<h3><span><strong>FETULLAHÇI KUMPAS; SELAM TEVHİD DAVASI (4) (POST-ERDOĞAN’DA FES-KADİRİST TASAVVUR)</strong></span></h3> <div><strong>ZÜRİH, İsviçre</strong></div> <div>Konuyla ilgili son yazıda “<strong>es</strong>” verdiğimiz, yani <strong>Fetullahçı</strong> yapının “<strong>gözünü</strong> <strong>karattığı</strong>” yerden devam edelim.</div> <div><strong>Devlet</strong> içindeki “<strong>paralel</strong> <strong>düzenek</strong>”, <strong>Selam Tevhid</strong> soruşturmasıyla aslında bir avuç insanın ismini hedef yaparak “<strong>iş</strong>”e koyulmuştu. <strong>Fetullahçıların</strong> “<strong>İran adına karşı casusluk faaliyeti</strong>”nde olmakla itham ettiği ve adlarını kamuoyuna duyurduğu “<strong>terörist</strong>” sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadardı.</div> <div>Ama aynı soruşturmada binlerce insan, <strong>kanunsuz</strong> dinlenmişti!..</div> <div>Bu nasıl olabilirdi ki?</div> <div>Ya “<strong>Selam</strong> <strong>Tevhid</strong> <strong>örgütü</strong>” dar bir hücreydi ve “<strong>devlet</strong>” gerekeni yapıyordu, ya da uyduruk bir örgüt ihdas edilmiş, o bahaneyle binlerce insan hakkında <strong>dosya</strong> tutulmuştu.</div> <div>Aslında yapılmak istenen de hedeflenen de çok açıktı. Bu şeytani akılla planlanmış bir kadro tasfiyesi çabasıydı. Ve <strong>Fetullahçılar</strong>, daha önce <strong>Ergenekon</strong> <strong>Davaları</strong> ve <strong>17-25</strong> <strong>Operasyonları’ndaki</strong> yöntemi burada da uygulamışlardı. Her şeyi bir çuvala doldurmuşlardı.</div> <div>“<strong>Örgütlü</strong> <strong>din</strong>” çevreleri dinlenmiyor, <strong>Fetullahçı</strong> gurup dinlenmiyor ama <strong>Edirne’den</strong> <strong>Kars’a</strong> kim ki “<strong>bağımsız</strong> <strong>İslamcı</strong>” tonda, onların telefonları gizliden dinleniyordu.</div> <div><strong>Baltanın</strong> keskin ucunu yine sert bir kayaya vurmuşlardı. Ekseriyeti birbirinden bağımsız ama organik bir kadroya, teşmil edilen “<strong>İrancı</strong> <strong>casus</strong> <strong>örgüt</strong>” yaftalaması sinsi ve şeytani bir işti.</div> <div><strong>Hedef</strong> alınan kadro, <strong>bir çuvala tıkılacak yığın</strong> olmadığı gibi, geniş bir fikri spektrumdan süzülen entellektüel hasılaydı da.</div> <div>Yeri gelmişken konunun anlaşılması adına şunu belirtmekte fayda var; <strong>Türkiye’de</strong> <strong>İran’a</strong> müzahir guruplar, kişiler var mıdır? Elbette vardır, <strong>Çin’e</strong> olduğu gibi, <strong>Rusya’ya</strong> <strong>ABD’ye</strong>, <strong>Batı’ya</strong> olduğu gibi. Dün de vardı bugün de vardır. Lakin buradan, sempati beslenen ülke için binlerce “<strong>casus</strong>” üretmek, ancak ya delilik ya da şeytanilik ile açıklanabilir.</div> <div><strong>- Suriye’deki</strong> iç savaşta, <strong>Türkiye’nin</strong> “<strong>Sünnici</strong>” tezlerinin teorisini kimler kurdu?</div> <div><strong>- “Şii yayılmacılık</strong>”ın, <strong>Türkiye</strong> çıkarına olmadığı propagandası kimlerin cümleleriyle öğütlendi kamuoyuna? </div> <div><strong>- Devlet refleksi,</strong> hangi bürokratik yapı tarafından dürtülerek mobilize edildi? </div> <div><strong>- ABD</strong> füzesiyle katledilen <strong>İranlı</strong> <strong>general</strong> <strong>Kasım</strong> <strong>Süleymani’ye</strong> ve <strong>İsrail</strong> karşısında en önemli komutanlarını kaybeden <strong>Hizbullah’a</strong> “<strong>oh</strong> <strong>olsun</strong>” diyenler kimlerdi?