<h3><span><strong>21. Yüzyılın Pearl Harbor’ı: Trump’ın kanlı kumarı</strong></span></h3> <div><strong>Dünya</strong>, <strong>2026</strong> yılının ilk aylarında eşi benzeri görülmemiş bir <strong>küresel sarsıntıyla</strong> uyandı. Savaşları sonlandırıp, dünyaya barışı getireceğini iddia eden <strong>Donald Trump</strong>; <strong>Kongre</strong>’deki <strong>Cumhuriyetçi </strong>hakimiyetini arkasına alarak, başkanlık yetkilerini adeta bir “<strong>modern zaman imparatoru</strong>” gibi kullanmaya başladı. Ancak bu kez mesele sadece gümrük vergileri veya sınır duvarları değil; bizzat <strong>Orta Doğu</strong>’nun <strong>kalbine atılan kör bir ateş</strong>.</div> <h3><span><strong>"Jandarmalık" bitti, “İmha” başladı mı?</strong></span></h3> <div><strong>Trump</strong>’ın <strong>2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi</strong>’nde ilan ettiği "<strong>dünyanın jandarmalığını bırakıyoruz</strong>" tezi, kağıt üzerinde izolasyonist bir barış vaat ediyordu. Ancak sahadaki gerçeklik tam tersini söylüyor. "<strong>Amerika</strong>’yı <strong>Yeniden Büyük Yap</strong>/ <strong>MAGA"</strong>sloganı, şimdi yanına tuhaf ve zorlama bir kardeş edindi: <strong>"İran’ı Yeniden Büyük Yap"</strong>.</div> <div><strong>Trump</strong>’a göre bu; "<strong>İran halkını özgürleştirme hamlesi"</strong>. Ancak uluslararası hukuk penceresinden bakıldığında durum çok daha karanlık. <strong>28 Şubat 2026</strong>’da gerçekleşen ve <strong>İran Yüksek/ Dini Lideri Hamaney</strong>’in ölümüyle sonuçlanan hava saldırıları; tarihe <strong>"21. yüzyılın Pearl Harbor</strong>’ı<strong>"</strong> olarak geçmeye aday. <strong>2026</strong>’da ise masada görüşülen bir ülke<strong> İran</strong>’a karşı "<strong>önleyici</strong>" adı altında sebepsiz bir savaş başlatıldı.</div> <div><strong>7 Aralık 1941</strong>'de <strong>Japon İmparatorluk Donanması</strong>, <strong>Hawaii adası Oahu</strong>'da bulunan <strong>ABD Deniz Üssü Pearl Harbor</strong>'a sürpriz bir hava ve deniz saldırısı düzenledi. Bu sırada <strong>ABD Pasifik Filosu Pearl Harbor</strong>'da demirliydi. Saldırı <strong>Amerikalıları</strong> şok etti ve<strong> Amerika Birleşik Devletleri</strong>'ni<strong> II. Dünya Savaşı</strong>'na sürükledi. Tabi bu saldırının bir <strong>komplo saldırısı </strong>olduğunu yani <strong>ABD</strong>’nin<strong> </strong>bilerek <strong>Pearl Harbor</strong>’ı kurban ettiği söylenmekte.</div> <h3><span><strong>Kirli bir dikkat dağıtma hamlesi…</strong></span></h3> <div>Yazar ve siyaset bilimcilerin ortak görüşü ürkütücü: <strong>Bu savaş</strong>, <strong>Cenevre Sözleşmeleri</strong>’ne göre en ağır savaş suçu sayılan <strong>"Barışa Karşı Suç"</strong> kapsamındadır. </div> <div><strong>Peki, neden şimdi?</strong></div> <div><strong>Cevap</strong>,<strong> Beyaz Saray</strong>’ın tozlu koridorlarında ve düşen anket rakamlarında gizli. <strong>Trump</strong>; <strong>Epstein skandalı </strong>gibi kişisel krizlerinden ve iç politikadaki sıkışmışlığından kurtulmak için "<strong>kanlı bir dikkat dağıtma hamlesi</strong>" yoluna gitti. Tıpkı vaktiyle <strong>George W. Bush</strong>’un <strong>Irak</strong>’ı işgal ederken kullandığı "<strong>sahte kitle imha silahı</strong>" bahaneleri gibi, bugün de nükleer tehdit argümanı bir kılıf olarak kullanılıyor.</div> <h3><span><strong>“Bu bizim savaşımız değil!”