Devlet yıkılır, millet kurar: Ahilik ruhuyla yeniden diriliş
Bundan sekiz yüz yıl önce Anadolu’nun üstünde kara bulutlar geziyordu. Bir yandan Moğol istilası taş üstünde taş bırakmıyor, diğer yandan ekonomik çöküş ve siyasi kavgalar insanları nefessiz bırakıyordu. "Bitti bu iş" denilen o karanlık çağda, Kırşehir’den bir ses yükseldi: Ahi Evran.
Ahi Evran’ın kurduğu sistem aslında bir "toplumsal mucize" idi. Devletin otoritesinin kalmadığı yerde, esnafı, zanaatkarı ve köylüyü "el ele, gönül gönüle" ilkesiyle birleştirdi. Bu, sadece bir esnaf birliği değil; bir ahlak anayasası, bir sivil direniş hattıydı.
Tarihin kilitlerini açan dört büyük hamle…
Bu "Ahi Aklı", tarihimiz boyunca ne zaman başımız sıkışsa imdadımıza yetişti. Bunu dört kritik an olarak ele alırsak:
1. Devletsiz Düzen (Ankara Ahi Cumhuriyeti): Moğollar ortalığı kasıp kavururken, Ankara’da ilginç bir şey oldu. Şehir, hiçbir sultana bağlı kalmadan, esnafın seçtiği bir yönetimle tam 70 yıl huzur içinde yaşadı. Yani Ahiler, "Devlet yoksa biz varız!" dediler.
2. Osmanlı’nın Mayası: Osmanlı, sadece kılıç sallayarak cihan devleti olmadı. Osman Gazi’nin yanındaki o manevi güç, Şeyh Edebali ve Ahilerdi. Onlar şehirlerin ekonomisini kurdu, adaleti sokaklara indirdi. Devletin temelini onlar attı.
3. Yıkılanı Toparlamak: 1402’de Yıldırım Bayezid yenilip devlet dağılma noktasına gelince, o darmadağın yapıyı yine Ahiler topladı. Çelebi Mehmed’in arkasında durarak sosyal hayatı ve çarşıyı ayakta tuttular.
4. Milli Mücadele’nin Karargahı: Atatürk’ün Ankara’yı merkez seçmesi tesadüf değildi. Ankara’nın genetiğinde o eski Ahi ruhu, yani "kendi başının çaresine bakma ve dayanışma" kültürü vardı. Kurtuluş Savaşı, o kadim damarın modern bir patlamasıydı.
Bugün ne yapmalı?
Şimdi bakıyoruz; yine dünya karışık. Ekonomik adaletsizlik diz boyu, dışarıdan baskılar var, insanlar umutsuz. Ama çözüm uzakta değil, kendi tarihimizde.
Ahilik bize diyor ki: "Kurtarıcı bekleme, çözüm sensin!" Üretimde dürüstlük, paylaşımda adalet ve toplumda sarsılmaz bir dayanışma kurarsak, dışarıdan gelen hiçbir fırtına bizi yıkamaz.
Ahi Evran ve Sultan Baybars gibi isimlerin bize bıraktığı miras şudur: Güçlü bir devlet, ancak ahlaklı ve örgütlü bir toplumun omuzlarında yükselir. Eğer bugün ekonomide, siyasette ve sosyal hayatta yeniden ayağa kalkmak istiyorsak; o eski ama eskimeyen "Ahi Kodları"nı bugünün diliyle yeniden yazmalıyız.
Çünkü biz, bitti denilen yerden başlamayı en iyi bilen milletiz.
.
Yunus Ekşi, dikGAZETE.com