<h3><span><strong>Ukrayna’da çatışmayı Pentagon değil Washington durduracak!</strong></span></h3> <div><strong>Moskova</strong></div> <div><strong>Donald</strong> <strong>Trump’ın</strong> ilk dönem ve ikinci dönem <strong>ABD</strong> başkanlığını ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. <strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong> öncesi başkanlara baktığımız zaman <strong>ABD Savunma Bakanlığı</strong> ve <strong>Amerikan İstihbaratı’nın</strong> merkezi konumundaki <strong>Pentagon</strong> ile <strong>Beyaz</strong> <strong>Saray’daki</strong> devlet başkanları arasında bir uyumun söz konusu olduğunu görüyoruz.</div> <div>Ancak <strong>Donald</strong> <strong>Trump’ın</strong> ilk döneminde başkan seçilmesi, <strong>Amerikan</strong> iç politikasında büyük krizler çıkardı. <strong>Donald</strong> Trump, <strong>Washington’ın</strong> <strong>Pentagon’a</strong> değil, <strong>Pentagon’un</strong> <strong>Wahington’a</strong> biat etmesi gerektiğine dair söylemde olmayan ama çılgın refleksleriyle göstermeye çalıştı.</div> <div><strong>Donald</strong> <strong>Trump’ın</strong> ilk döneminde <strong>Washington</strong> ile <strong>Pentagon</strong> arasında iyi bir frekans yakalanamadı. <strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong>, <strong>Amerikan</strong> iç politikasını yeniden dizayn etmeye çalışırken dış politikada yetersiz görüldü. Bu da ilk dönem başarısızlığının en büyük nedenlerinden biriydi. <strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong>, gerçeklikten uzak sadece göçmen politikasına dair çıkışlar yaparak kendi tabanını bir arada tutmaya çalıştı.</div> <div>Ardından <strong>Joe</strong> <strong>Biden’ın</strong> başkanlık dönemine şahitlik ettik. <strong>Washington’ın</strong> tam da <strong>Pentagon’a</strong> uyum sağladığı bir dönem olarak değerlendirebiliriz.</div> <div><strong>Pentagon</strong>, <strong>Gürcistan</strong> ve <strong>Ukrayna’da</strong> uzun yıllar istihbarat çalışmaları yapmış ve <strong>Rusya’nın</strong> dar bir alana sıkışmasını sağlayarak tek kutuplu dünya düzenine entegre olmasını sağlamaya çalıştı.</div> <div>Zaten <strong>2000’li</strong> yılların başlarında batılı ülkelerle iyi diyaloglar kurmaya çalışan <strong>Vladimir</strong> <strong>Putin</strong>, <strong>Pentagon</strong> kontrolündeki <strong>NATO’nun</strong> kendileriyle ilgili art niyetli politikasını gördüğü an batılılara karşı mesafe koymaya başlamıştı.</div> <div><strong>Gürcistan’daki</strong> renkli devrim kışkırtmaları, <strong>Ukrayna’daki</strong> renkli devrim kışkırtmaları ve <strong>Rusya’nın</strong> çatışmaya çekilmesi... Bunların tümünü <strong>Pentagon</strong> politikası olarak görmek gerekir. Zaten <strong>Pentagon</strong> da bunu hiçbir zaman gizlemedi. <strong>Pentagon’un</strong> her yıl yenilenen raporlarında da buna dönük ifadelerin olduğu belgeler gördük.