- 16-04-2026 08:58
- 1
Güven Akıncı, Zürih’ten yazdı;
AKP KUŞANMIŞ KÜRT!
ŞIRNAK’TAKİ TEZGAHIN MÜDÜRÜ!
İsviçre, ZÜRİH
“AKP’nin kuşattığı Kürt” de diyebiliriz. İktidar partisinin gölgesinde oluşan güvenli alanda, oturduğu yerden hadsizce demokrasinin bütün değerlerine saldıran bir figür bu. Sadece demokrasinin mi? Tabii ki değil! İktidar(lar)ın kutsal saydıklarını istisna tutup, bütün insanlığa savaş açan bir tipolojiden bahsediyorum.
Burada iktidarda AK Parti dışında bir parti de olsa fark etmez. Aslolan iktidar işlevselliği. Çünkü parti; iktidar gücünü kullanan koruyucu bir sığınak sadece. Bele sarılmış bir kuşak, kurşun geçirmez bir yelek veya çelikten bir zırh gibi düşünün!
Yakın tarihimizde resmi ideolojinin “Kürtlere zulmü”nün intikam mangalarıdır adeta bunlar. Referansları, İslam’dan uydurdukları arkaik din yorumları. Hedefleri; etnik ayrım yapmaksızın bütün seküler toplum. Özlemleri; suyun başını tutmak.
Bugün cumhuriyete, demokrasiye düşmanlar. Yarın yine “Doğu Karadenizli bir başka patronaj”ın himayesinde dine, inanca karşı aynı gözü karalıkla savaşacaklar. Çünkü tetikçiler “patron”a bakmaz, yeter ki beklentileri karşılansındır.
Bu dönemin en zehirli dilini kullanan, en gaddar pratikleri tatbik edenler bunlardır.
Tahmin edemeyeceğiniz kadar her yerdedirler. Havuz medyasının en hızlı trolleri, itibar suikastlerinin gönüllü cellatları, bürokrasinin en azgınları, akademinin ali kıran başkesenleri... En cüretkâr olanlardır bunlar.
Mala çökmelerde, Fetullahçı borsalarında, şantaj işlerinde, adliye koridorlarında, CHP kumpaslarında en başı çekerler. (Bu konuları takip edenler küçük bir inceleme ile ne demek istediğimi anlayacaklar. İsimleri verip, yargı ile uğraşmak istemiyorum. İnceleyin, isimleri göreceksiniz)
Merkeze yakın olanlar, etnik kimliklerini itinayla saklarlar. Ama yerelde “bi şey” olanları ise, 12 saniyede bir “Kürdüm ben” derler. Çünkü etnik vurgunun nerede getirisi, nerede götürüsü olacağını iyi bilirler.
Kürt siyasal hareketi içinde, siyaset yapan, insan hakları ve özgürlük mücadelesi veren, bedel ödemiş kesimler de en büyük ihanetleri bunlardan gördüler, görecekler. Bir iktidar alanı açıldığında, mücadele içinden gelenlerden önce bunlar yer kapacaklar. Görünür olacaklar!
Bakın Şırnak Üniversitesi diye bir tezgah açmışlar. Başına da yukarda izah etmeye çalıştığım güruhtan bir ilahiyatçıyı müdür (rektör diyorlar ona) koymuşlar. Adının başına da “prof” yazmışlar.
Bakın “bu çürük”, “bu adi” (Sn Cumhurbaşkanımızdan ödünç aldığım ifadeler) siyasilere, halkın seçtiği milletvekillerine ne diyor:
“TBMM’de işe yaramaz, vasıfsız, sadece el kaldırıp indiren münafık milletvekilleri havlayıp kudursa da, Şırnak Üniversitesi’nin iradeli ve dirayetli rektörü olarak üniversitemizi sadakat libasıyla zırhlanan kişilerle yükseltmeye ve ilerletmeye devam edeceğim. Ben, eski Cumhuriyet’in hastalıklı, kokuşmuş o çürük düzeninin rektörü değilim!”
Milletvekillerine diyor bunu milletvekillerine!.. Milletin seçip yolladığı parlamentonun hükmi şahsına “kudurmuş köpek” diyor. Kendisini Suriye’deki gibi “mala davar”a katmayıp, birey olarak tanımış cumhuriyete “çürük kokuşmuş” diyor.
Kendisi "sadık bir köpek gibi" davranmayı marifet sanıyor olmalı ki, “liyakat”i iplemem “sadakat”e bakarım diyor.
Azgınlığı, fütursuzluğu görüyor musunuz?
Askeri darbe dönemlerinde bile, devletin namusu gözetilirdi. Her önüne gelen “it-köpek” devlet adına konuşamazdı. Komuta heyeti dışında, alt kadrolardan bir rütbeli konuşacak olsa; kulağından tutulup, dışarı atılırdı. 12 Eylül döneminde veya 28 Şubat’ta görevdeyken oraya buraya ayar veren albay, yarbay binbaşı falan hatırlıyor musunuz? Ben hatırlamıyorum!
Bu dönem böyle işte! Türk tipi başkanlık sistemi. Bir başkanı var bu rejimin, milyonlarca da kontrolsüz başkancıkları!..
Son söz Numan Kurtulmuş’a!
Oturduğun koltuğun sorumluluğunun bilincindeysen, namusu üzerine yemin etmiş Meclis başkanı olarak, kendine rektör diyen bu seviyesizi görevden aldır hemen! Ve yargının önüne çıkar derhal!
.
Güven Akıncı, dikGAZETE.com