?>

Kulislerde dev reform iddiası: Sistem değişirken ekonomi anayasada nerede?

Yunus Ekşi

6 saat önce

Yunus Ekşi yazdı;

Kulislerde dev reform iddiası: Sistem değişirken ekonomi anayasada nerede?

Ankara kulisleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla idari ve siyasi mimaride atılacak radikal adımlarla çalkalanıyor. Çalışmaların merkezindeki isim ise oldukça dikkat çekici: Anayasa hukuku profesörü ve Gelecek Partisi’nden AK Parti’ye geçen TBMM Karma Komisyon Üyesi Serap Yazıcı Özbudun.
​Sızan bilgilere göre yapılması planlanan reform paketi, iki kritik aksa dayanıyor:
Başkanlık Sisteminin Revizyonu ve Tabii Senato: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin aksayan yönlerinin ve yerel seçimlerdeki oy kayıplarının muhasebesi yapılıyor. Tam bu noktada, parlamenter sisteme dönüş ve "Tabii Senato" meclisinin kurulması gündemde. Eski Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, deneyimli bakanlar ve devlete üstün hizmet etmiş isimlerden oluşması öngörülen bu yapı; yasama sürecine tecrübe, denge ve denetleme katmayı amaçlayan üst bir meclis niteliği taşıyor.
Büyükşehir Yasası ve Kırsal Alarmı: 2012'de köy tüzel kişiliklerinin kaldırılmasıyla ağırlaşan mali yükler, tersine göçü tıkadı ve kentlerde nüfus patlamasına yol açtı. AK Parti’nin geleneksel oy deposu olan kırsaldaki bu memnuniyetsizliği gidermek adına idari bir "sistem güncellemesi" hedefleniyor.

Madalyonun öteki yüzü: Anayasada onarılmayan ekonomi…

​Siyasi iktidarın konforunu korumaya yönelik bu anayasal ve idari hamleler umut vaat etse de taslakta milletin ekonomik istiklalini güvenceye alacak köklü hükümlerin bulunmayışı son derece düşündürücüdür.
Türkiye’nin asıl kanayan yarası adil bölüşümün sağlanamaması ve sosyal devlet ilkesinin kâğıt üzerinde kalmasıdır. Ülkeyi borç cenderesine sokan, dışa bağımlı ve yatırımlar için uluslararası kredi notlarına muhtaç bırakan iktisadi politikaların gölgesinde kalacak her hukuki düzenleme kadük kalmaya mahkûmdur.
​Gerçek bir anayasal reform, halkın sömürülmesini engellemeli ve şu somut adımları anayasal emredici hüküm haline getirmelidir:
Sınırsız Borçlanma ve Vergiye Engel: Hükümetlerin dilediği gibi vergi toplama ve halkı borçlandırma yetkileri anayasal sınırlarla kontrol altına alınmalıdır.
Borca Dayalı Sistemin Sonu ve Üretim Endeksli Parametre: Paranın borç olarak yaratılması tüm toplumu faiz batağında nefes alamaz hale getirmekte; borçla ne kalkınma ne de refah sağlanabilmektedir. Paranın asıl sahibi kurumsal devlet olmalı; hükümetler kamu hizmetlerini sunarken halkı vergi ve borç altında ezmemelidir. Bütün milletin iktisadi kaderini ilgilendiren bu hayati meselede Merkez Bankası'nın mevcut "bağımsızlık" kılıfı kaldırılarak, görev tanımı anayasal olarak yeniden yapılmalı; para basma yetkisi uluslararası finansın veya bankaların elinden alınıp, tam şeffaflıkla üretim odaklı bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Adil Bölüşüm Garantisi: Finansal sistemin halk ve iş dünyası aleyhine işlemesi engellenmeli; milli gelirden herkesin adil pay alması somut yasalarla korunmalıdır.
​Ekonomiyi temel almayan, halkın kamusal zarara uğratılmasını engellemeyen ve sadece siyasi yapıların menfaatlerine göre şekillenen hiçbir anayasa değişikliği toplumsal bir karşılık bulamaz. Anayasa, sadece iktidarın yönetim biçimini değil, halkın ekmeğini ve ekonomik geleceğini de teminat altına almak zorundadır.

.

Yunus Ekşi, dikGAZETE.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI