<h3><span><strong>Bir kadının eşiği</strong></span></h3> <div><strong>DUVAK,</strong></div> <div><strong>Tül</strong> gibi başlar bazı şeyler.</div> <div>Bir kumaş olarak değil, bir <strong>hâl</strong> olarak. İnsan başına değil, zamanın tam ortasına konur. Orada durur ve hiçbir şey söylemeden her şeyi anlatır. Çünkü <strong>duvak</strong>, örtmez. Duvak, <strong>açığa</strong> çıkarır.</div> <div>Bir insanın nasıl durduğunu, neyi geride bıraktığını, neyi içine aldığını en çok o <strong>ince katmanda</strong> görürsün. Kumaşın kendisinde değil, onun taşıyıcısında. Omuzların ağırlığında, boynun sessizliğinde, başın dünyaya <strong>eğiliş</strong> biçiminde. Çünkü bazı anlar vardır, insan kendini fark etmeden bütünüyle <strong>görünür</strong> hâle gelir.</div> <div><strong>Duvak</strong>, o görünürlüğün en <strong>sessiz</strong> tanığıdır.</div> <div>Eskiden daha yoğundu. Daha dolu. Kumaşın ağırlığı, taşıyanın içindeki ciddiyetle akrabaydı. Bir şeyin başladığını değil, bir şeyin kabul edildiğini anlatırdı. <strong>İnce</strong> değildi. Çünkü insan, kendini <strong>inceltmeden</strong> önce daha bütündü. Zamanın içinde <strong>çözülmemiş</strong>, kendinden henüz dökülmemişti.</div> <div>Sonra her şey gibi o da inceldi.</div> <div></div> <div><strong>Katmanlar</strong> azaldı. <strong>Kumaş</strong> hafifledi. <strong>Görünürlük</strong> arttı. Sanki dünya, insanın <strong>kendine</strong> <strong>ait</strong> olan o son aralığı da <strong>şeffaflaştırmak</strong> istedi. <strong>Tül</strong>, artık sadece yumuşatmıyor; aynı zamanda gösteriyor. İnsan, <strong>saklanmadan</strong> durmayı öğrenmek zorunda kalıyor.</div> <div>Bu bir <strong>eksilme</strong> değil. Bu, zamanın doğası.</div> <div>Çünkü insan, <strong>inceldikçe</strong> saklanamaz. İçinde ne varsa, olduğu gibi <strong>ışığa</strong> karışır. <strong>Duvak</strong> bu yüzden hâlâ güçlüdür. Bir <strong>sembol</strong> olduğu için değil, bir <strong>eşik</strong> olduğu için. İnsanın, <strong>kendi</strong> <strong>içinden</strong> geçerken bıraktığı <strong>son</strong> <strong>iz</strong> gibi.</div> <div>Orada hiçbir şey yapamazsın. Ne daha <strong>güçlü</strong> görünebilirsin ne daha hazır. Sadece <strong>olduğun</strong> <strong>şey</strong> kalır.</div> <div>Ve bazı şeyler, yalnızca <strong>başa</strong> konulduğunda değil, insanın içinden geçtiğinde <strong>duvak</strong> olur. O an, insanın üzerinde duran şey bir <strong>kumaş</strong> değil, kendi hakikatidir.</div> <div>.</div> <div><strong>Arzu Leyal, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div>