</div> <div>Evet, örgütlü din sözcüleri de söylemişlerdi çokça. Lakin “<strong>tesir</strong> <strong>edenler</strong>” eski radikallerdi. Devletin en güçlü propagandistleri, söz konusu <strong>İran</strong> ise, onlardı. <strong>Fetullahçı</strong> paralel düzeneğin “<strong>İran</strong> <strong>ajanı</strong>” deyip, dinlemeye aldıkları gurupların bir kısmı <strong>Suriye’de</strong>; söylemde, sahada ve lojistikte <strong>İran’la</strong> ölümüne kapıştılar.</div> <div>Buradan bile anlaşılabilir ki; <strong>Türkiye’de</strong> “<strong>kurumsal</strong>” bir “<strong>İrancılık</strong>”tan bahsedilemez. <strong>Fetullahçıların</strong> da bunu görmesi gerekmiyor mu? Bugün bile hâlâ özellikle yurtdışından yayın yapan sözcülerin, eski emniyetçilerin ağızlarında aynı emzik; “<strong>İran Casusları!..”, “Tevhid Selam Örgütü!..</strong>”</div> <div><strong>Fetullahçılar</strong>, kökeni radikal (düşüncede) olan bağımsız <strong>İslamcıları</strong> alt edememiş olmalarını hiç sindiremediler. Ne “<strong>ergenekoncular</strong>”a ne de <strong>Erdoğan</strong> şahsında kurumsal <strong>AKP’ye</strong>; onlara duydukları kadar kin duymuyorlar.</div> <div>Bu yazı dizisinin sonunda <strong>KHK</strong> mağduriyetleri bağlamında ayrıntılı yazacağım inşallah ancak şimdilik şöyle belirteyim -ki siz de rahatlıkla görebilirsiniz- bugün <strong>Fetullahçıların</strong> “<strong>mazlumları</strong>”nı en çok dert edinen ve onlara sahip çıkanlar eski radikallerdir. En bariz örnek ise <strong>Ömer</strong> <strong>Faruk</strong> <strong>Gergerlioğlu</strong>’dur.</div> <div>Son dönemde “<strong>uyuşturucu ve seks partileri</strong>” ambalajıyla pornografikleştirilen “<strong>adli</strong>” sunumun gerisinde, başka bir “<strong>kadro</strong> <strong>tasfiye</strong>” operasyonunun fragman çalışması olduğunu; analitik düşünebilen herkes gördü <strong>Türkiye</strong>’de.</div> <div>Bu “<strong>post-Erdoğan</strong>” için bir plato hazırlığı ve ‘<strong>odişın</strong>’dır. Çekilecek filmin saha ve oyuncu seçme çalışmasıdır. Uyarıdır, gözdağıdır! “<strong>Herkes kararını versin</strong>”dir. Gözdağının adresi <strong>AKP</strong> ve <strong>MHP</strong> içindeki herkestir. Ama en çok da “<strong>yeni döneme itaat etmekte zorlanacağı farzedilen</strong>”lerdir adres.</div> <div>Anlaşıldığı kadarıyla “<strong>aile</strong>” <strong>Bilal</strong> <strong>Erdoğan</strong> üzerinde ittifak etmiş görünüyor. Damatlardan birinin, endirekt içinde olduğu medya gurubu, rezillikleri köpürtme görevini fevkalade yapıyor. Müttefikliğin işaretini buradan fark edebiliyoruz.</div> <div><strong>Fetullahçı</strong> taktikler, onlardan “<strong>el</strong>” alınmışcasına “<strong>el</strong> <strong>yükseltilerek</strong>” uygulamadaydı zaten <strong>2017’den</strong> beri. İşte o sürüyor.</div> <div><strong>Fetullahçılardan</strong> tevarüs edilen sadece “<strong>şantaj</strong>” taktikleri değil bu arada.</div> <div>“<strong>Selam Tevhid Çuvalı</strong>” ülkenin yeni ‘<strong>dizaynır’ları</strong> için çok önemli bir veri datası. Kimlerin itaat edip etmeyeceğini o “<strong>data</strong>”dan tespit edecekler.</div> <div><strong>Türkiye,</strong> önümüzdeki dönemde, <strong>Bilal</strong> <strong>bey’in</strong> meydanlara inmesiyle; demokrasi ile “<strong>fes-kadirist</strong>” geleceği oylayacaktır. (Devam edecek)</div> <div>.</div> <div><strong>Güven Akıncı, dikGAZETE.com</strong></div> <div></div> <div> </div>