</div> <div><strong>24</strong> <strong>Şubat</strong> <strong>2022</strong> tarihinde <strong>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin</strong>, <strong>Rus</strong> ordusuna <strong>Donbass’ta</strong> özel askeri operasyon emri verdiğinde <strong>ABD</strong> başkanlık koltuğunda <strong>Joe</strong> <strong>Biden</strong> oturuyordu. Eğer o dönem bu koltukta <strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong> otursaydı muhtemelen <strong>Vladimir</strong> <strong>Putin</strong> bu emri vermeyecekti. Çünkü <strong>Donald</strong> <strong>Trump’ın</strong> ilk döneminden sonra batılı ülkeler ve <strong>NATO’nun</strong> <strong>Ukrayna</strong> sınırlarına askeri yığınaklar yaptığını gördük. Yani aslında <strong>Rus</strong> ordusunu <strong>Donbass’a</strong> çeken <strong>NATO</strong> birliklerinin <strong>Ukrayna</strong> ve diğer <strong>Baltık</strong> ülkelerindeki hamleleriydi.</div> <div><strong>Ukrayna’daki</strong> çatışmanın uzaması için tam anlamıyla servet döken de <strong>Joe</strong> <strong>Biden’dı</strong>. Aslında bu zaten <strong>Pentagon’un</strong> talimatıydı.</div> <div><strong>Donald</strong> <strong>Trump’ın</strong> ikinci dönemine baktığımızda <strong>Ukrayna’daki</strong> çatışmanın sonlanması için bireysel çabalarını gördük. Ardından konumunu güçlendirdikçe <strong>Rus</strong> tarafıyla diyalog açan, müzakere heyetleri oluşturan <strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong>, <strong>Kiev</strong> rejimini de baskı altına alarak bölgede barışın sağlanması yönünde emin adımlar attı.</div> <div>Herkesin “<strong>Aptal</strong>” sandığı <strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong> aslında sorunun <strong>Rusya’dan</strong> kaynaklanmadığını oldukça iyi biliyordu. Çünkü <strong>Pentagon</strong> yakınındaydı ve <strong>Ukrayna’daki</strong> çatışmayla ilgili yanlış bilgilendirildiğine de emin olmuştu. Çünkü kendi ekibi muhtemelen <strong>Ukrayna</strong> ile ilgili daha spesifik raporlar hazırlamıştı.</div> <div><strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong>, <strong>Ukrayna</strong> konusunda <strong>Pentagon’un</strong> raporlarını değil kendi uzmanlarının raporlarıyla yola çıktı. Belki bunun resmiliği yok ancak <strong>Pentagon’un</strong> <strong>Ukrayna</strong> konusundaki sessizliği bunu gösteriyor.</div> <div><strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong>, <strong>Pentagon’dan</strong> daha bağımsız hareket ederek <strong>Ukrayna’da</strong> çözümün tarafı olmaya çalışıyor. <strong>ABD’deki</strong> politik geleneğin farkında olan <strong>Pentagon </strong>da <strong>Trump</strong> döneminde <strong>Kiev</strong> rejimiyle iletişimine dikkat ediyor. <strong>Pentagon’un</strong> doğrudan <strong>Kiev</strong> rejimine talimatlarının da kesildiği yönünde düşüncelerim var. Ancak dolaylı yollarla <strong>Kiev</strong> rejimi ile <strong>Pentagon’un</strong> dirsek temasının sürdüğüne de eminim.</div> <div>Farkettiniz mi, <strong>Trump</strong> döneminde <strong>Pentagon</strong> sözcüsü, basının karşısına geçip <strong>Ukrayna</strong> ile ilgili açıklamalar yapmıyor, <strong>Rusya’nın</strong> “<strong>zor</strong> <strong>durumda</strong>” olduğundan ve <strong>Kiev</strong> rejim ordusunun başarılarından bahsetmiyor.</div> <div>Çünkü istedikleri gibi raporlar hazırlayıp <strong>Beyaz</strong> <strong>Saray’a</strong> götüren <strong>Pentagon’un</strong> elini ayağını kesen <strong>Donald</strong> <strong>Trump’tı</strong>. Kısacası siyaset, <strong>Pentagon’a</strong> üstün geldi.</div> <div><strong>ABD</strong> siyaseti, <strong>Ukrayna’da</strong> sorumluluk almak istemiyor. <strong>Kiev</strong> rejimine de “<strong>barışı</strong> <strong>dayatan</strong>” bir <strong>Trump</strong> politikasını görüyoruz.