Erdoğan ve Öcalan ile röportaj / N’apsın Ruşen Çakır?

Erdoğan ve Öcalan ile röportaj / N’apsın Ruşen Çakır?

ERDOĞAN VE ÖCALAN İLE RÖPORTAJ /

N’APSIN Ruşen Çakır?

ZÜRİH, İsviçre

Maalesef ülkede, kapınızın giriş cebine bir sandık koyup, “ayakkabı boyacılığı yapacağım” deseniz bile “devletin gücü” karşınıza çıkıyor. “Hooppp hemşerim! Eşekbaşı mıyız biz burada?” diyen bir “devlet insanı” dikilir yamacınıza…

Seversiniz sevmezsiniz ama Ruşen Çakır’aelini sıktı” diye yalaka diyemeyiz. Haksız bir itham bu!

Ruşen Çakır bir gazeteci. Ve İslamcı sokakta 40 yıldır, araştırmalar yaptı, haberler üretti. 94 yılında Ankara’da, ilk canlı yayın deneyimimde telefon konuğumuz Ruşen’di; “Su sorunu bağlamında Suriye”yi konuşmuştuk bir arkadaşımla beraber. Aradan geçmiş 33 yıl; yeri gelmişken Çakır’la bizim programa gelmesi için konuşan “Şef”ime de selam ederim.

İhtimal, geçmişte Tayyip Erdoğan da genç bir siyasetçi olarak, Ruşen Çakır’a ulaşıp, kendi haberlerini yaptırmak istemiştir. Aracılar koymuştur araya. Takdir edersiniz ki, Erdoğan bu günlere gelirken bugün çizdiği profilde değildi. Anlayışlı, nazik, empati yapabilen biriydi Erdoğan. Bakmayın şimdi “godum mu oturturum” hâllerine.

Bu ülkede gazeteciyseniz hele, Cumhurbaşkanı ile de Kadırga Mahallesi Muhtarı ile de tanış olmak, el sıkışmak şaşırtıcı gelmemeli kimseye.

Ben mesela gönüllü mü dersiniz, serbest mi daha münasiptir size kalmış orası artık; gazetecilik yaptığımı düşünüyorum. dikGAZETE.com’da yani. Şükür nafakam buradan değil, rahatım, arayan yok soran yok, yazı gelmedi diyen yok. Şunu yaz şunu yazma, yazı girdi girmedi derdi yok. Oh ne ala, mücella Güven!

İki gündür fena halde “gazeteci” takkemle beraber kafama taktığım bir “sorun”um var. Haber, önceki gün gözüme ilişti, aldı bir mesleki heyecan beni. Bir şeyler yapmalıyım diye deli koyun misali dönüp duruyorum. Şöyle ki efenim; İmralı’yakurucu önderÖcalan ile görüşmek için “gazeteci elemeleri” yapılıyormuş. Finallere kaç kişi kalır bilemiyorum lakin ben de elemelerde kendimi göstermek istiyorum. Sonuçta muhalifiz falan da Ahmet Arif Usta’mın da dediği gibi:

Ne alnımızda bir ayıp

Ne koltuk altında

Saklı haçımız

Biz bu halkı sevdik

Ve bu ülkeyi.

İşte bağışlanmaz

Korkunç suçumuz...”

Anlatabiliyor muyum?

Derken iki arkadaşımla istişare ettim bu fikrimi. “Valla senden iyisi olmaz bu iş için” dedi biri. Tam anlayamamıştım gaz mı veriyor ciddi mi diye? Devamında “insan” gözüyle yazarsın deyince baktım ciddi konuşuyor.

Diğer arkadaş yorum yapmadı, iplemedi mi, olumsuzdu fikri de yüzüme şapadanak mı demedi yoksa çok daha mühim şeylerle uğraşıyor da bu sufli konularla ş’etmeyek mi, dedi onu tam çözemedim vallah.

Neyse canım! Ben bildiğim yolda devam. İki kişi ile röportaj yapma hedefim var, biri Öcalan biri Erdoğan!

İnsan” gözüyle sadece ama göz hizasında kalarak, olması gereken mesafaden.

.

Güven Akıncı, dikGAZETE.com

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