Sırrı abi gideli bir yıl olmuş… ‘Anan öle oğul!’

Sırrı abi gideli bir yıl olmuş… ‘Anan öle oğul!’

Güven Akıncı, Zürih’ten yazdı;

SIRRI ABİ GİDELİ BİR YIL OLMUŞ... “ANAN ÖLE OĞUL!”

İsviçre, ZÜRİH

Bir anne ağıdı bu. Sadece annelerin dilinden döküldüğünde yürek burkan, daha çok Anadolu köylerinde, “sırayı bozan oğullara” yakılan ağıt…

Annesi sağdı, rahmetlinin…

Aynı bölgenin Türkmeniydik Sırrı abiyle. Kuş uçumu 100 km bile değildi, doğup büyüdüğümüz yerler arasındaki mesafe. Bir keresinde “Jandarmadan kaçıyordum, sizin vadide bir gün saklandım” diye anlatmıştı, iki dağın arasındaki kasabamızı kast ederek.

Bir jenerasyon öncemiz “yaramazlar”ındandı. Bakmayın ardından en yetkili devlet ağızlarından çıkan “acı kaybımız” minvalindeki soğuk ve resmi mesajlara. Sırrı abi, devlet elitleri için hep “yaramaz”dı.

Hastaneye yattığı günden beri kötü habere hazırlıklıydım aslında. Ama “erken” diyordum; “işini yarım bırakmayacak, kalkıp gelecek”;

Da-haydi gardaş; ölecek zaman değil barışın türküsünü söyleyek, nasıl olsa ölürük, acelemiz mi var, ölümden gaçacak halımız yok ya” diyerek muzipçe gülecek diye inanıyordum. Olmadı, dönmedi Sırrı abi. Çok yorulmuştu kalbi. Hastaydı.

Son genel seçimden birkaç ay önceydi. Siyasete devam etmek istemediğini ama çok baskı ve ısrar olduğunu söylemişti, Üsküdar’daki köftecide 6-7 kişilik masada. Yarım porsiyon sipariş ettiği köfteyi bile bitiremediğini görünce, “gerçekten hasta ya bu adam” diye düşünmüş, çok endişelenmiştim.

Keşke o kadar ısrar etmeselerdi keşke siyasete devam etmeseydi…

Mamak işkencelerini dönemin ülkücülerinden çok dinlemiştim sonraki yıllarda. Ama dönemin solcusundan dinlemek nasip olmamıştı hiç. Sırrı abi, Mamak’ın solcusuydu işte. 20’li yaşlarında Mamak zindanlarında bedenine açılan yaraların, bugün ölümündeki muhtemel izlerini düşündüm. Sırrı abinin erken ölümünde Mamak’ın etkisini aradım yani…

Evet, çok zekiydi çok kaabiliyetliydi Sırrı Süreyya Önder. Hasbiydi. Yaşamın künhüne varmıştı, dünya ile nasıl ilişki kurulması gerekiyorsa tam da oradan bağlıydı hayata. Oradan yaşadı kısa ömrünü. İyilerden olacak, iyi kalmak için direnecek, iyilik yolunda kınayıcıların kınamasına aldırış etmeyecekti. Öyle de oldu!.. İyilik için, “kötü olmayı” göze alacak kadar iyiydi…

Anadolu söylence kültürünün büyük anlatıcısı, sözün üstadı Sırrı abi, tam bir yıldır yok aramızda.

Küçük-büyük çelişkilerimizden; büyük mizah yaratan, kâh beyazperdede kâh bir sohbette kâh bir gazete köşesinde hatta siyasetin en somurtkan anlarında bizi güldüren Sırrı abi gideli bir yıl oldu.

Hini-hacette kavganın ortasına dalıp “barışın kötüsü olmaz” diyecek bir Sırrı abi yok!

Geçen bir yılda eksikliğini derinden hissetti bu ülke Sırrı abi’nin. Daha asık suratlıyız, daha az güler olduk. Mazlumların sesine ses verip, zalimlerin kalplerine tesir edecek samimi kararlılık azaldı.

Allah’ım, O’na rahmet et!

Cennet’te olasın, “cennet”ini bulasın güzel insan!..

*

İŞTE BEN, BU MAJESTİK TUTUMA UMUT İNŞAA EDİYORUM...

Amedspor büyük bir başarı göstererek Süper Lig’e çıktı.

Diyarbakır’da sevinç gösterileri yapılıyor. Hangi takım üst bir lige çıksa aynısı olur Türkiye’de. Kentin her yanı, kentin şampiyon takımının renkleri ile süslenir. Taraftar, sabahlara kadar coşkuyla kutlar takımının başarısını.

Diyarbakır’ın genci-yaşlısı sokaklarda zaferlerini kutlarken, kaldırımda bir türbanlı kadın, taraftarın mutluluğuna hased ediyor ve bozkurt işareti yapıyor.

O anda 2-3 Amedspor’lu kahraman genç, hemen türbanlı kadını korumaya alıyorlar ki, kendini bilmez kadına, kendini bilmez bir taraftar zarar vermesin.

İşte bu!

Bu ülkeden umudu kesmemek için şahane, spontane bir sahne! “Anadolu irfanı” gibi müphem bir romantizm değil yani. Dümdüz gerçek, göz önünde olup gelişen bir aklilik, bilgelik…

Anadolu’daki kentlerin takımlarına taraftar desteği her şeye rağmen hala organik bir destek. Tabii ki biraz da sınıfsal! Yıllarca o kesim “İstanbul takımları”na karşı “Anadolu takımı” diyerek Trabzonspor’u destekledi. Ancak son yıllarda, iktidar elitlerinin ve iktidarın semirttiği sermaye sahiplerinin Doğu Karadeniz mahreçli olması; Trabzonspor’a verilen desteğin geri çekilmesi sonucunu doğurdu.

Trabzonspor da en az “üç büyükler” kadar endüstriyel artık!

Bir dönem Adanademirspor’un, Göztepespor’un, Malatyaspor’un ve elbette ki Trabzonspor’unAnadolu’lu futbol temsil”i bayrağını önümüzdeki sezon Amedspor taşıyacaktır.

Her dışlanan, her ötekileştirilen gibi Amedspor da derin milletin kalbinde olacaktır!

Bizler; Kürtler, Türkler, dezavantajlılar, ötekileştirilenler, yok sayılanlar, hak hukuk savunucuları hepimiz bu yıl Amedspor’un süper ligdeki başarısı için duacıyız!

.

Güven Akıncı, dikGAZETE.com

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