</div> <div><strong>2025</strong> yılı istatistiklerine göre <strong>ABD’nin</strong> <strong>Ukrayna’ya</strong> askeri yardımı <strong>yüzde 99</strong> oranında azalmış; bunlar resmi rakamlar. Eğer <strong>Pentagon</strong> ile <strong>Beyaz</strong> <strong>Saray</strong> arasında <strong>Ukrayna</strong> konusunda fikir birliği olsaydı <strong>ABD’nin</strong> <strong>Kiev’e</strong> askeri yardım desteği bir anda değil kademe kademe düşecekti.</div> <div><strong>Trump,</strong> doğrudan <strong>Pentagon’un</strong> raporlarını yırtıp çöpe atmış olmalı ki bu destek bir anda kesilmiş.</div> <div><strong>Pentagon</strong> sözcüsü konuşamadıkça <strong>NATO</strong> <strong>Genel</strong> <strong>Sekreteri</strong> <strong>Rutte’nin</strong> <strong>Kiev</strong> rejimine desteğini ifade eden açıklamalarının arttığını görüyoruz. Bunun da sebebi <strong>Avrupa</strong> ülkeleri. Çünkü <strong>ABD'nin</strong> <strong>Ukrayna'ya</strong> askeri yardımı <strong>2025</strong> yılında yüzde <strong>99</strong> oranında azalırken, <strong>AB</strong> yardımı yüzde <strong>67</strong> oranında arttı.</div> <div><strong>Trump</strong> ile başa çıkamayan <strong>Pentagon’un</strong>, <strong>NATO</strong> ve <strong>AB</strong> ülkeleri üzerinden <strong>Ukrayna</strong> politikalarını sürdürmeye kararlı olduğunu anlıyoruz.</div> <div><strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong> elbette bunun farkında. O da <strong>Pentagon’u</strong> bütçe kısıtlamalarıyla kontrol altında tutmaya çalışabilir. Ya da <strong>Pentagon’un</strong> odağını başka bölgelere kaydırabilir.</div> <div><strong>Kiev</strong> rejim lideri <strong>Vladimir</strong> <strong>Zelenskiy’e</strong> gelince;</div> <div><strong>Pentagon’un</strong> talimatlarına alışkın olan, <strong>Pentagon’un</strong> kontrolündeki <strong>Beyaz</strong> <strong>Saray</strong> ile iyi müzakereler geliştiren <strong>Vladimir</strong> <strong>Zelenskiy</strong> yeni bir politika üretemiyor.</div> <div><strong>Trump’ın</strong> sürdürdüğü politika “<strong>Deli</strong> <strong>Cesareti</strong>” değil.</div> <div>Ekibiyle birlikte <strong>Ukrayna</strong> konusuna iyi hazırlanmış.</div> <div>Bu nedenle <strong>Vladimir</strong> <strong>Zelenskiy</strong> şu an sıkışmış durumda. <strong>Vladimir</strong> <strong>Zelenskiy</strong> bu saçma politikaları karşısında çoktan koltuğundan olmuştu. <strong>Donald</strong> <strong>Trump</strong>, <strong>Zelenskiy’i</strong> koltuğundan edebilirdi. Ancak <strong>Trump</strong>, <strong>Pentagon</strong> kontrolündeki <strong>Vladimir</strong> <strong>Zelenskiy’e</strong> karşı kötü niyetli bir plan yürütemiyor. Eğer bunu yaparsa <strong>Pentagon</strong> ile karşı karşıya gelecek. Bu da <strong>Trump’ı</strong> seçimler öncesinde zor duruma düşürebilir.</div> <div>Pamuk ipliğine bağlı ilerleyen <strong>Ukrayna</strong> konusunun çözümü şuan ince hesaplarla ilerliyor.</div> <div>Ancak <strong>Ukrayna</strong> konusu <strong>Beyaz</strong> <strong>Saray</strong> ve <strong>Moskova</strong> üzerinden ilerlerse çözümü çok uzakta görmüyorum.</div> <div>.</div> <div><strong>Erhan Kuadzba, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>