</strong></span></h3> <div>Ancak <strong>Trump</strong>’ın hesaplamadığı bir şey var: <strong>Amerikan halkının</strong> "<strong>sonsuz savaş</strong>" yorgunluğu. Bugün <strong>ABD sokaklarında </strong>yükselen <strong>"İran’la savaş bizim savaşımız değil"</strong> sloganı, sadece bir protesto değil, aynı zamanda bir sahiplik reddidir.</div> <strong>Hukuki Boşluk:</strong> <strong>Kongre</strong> onayı olmadan, bir "<strong>tweet</strong>" hızıyla başlatılan bu çatışma, <strong>ABD Anayasası</strong>’nın açık bir ihlalidir. <strong>Planlama Eksikliği:</strong> <strong>Venezuela </strong>örneğinde olduğu gibi; <strong>Trump</strong>’ın "<strong>rejim devrildikten sonrası</strong>" için hiçbir planı yok. <strong>Kaos</strong>, tek strateji haline gelmiş durumda. <strong>Ekonomik İntihar:</strong> <strong>Hürmüz Boğazı</strong>’nın kapanma riski ve küresel enerji krizi, <strong>Amerikalıların</strong> kapısındaki en büyük tehdit. <h3><span><strong>Sonuç: Azil mi, felaket mi?</strong></span></h3> <div>Bugün<strong> Z kuşağından</strong> bağımsız seçmenlere kadar toplumun %66’sı bu savaşın hedeflerini belirsiz buluyor. <strong>Trump</strong> ve <strong>Netanyahu ikilisi</strong>; tarih önünde "<strong>yüzyılın savaş suçluları</strong>" olarak anılma riskiyle karşı karşıya.</div> <div><strong>Amerika</strong>, kendi halkını teste tabi tutuyor. <strong>Resmi açıklamaya göre altı Amerikalı asker öldü</strong>. Fakat henüz isimleri açıklanmayan askerler var. Yani kafalar karışık yüzler moralsiz.</div> <div><strong>Amerikan halkı</strong>, kendi topraklarını savunmak yerine, yönetimin şahsi hırsları ve müttefik pazarlıkları için kan dökmeyi reddediyor. Eğer hukuk işleyecekse; bu "<strong>gayrimeşru</strong>" savaşın faturası sadece <strong>İran halkına değil</strong>; <strong>Anayasayı </strong>bypass eden yürütme erkine de kesilmelidir. Aksi takdirde, "<strong>Büyük Amerika</strong>" hayali; <strong>Orta Doğu</strong>’nun kumlarına gömülen bir başka <strong>imparatorluk enkazına</strong> dönüşecek.</div> <h4><span><strong>Not</strong>: </span></h4> <div>1- Gerek<strong> Katil Netanyahu </strong>gerekse <strong>batıda bazı çevreler</strong>;<strong> İsrail</strong>’in <strong>Dış Politikasını muharref Tevrat/ Teoloji </strong>çerçevesinde açıklıyor. Yani savaş <strong>Tevrat Teolojisine </strong>göre yönlendiriliyor; tanımlanıyor.</div> <div><strong>Bizde ise</strong> kamuoyunda sürekli emekli asker ve uluslararası ilişkilerci akademisyenler konuşuyor. Fakat <strong>İslam/ İlahiyat</strong> kökenli uzman ve akademisyenlere yer verilmiyor. Buradan <strong>medyaya</strong> sesleniyorum arada<strong> İlahiyatçılara</strong> da yer verin ki <strong>İslam/ Kur'an</strong>; <strong>Yahudiler/İsrail</strong> ve<strong> İslam Dünyası/ Gelecek Tasavvuru</strong> ile ilgili ne söylüyor; konuşulsun.</div> <div>2- <strong>Kıbrıs</strong>’a dikkat. <strong>Kıbrıs ateş hattına alınmak</strong> isteniyor. <strong>Devlet</strong> bunun farkında. <strong>Tedbirini aldı</strong>.</div> <div>3- <strong>NATO</strong>, <strong>Fransa</strong>, <strong>İngiltere</strong>, <strong>Almanya</strong>; <strong>ABD/ İsrail Desteğini </strong>açıkladı. <strong>Türkiye</strong>, olası gelişmelerde <strong>NATO</strong>’ya itiraz edecektir.</div> <div>.</div> <div><strong>Mehmet Yıldırım, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>