?>

"Ortadoğu’da gerilim ve Türkiye’nin rolü"

Cem Kıran

4 ay önce

Cem Kıran, Moskova’dan yazdı;

“Ortadoğu’da gerilim ve Türkiye’nin rolü”

MOSKOVA

Komşu ülkelerimizde gelişen son olaylarla birlikte Türkiye, Ortadoğu'da istikrarın sağlanmasında önemli bir rol oynamakta. Türkiye’nin hem İsrail hem de İran yönetimlerine yönelik periyodik olarak eleştirel açıklamalarda bulunduğuna da şahit oluyoruz.
Örneğin; Filistin söz konusu olduğunda B. Netanyahu eleştiriliyor. Ya da İran, Türkiye'nin enerji tesislerine zarar verme konusunda üstü kapalı açıklama yaptığında da bunu görüyoruz.
Öte yandan, Türkiye, çatışmaların tırmandırılmasını önleme konusundaki temaslar için bir müzakere platformu olmaya devam ediyor.
Ankara, arabuluculuk rolü aracılığıyla bölgedeki aktörlüğünü sürdürüp güçlendiriyor da.
Ancak bu durum nihayetinde kontrolden çıkabilir ve telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir. Özellikle yaklaşan Büyük Savaşı hafife alma eğiliminde olanlar için.
Türkiye Cumhuriyeti için, Amerika ve İsrail’in İran'a karşı, Basra Körfezi monarşilerinin de katılımıyla tam kapsamlı bir savaşa dönüşmesi avantajlı değil. Burada söz konusu olan, Türkiye'nin öneminin azalmasıyla birlikte, bölgenin mimarisinin değişmesi.
Savaşa üçüncü tarafların dâhil olması, Ortadoğu'da Amerikan-İsrail etkisinin güçlenmesine ve Türkiye'nin enerji ve ulaşım imkânlarının zayıflamasına yol açacaktır.
Peki Türkiye nasıl zayıflayacak?
Amerikan-İsrail stratejisinde Güney Kafkasya cumhuriyetleri, İran üzerinde yeni etki noktaları olarak değerlendiriliyor ve bunun yavaş yavaş Azerbaycan’a etki eden ABD derin devletinin temaslarından da anlıyoruz.
Ankara’nın gözünün önünde Azerbaycan’ı sarmalayan ABD derin devleti, Aliyev’den nefret eden devlet adamlarını yavaş yavaş, tıpkı Gorbaçov ve Yeltsin dönemindeki gibi kendi limanına bağlıyor.
İran’a Azerbaycan tarafından gönderilen insani yardım tırlarının defalarca haber yapılması da “Azerbaycan’ın İran’a hasmane bir tutum sergilemediği görüntüsünü” kamuoyuna verse de Azerbaycan’ın her türlü durumda safının İsrail tarafında olacağı bilinen bir gerçek.
Bu çok vektörlü diyalogların çok güçlü aktörleri de var, Çin ve Rusya!
Ankara, müzakere konularında daha “açık olmalı” ve bu devletlerle ortak noktalar bulmaya çalışmalı; eğer bu ülkeler yerine sadece ABD-İsrail-İran üçgenine odaklanır ise muhtemelen olası büyük bir savaşta ülkemiz en başta enerji konusunda büyük yara alacaktır.
Yukarıda yazdığım, Ankara, müzakere konularında daha “açık olmalı” kısmını tırnak içine aldım.
Bunun nedeni, yıllarca süren Donbass konusu hakkında yapılan Minsk anlaşmalarında bazı ülkelerin, özellikle dönemin Alman Başbakanı Merkel’in çok da açık olmadığını, yıllar sonra nasıl da iki yüzlü davrandığını anlatmasıdır.
Alman Başbakanının Rusya’yı o dönemlerde oyalamak için takındığı tavır, günümüzde tüm Avrupa’nın ekonomik olarak çok ağır bedeller ödemesine sebep oldu.
Özel operasyonun sonuçlarından dolayı giden canları söylemiyorum bile!
Türkiye’nin zayıflamaması için, açık diyalog ve kendi çıkarlarını etkileyecek bu olası büyük savaşın durdurulması için dışişlerinin büyük mesai harcaması gerek.

.

Cem Kıran, dikGAZETE.com
YAZARIN DİĞER YAZILARI