?>

Servet transferinin görünmeyen çarkı: Kredi egemenliği ve üretim tuzağı

Yunus Ekşi

1 hafta önce

Yunus Ekşi yazdı;

Servet transferinin görünmeyen çarkı: Kredi egemenliği ve üretim tuzağı

​Bugün ekonomi yönetimleri ve piyasa aktörleri, enflasyonun yegâne sebebinin “aşırı tüketim talebi” olduğu masalını anlatıyor. Talebi kısmak adına faizler yükseltiliyor, vergiler artırılıyor ve halka tasarruf telkin ediliyor. Oysa gözden kaçırılan —ya da kasten gizlenen— hayati bir gerçek var: İnsanlar yaşamak için zorunlu ihtiyaçlarını azaltamaz.
Türkiye’de zorunlu ihtiyaç kredileri 2023’te 980 milyar lira iken bugün 2,5 trilyon liraya dayanmıştır. Toplam kredi hacmi ise 11,6 trilyon liradan 26 trilyon liranın üzerine çıkmıştır. Peki, bu devasa parayı kim yaratıyor? Devlet mi? Hayır.

Parayı basan bankalar, diyetini ödeyen millet…

​Enflasyonu “devlet para basıyor” söylemiyle maskeleyenler, bankacılık sisteminin kaydi ve sanal para yaratma yetkisini görmezden geliyor. Devlet, parayı yaratma yetkisini bankalara devretmiş; bankalar da insanların barınma, gıda ve sağlık gibi zorunlu ihtiyaçlarını devasa faizlerle satılacak birer ham maddeye dönüştürmüştür.
​Bugün devlet dahi yüksek faizlerle bankalardan borçlanmakta, bu faiz yükünü ise ağır vergilerle halkın sırtına yüklemektedir. Bütçeyi kapatmak için konulan vergiler, maliyet enflasyonunun ana unsuru haline gelmiştir. Bu durum, finansal egemenliğin yüzde 1’lik azınlığa teslim edildiği açık bir sömürü düzenidir.

Üretmek yetmez: Kimin için ve nasıl üretim?

​Sistem savunucularının düştüğü en büyük yanılgı, “Sadece üretirsek sorun çözülür” sığlığıdır. Bugün dünyada en çok üreten ülkeler, aynı zamanda en borçlu ülkelerdir. Eğer üretiminizi bankaların faiz ve borç çarkını döndürmek için yapıyorsanız, sistemin kölesisiniz demektir.
​Kritik sorular şunlardır: Neyi, nasıl, kimin için üreteceğiz? Üretim, finansal sermayenin kâr transferine değil, milletin bağımsızlığına hizmet etmelidir.

Bağımsız siyaset, bağımsız para sisteminden geçer!..

Milli savunmada gösterilen tarihi başarılar, acilen para sisteminde de gösterilmelidir. Yapılması gerekenler nettir:

​1- Bankaların Para Yaratma Yetkisi Sınırlandırılmalıdır: Bankalar sanal para basıp faizle satan yapılar olmaktan çıkarılmalı; yalnızca üretime ve reel ticarete finansman sağlayan hizmet kurumlarına dönüştürülmelidir.

​2- Para Otoritesi Yeniden Kurulmalıdır: Mal, itibari ve dijital/dağıtık paralar devlet eliyle bütüncül yönetilmeli; paranın istikrarı anayasal güvence altına alınmalıdır.

​3- Vergi Zulmüne Son Verilmelidir: Üretimin ve temel ihtiyaçların önündeki maliyet enflasyonunu tetikleyen haksız vergiler kaldırılmalı, girişimcinin önü açılmalıdır.

​4- Hükümetlerin Geleceği Borçlandırma Lüksü Bitirilmelidir: Devlet, başkasının parasını faizle satın alarak yönetilemez. Kendi parasına egemen olamayan bir devletin tam bağımsızlığından bahsedilemez.

Parayı kontrol eden, devleti kontrol eder. Borç dayatmalı bu finansal illüzyona son vermediğimiz sürece, çalıştığımız her saat parayı elinde tutan güç odaklarını beslemeye devam edeceğiz.

.

Yunus Ekşi, dikGAZETE.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI