- 07-06-2026 20:42
- 3
Dr. Hikmet Çıra yazdı;
TÜRK DEVLETLER TEŞKİLATINA SAPLANAN BİR HANÇER
Geçtiğimiz günlerde GKRY (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) lideri Nikos Cristodoulides’in Kazakistan'a yaptığı ziyaret ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev tarafından "Birinci Derece Dostluk Nişanı" ile onurlandırılması, Türk ve dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırırken Türk Milleti adına da büyük hayal kırıklığı yaratmıştır. Çok yönlü dış politika stratejisi doğrultusunda AB ile güçlü ilişkiler kurmak isteyen Türk Devletleri; AB ve beslemeleri Yunanistan ve GKRY’nin şantaj ve zorlamalarına boyun eğmiştir.
Avrupa Birliği, Orta Asya bölgesi ile enerji, maden, uluslararası ticaret yollarının geliştirilmesi konularında ilişkileri güçlendirme kararı aldı. Bu çerçevede bölge ülkelerine 12 milyar dolarlık bir yatırım projesi planlıyordu. Ancak bu yatırımın ve stratejik işbirliğinin geliştirilmesine uzun süredir Yunanistan ve GKRY, VETO koyuyordu. Ancak 2025 Ocak ayında Türk Devletleri (Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan) ve GKRY arasında varılan anlaşma ile karşılıklı büyükelçiliklerin açılması karara bağlandı. Bunun üzerine Nisan 2025'te Orta Asya Türk devletlerinin AB ile imzaladığı finansal/ekonomik ortaklık belgelerinde, AB'nin Kıbrıs politikasına uyum vurgusu yer almıştır. Bu durum, söz konusu devletlerin BMGK'nın 541 ve 550 sayılı kararlarına uyarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) statüsüne ve 1974 Barış Harekâtı'na dair AB ile paralel bir tutum sergilenmesi sağlanmıştır. Ancak Türk Devletlerinin AB ile ilişkilerini 800 bin nüfuslu bir bölgenin ipoteği altına almış olması, Türk Dünyası açısından büyük talihsizlik ve jeopolitik omurgasına vurulmuş bir darbe olmuştur. Türkiye’yi adada işgalci göstermek dünya üzerindeki Türk Birliğine büyük ihanet olmuştur. Nitekim KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) sadece Türkiye’nin değil Türk dünyasının ortak sorunu ve kaygısıdır.
Yine Kazakistan’ın GKRY’ne bu üst düzey ilgisinin arkasında İsrail’in girişimlerinin de olduğunu göz ardı etmemek gerekmektedir. Kazakistan siyasetindeki Yahudi etkisi ve bu etkinin küresel diplomasiye yansımaları Kazakistan’ın çok yönlü dış politikalarının oluşturulmasında önemli olmuştur. Ayrıca Akdeniz’den Türkistan’a Türkiye liderliğindeki bir enerji havzasının kurulması İsrail tarafından, İsrail’in stratejik çıkarları ve enerji güvenliği için bir tehdit olarak görülmektedir. Ayrıca Türkiye’nin Doğu Akdeniz havzası, Mavi Vatan politikasının kısıtlanmasını sağlamak adına İsrail’in Doğu Akdeniz’deki en güvenilir partneri GKRY ile kurdukları ittifakı unutmamak gerekir. Bu çerçevede Kazakistan diplomasisinin zaafiyete uğratılarak Rum-Yunan eksenine kaymasının sağlanmasında Yahudi sermayesi, EAJC (Avrasya Yahudi Kongresi) ve İsrail’in ciddi manipülasyonu olmuştur.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) TDT’ye gözlemci üye olarak kabul edilmesiyle güçlenen Türk dünyasının entegrasyonu, Kazakistan gibi kurucu bir üyenin Rum tezlerine boyun eğmesiyle ciddi bir krizin eşiğine gelmiştir. Ankara’nın adadaki varlığını "işgal" olarak niteleyen bu eksen kayması, Türk devletleri arasında sarsılmaz olması gereken “ortak dış politika” ve “beka dayanışması” ilkelerini doğrudan ihlal etmiştir.
Bu gelişmelerin Türk Devletler Teşkilatı’nın (TDT) geleceğine saplanmış bir hançerdir AB, her zaman Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) içerisinde KKTC'nin gözlemci üye olmasından ve Türk devletleri ile KKTC arasındaki temaslardan rahatsızlığını sık sık dile getirmekte, imzaladığı tüm ikili ve çok taraflı protokollerde Kıbrıs Cumhuriyeti'ni (GKRY) adanın tek meşru temsilcisi olarak tanıdığını ifade etmekteydi.

Önümüzdeki süreçte KKTC’nin TDT’nda gözlemci üye statüsünün tartışılmaya açılması ve sonlanması ile Macaristan’da Orban’ın seçimi kaybetmesi ile yeni yönetimin TDT’ndan çekilmesi ihtimali TDT geleceği açısından ciddi bir tehdittir.
Tüm bu gelişmeler içerisinde Türk Dış Politikası ne yapıyor;
Bu gelişmelere karşı ne Türk dışişlerinden ne AK Parti hükümetinden ne de KKTC yönetiminden tek bir ifade duyamadık. Bu sessizliğin ve tepkisizliğin arkasında Türkiye’nin onayı mı var? Ayrıca Kazakistan’ın GKRY lideri Nikos Cristodoulides’in karşılanması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’daki Kazakistan ziyaretinden hemen sonraya denk gelmesi, soru işaretleri oluşturmaktadır. Bu konu hiç mi konuşulmamıştır. Konuşulmadı ise Türk Devletleri birbirinden bu kadar kopuk siyaset yürütmektedir?

Türkiye, Türk Dünyasının geleceği ile ilgili çark mı etti acaba. TDT’ndan tutun Türk Birliği ve dünya üzerindeki Türk topluluklarının büyük bir sevinç ve heyecan ile gözlemledikleri bu kutlu birliktelik, Türk Devletlerini yöneten elit güçler tarafından zaafiyete mi uğratılmak istenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Devletlerinin Dışişlerinden ciddi bir açıklama beklemek her Türk evladının hakkıdır. Tarih sizi yargılamadan bu yanlıştan dönmeniz Türk Milleti adına beka sorunudur.
.
Dr. Hikmet Çıra, dikGAZETE.com
-Kutlu Parti / Türk Devlet ve Topluluklarından Sorumlu Gen. Bşk. Yrd.-