<h3><span><strong>Batılıların histerik değişimi Ukrayna’yı bitişe sürükledi</strong></span></h3> <div><strong>MOSKOVA</strong></div> <div><strong>Rus</strong> ordusunun <strong>Ukrayna’da</strong> devam eden özel askeri operasyonları boyunca bu çatışmanın baş rolündeki batılı ülkelerin histerik davranışları her zaman tartışma konusu oldu. Bu duygu değişimleri <strong>Ukrayna’yı</strong> zafere değil tükenişe götürüyordu. <strong>Politik</strong> anlamda oldukça yeteneksiz olan batılılar, aşırı duygu değişimleriyle aslında kamuoyunda itibar kayıplarına neden oldu.</div> <div><strong>Batılıların</strong> histerik değişimlerini <strong>3 farklı</strong> versiyonda analiz etmek gerekir;</div> <div><strong>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in</strong>, <strong>Rus</strong> ordusuna <strong>Donbass’ta</strong> özel askeri harekat emri vermesiyle birlikte (24 Şubat 2022), <strong>batılı</strong> generaller ve <strong>NATO</strong> uzmanları <strong>Rusya’nın</strong> kısa sürede çöküşüne dair beklentilerini dile getirdiler.</div> <div>Ancak <strong>Rusya</strong>, <strong>2000’li</strong> yılların başından beri <strong>NATO’nun</strong> kendileri için tehdit olacağını zaten tahmin ediyordu. <strong>Rus</strong> istihbaratı ve <strong>Kremlin</strong> <strong>Sarayı</strong> bunu ön gördüğü için uzun süreli askeri ve ekonomik yatırımlar gerçekleştirdiğini anlıyoruz.</div> <div><strong>Batılılar</strong>, uluslararası kurallara aykırı olarak ekonomik ambargoların yanı sıra savaş sebebi sayılacak türde <strong>Kiev</strong> rejimine askeri yatırımlar yapmaktan geri durmadı.</div> <div>Bu da <strong>batılıları</strong> ikinci histerik değişime sürükledi.</div> <div><strong>Batılıların</strong> yeni amacı, çatışmayı uzatarak <strong>Rusya’yı</strong> zayıflatma stratejisine başvurdu.</div> <div>Ancak <strong>Rus</strong> ordusunun direnci ve <strong>emir-komuta</strong> zincirine uyumu, batılıları <strong>2025</strong> histerisine sürükledi.</div> <div>Yani artık geride bıraktığımız yıl içerisinde <strong>batılıların</strong> yeni histerisini gördük.</div> <div>Artık <strong>Rusya</strong> cephede kazandı.</div> <div>Bu histerik değişimleri batılı örgütleri ağır itibar kayıplarına sürükledi.</div> <div><strong>NATO’nun</strong> klasik doktrini işlevsiz hale gelmiş. <strong>NATO’nun</strong> modern döneme uyum sağlayamadığını anlayabiliyoruz.</div> <div><strong>Analiz</strong> ekiplerinin bölgesel ve global çatışma analizlerinin işlevsiz olduğunu, politikayla ordu stratejileri arasında sıkıştığını görüyoruz.</div> <div><strong>NATO</strong> bu nedenle büyük bir tartışma dönemine girdi.</div> <div>Bazı <strong>Avrupa</strong> ülkeleri <strong>NATO’yu</strong> sahiplenmeye devam ederken, <strong>ABD’siz</strong> <strong>NATO’nun</strong> yönetim ve askeri gücünü koruyabileceğini savunuyor.</div> <div>Bunun gerçekçi hiçbir yönü yok. Çünkü <strong>NATO’nun</strong> bel kemiği zaten <strong>ABD</strong> ordusudur.</div> <div>Eğer <strong>ABD’siz</strong> <strong>NATO</strong>, <strong>Avrupa</strong> <strong>Birliği’ne</strong> entegre edilecekse yani <strong>AB’nin</strong> askeri kanadı olacaksa bu noktada da sorunlar var.</div> <div>Değişen histerinin bir başka boyutu da <strong>Avrupa</strong> <strong>Birliği</strong>.</div> <div><strong>Avrupa</strong> <strong>Birliği’nin</strong> içindeki <strong>Kiev</strong> karşıtı sesler aslında birliğin de politik olarak dağıldığını gösterir. Yani siyasi olarak ilerleme sağlayamayan bir birliğin askeri kanadının oluşturulması veya <strong>NATO’nun</strong> <strong>AB’ye</strong> entegre edilmesi mümkün değil.</div> <div><strong>Ukrayna’daki</strong> çatışmanın baş aktörü olan <strong>Joe</strong> <strong>Biden</strong> artık sahnede yok. Onun yerine <strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong> var. <strong>Amerikan</strong> cumhuriyetçiler zaten <strong>Trump’a</strong> sadakatle <strong>Kiev’e</strong> verilen desteğe karşıyken, iç politikada güç kaybeden demokratlar ise hayalet olup duruma ilgisiz kaldılar.</div> <div><strong>Trump’ın</strong> odağı şuan <strong>Asya-Pasifik</strong> ve <strong>Amerikan</strong> kıtasında zayıflayan hakimiyetini tekrar sağlamak ve <strong>Amerikan</strong> ekonomisini düze çekmek iken <strong>Ukrayna’nın</strong> kendilerine oldukça bir enerji kaybına neden olduğunu düşünüyor.</div> <div><strong>2025</strong> yılını özetlemek gerekirse, batılıların “<strong>Savaşı cephede kaybettik</strong>” algısı artık bu histerinin son boyutuydu.</div> <div>Bundan sonraki süreçte müzakere ve barış süreci ne boyutta ilerler bunu tahmin etmek çok zor.</div> <div>Sürekli histerik değişime uğrayan batılılar yine <strong>Rusya’yı</strong> aldatma stratejisi de yürütebilir ve zamanı kullanarak tekrar <strong>Kiev</strong> rejimini ayağa kaldırmak, revize ederek bir önceki histeriye dönme stratejisine tekrar kapılabilir.</div> <div>Ancak <strong>Rusya’nın</strong> rehavet boyutuna hiç geçmediğini zaten görüyoruz. Bu da <strong>batılıların</strong> politik manevralarının tekrar geriye dönmemesi için iyi bir direnç noktasıdır.</div> <div><strong>Kremlin</strong> ve <strong>Rus</strong> ordusunun bu nedenle özel askeri operasyon amaçlarından kopmadığını anlıyoruz.</div> <div>Artık “<strong>son</strong> <strong>tango</strong>” oynanıyor. Bu çok açık.</div> <div><strong>Batı</strong>, <strong>Rusya’ya</strong> karşı kaybetmektense çok az kayıpla <strong>Ukrayna’yı</strong> teslim etmeyi göze almış gibi görünüyor.</div> <div>Çünkü tükenen <strong>Batı</strong> değil <strong>Ukrayna</strong> olmalıydı.</div> <div>.</div> <div><strong>Erhan Kuadzba, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>