdi meydanlarda. Şahsen <strong>3-5</strong> kişi bir araya gelip “<strong>millet</strong> <strong>düşmanı</strong>” iktidarın tekerine çomak sokacak, sivil izinsiz ama yasal eylemler organize ederdik. Meydanlar bizimdi <strong>Taksim</strong> dahil. <strong>Kızılay</strong>, <strong>Alsancak</strong>, <strong>Beyazıd</strong>, <strong>Akpınar</strong>… Bindirilmiş kıtalar ile değil, inanmış yüreklerle dolardı meydanlar. <strong>Galata’ya</strong> devlet imkanlarıyla toplanıp, <strong>zekimürenvari</strong> “<strong>kahrol</strong> <strong>düşman</strong> <strong>al</strong> <strong>sana</strong> <strong>bomba</strong>” kıvamında kuru gürültülerle ile protestoculuk oynanmazdı.</div> <div>nereden bilecektik?</div> <div><strong>Kamu</strong> malına dadanmış hırsızın daha kanaatkâr, ülkenin sokaklarının daha güvenli, emeklilerinin daha mutlu, gençlerinin daha umutlu olacağını nereden bilecektik?</div> <div><strong>Müslümanlığın</strong> bile en “<strong>takvalı</strong>” günleriymiş o günler. <strong>Başörtüsü</strong> daha bir tesettür, cami daha bir mabet, <strong>İslam</strong> daha bir kutsalmış…</div> <div>Daha çok camii, daha çok imam hatip, daha çok başörtüsü, daha çok takke-sakal, hac-umre olacak ama daha az <strong>Müslümanlığa</strong> icbar edileceğimizi nereden bilecektik?</div> <div>Dönemin zalimlerinin, bugünün zalimlerinden daha “<strong>bir</strong> <strong>devlet</strong> <strong>adamı</strong>” olduklarını çok geç öğrenecektik... Kimsenin şahsiyetine, ailesine, yakınlarına, mallarına mülklerine dokunmaz; yapacakları hukuksuz bile olsa, kendi içinde bir hukuk gözetirlerdi.</div> <div>Bugüne kıyasla daha mertçe, kavga ederlermiş.</div> <div>O gün, <strong>30</strong> yıl sonraki <strong>Türkiye’nin</strong> içinden geçilen kesif dönemin bile fersah fersah gerisine gideceğini nereden bilecektik?</div> <div>.</div> <div><strong>Güven Akıncı, dikGAZETE.com</strong></div> <div></div> <div> </div>