<div><strong>En</strong> <strong>zamanlar</strong> vardır.</div> <div>O anlar, her şeyin <strong>zirvesi</strong>, <strong>ucudur</strong> malumumuz.</div> <div>Böylesi anlar değildir <strong>bizi bize ele veren,</strong> zira <strong>enlerin</strong> <strong>çekiciliği</strong> bize muhakkak birkaç yandaş çıkaracaktır.</div> <div><strong>Bizi</strong> <strong>bize</strong> ele veren bir diğer <strong>en</strong> <strong>düşkün</strong>, <strong>bitik</strong> <strong>halimiz</strong> de değildir; onda da dünyanın, <strong>zarif</strong> <strong>merhametli</strong> <strong>insanlarıyla</strong> karşılaşırız.</div> <div>Bizi bize anlatan <strong>en</strong> <strong>sıradan</strong> <strong>gündeki</strong> biziz...</div> <div>Boşluğa düşmeden önceki <strong>coşkun</strong> <strong>olmaya</strong> gerek duymadığımız…</div> <div><strong>Yorgun</strong>-<strong>argın</strong> elimizde poşetler…</div> <div>Terliklerimizdeki <strong>parmak izleri,</strong> diş fırçamızın yamulan kılları…</div> <div><strong>Telefon</strong> çalarkenki suratımız, uykudan geberdiğimiz an, birini dinlememiz… </div> <div>Sevdiğiniz <strong>yemeği</strong> yerkenki şapırtılar…</div> <div>En çok da beklediğimiz her şeyin, hiçbirini <strong>karşımızdakine</strong> layık göremediğimiz, <strong>bizle</strong> <strong>dolu</strong> anlarımız...</div> <div>Çok <strong>modern</strong> gördüm…</div> <div><strong>Medenisi</strong> çok azdı…</div> <div>Neden <strong>modernin</strong> <strong>daha</strong> <strong>medeni</strong> olması gerektiğini zatıalinize anlatacak değilim.</div> <div><strong>Neden</strong> <strong>olamadığını</strong> da galiba biliyorum:)</div> <div>İnsanı <strong>yerden</strong> <strong>yere</strong> <strong>vurmaya</strong> gerek yoksa da şu <strong>kendimizi</strong> <strong>çok</strong> <strong>ciddiye</strong> <strong>alma</strong> fraksiyonlarından uzaklaşabilirsek azıcık, ciddi bir bilinç adımını atlamış olacağız.</div> <div>Dışardan açıkça görüneni saklama, güzelleştirme, aslında öyle olmadığına <strong>topyekün</strong> <strong>inanılsa,</strong> sağlıklı birey olabileceğimizi bize düşündürten komikliğimize, “<strong>sen nasıl görüyorsan gör, dediğimi onayla ve defol git, yeter ki bana çaktırma; durup dururken kötü olmayalım</strong>” yetersizliği gün geçtikçe büyüyor efendim.</div> <div>Durduramıyoruz...</div> <div>Saçma-salak gündemlere <strong>fikrimizi</strong> söyledikten sonra, <strong>saçma</strong> <strong>salaklığıyla</strong> baş başa bırakmamıza…</div> <div>Uğraşıp didindiklerimizin, başardıklarımızın sonunda <strong>aynı</strong> <strong>gribi,</strong> <strong>aynı</strong> <strong>ishali</strong> yaşıyor oluşumuza gülesim geliyor.</div> <div>Büyük acıların umurunda olmayan kişilerin, <strong>kendini</strong> <strong>şanslı</strong> <strong>görmesine</strong> nasıl gülünmez. </div> <div>Fikir özgürlüğünü, <strong>benim</strong> <strong>özgürlük</strong> <strong>anlayışımla</strong> ifade etmekte ne kadar da özgürsün...</div> <div><strong>Kendi</strong> <strong>fikrini</strong> savunurken, <strong>karşındakinin</strong> <strong>doğrusunu</strong> çürüttüğünü sanma da!..</div> <div><strong>Kural</strong> ve <strong>kaidelerin</strong> hep <strong>diğerleri</strong> <strong>için</strong> olduğuna inandığımız o <strong>gizli</strong>-<strong>garip</strong> dürtü. </div> <div><strong>Medeni</strong>... Ne <strong>muhteşem</strong> kelime.</div> <div>Karşısına alabildiği <strong>bir</strong> <strong>sürü</strong> <strong>kelime</strong> var ve yine de <strong>güçlü.</strong></div> <div>Tarifini <strong>birkaç</strong> <strong>kişi</strong> hariç <strong>ahir</strong> <strong>ömrümüzde</strong> göremeyeceğimiz <strong>mümtaz</strong> olgu.</div> <div>Sonucunu <strong>sebebten</strong> <strong>önce</strong> bilen…</div> <div><strong>Gidişata</strong> <strong>müdahalenin</strong> katkılarını zararından ayıran, <strong>tarafgirliğin</strong> sınırlarını peşinen çizen, <strong>doğruya</strong> kibar, <strong>hakikate</strong> aşık hadise...</div> <div><strong>Modern</strong> <strong>yaşamın</strong> henüz ulaşamadığı “<strong>Sen de</strong> <strong>haklısın”</strong> arabeskinin, <strong>nezaket</strong> görgüsüzlüğünün, <strong>şıklık</strong> yarışının, <strong>açlık</strong> <strong>haklılığının</strong> bozamadığı, <strong>yalanın</strong> yanaşamadığı, <strong>satılmayan</strong> <strong>bilginin</strong>, <strong>ödenemeyen</strong> borcun, güzide vefanın, <strong>nazik</strong> <strong>olgunluğun</strong>, <strong>sıska</strong> <strong>gürbüzlüğün</strong> <strong>sahibi</strong> aşkın güç…</div> <div><strong>Medenî…</strong></div> <div>Söylemesi bile ayrıcalıklı.</div> <div><strong>Allah’ım,</strong> lütfen dünya gözüyle…</div> <div>Amin.</div> <div>.</div> <div><strong>Arzu Leyal, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>