Ölçünün ruhunu kaybetmek: Faiz, para ve ekonomik adalet
Kur’an-ı Kerim, ölçü ve tartıyı sadece basit bir terazi işi olarak görmez; onu, kâinatın yaratılışındaki o ince dengeyle, yani "mizan"la bir tutar.
Rahman Suresi'nde, göğün yükseltilmesi ile ölçünün konulması arasında kurulan bağ, adaletin aslında evrensel bir zorunluluk olduğunu gösterir bize. Fakat bugünün ekonomik düzeninde, bu temel ölçü birimimiz olan “para”, kendi asıl amacından saptırılmış ve adaletsizliğin ta kendisi haline gelmiştir.
Paranın ölçü olma vasfının çöküşü…
Aslında değeri ölçmek ve mübadeleyi kolaylaştırmak için var olan para, faiz denen düzenek sayesinde bir “ölçü aracı” olmaktan çıkıp, alınıp satılan sıradan bir “meta”ya dönüştü. Paranın para ile ticareti yani faiz, esasen terazinin kendi kefesinin ağırlığını sürekli oynatmak demektir. Mutaffifîn Suresi’nde, “ölçüde ve tartıda hile yapanlar” için verilen ikaz, bugün paranın değerini faizle manipüle ederek geniş kitlelerin emeğini sömüren modern finans sistemi için de birebir geçerli.
Faiz: Terazinin dengesini bozan virüs…
Faiz, piyasanın genetiğine işlemiş bir virüs gibi. Paranın ölçüsü bozulunca, bu bozulma kaçınılmaz olarak bütün mal ve hizmetlere sirayet eder. “Fiyat istikrarsızlığı” dediğimiz şey, temelde ölçüdeki dürüstlüğün kaybedilmesidir. Sürekli kısalıp uzayan bir metreyle sağlam bir bina dikmeye çalışmak neyse, istikrarsız bir para birimiyle fiyat istikrarı sağlamaya çalışmak da odur. Bu kaosun sonucu ise net: Üretimin, tüketimin ve en önemlisi de adil bölüşümün felç olması.
Küçük bir azınlığın konforu, büyük çoğunluğun sefaleti…
Ölçüyü, faiz mekanizmasıyla elinde tutan dar bir kesim, çalışmadan, risk almadan lüks içinde yaşarken; toplumun geri kalanı bu “ölçü hilesi” yüzünden yoksulluğa mahkûm ediliyor. Kur’an’ın “İnsanların haklarını eksiltmeyin” (Hûd, 85) emri, bugün paranın satın alma gücünün faiz ve enflasyon sarmalında eritilmesiyle açıkça çiğneniyor. Adaletle kurulmayan bir terazi, bir tarafa devasa servetleri yığarken, diğer tarafa emeği sömürülen milyonları koyar.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz:
Enflasyon, bir “Ölçü Hilesi”dir. Bugün “fiyat istikrarsızlığı” ya da “enflasyon” diye tanımladığımız olgu, aslında paranın içindeki satın alma gücünün (yani onun ölçüsünün) planlı bir şekilde aşındırılmasıdır. Ayetlerdeki “terazide eksiklik yapmayın” emri, günümüzde para politikasını yönetenlerin, paranın değerini koruma sorumluluğuyla doğrudan bağlantılıdır. Ölçü, bir kere faiz yoluyla bozuldu mu, toplumun hem ahlaki hem de iktisadi dokusunda onarılması güç yaralar açar.
Fiyat istikrarı, paranın yeniden adil bir “ölçü aracı” kimliğine kavuşmasıyla mümkün olabilir ancak. Parayı bir ticaret malı ve sömürü aleti olmaktan çıkarıp, onu emeğin ve hakiki değerin dürüst bir yansıtıcısı haline getirmeden toplumsal barışı tesis edemeyiz.
İlahi uyarının özü çok açık: Ölçüyü adaletle tutmak, sadece bir ticaret kuralı değil, bir toplumun ayakta kalma mücadelesinin ta kendisidir.