<h3><strong>FETÖ Ticari Yapılanması Ülkeler için bir Tehdittir.</strong></h3> <h4><strong>FETÖ Sermayesinin Yapılanması ve Tarihi!..</strong></h4> <div>Terör örgütü elebaşı <strong>Fetullah</strong> <strong>Gülen,</strong> <strong>1962</strong>-<strong>1963</strong> yıllarında <strong>Erzurum</strong> <strong>Komünizmle</strong> <strong>Mücadele</strong> <strong>Derneğinin</strong> kurucuları arasında yer alması, sahneye çıkışının miladıdır. <strong>1966</strong> yılında <strong>İzmir</strong> <strong>Kestanepazarı’nda</strong> başlayan <strong>FETÖ</strong> hareketinin cemaatleşme sürecinin, kuruluş yıllarını <strong>1970’lerin</strong> başı olarak almamız doğru olur.</div> <div><strong>1970</strong> yılından <strong>15</strong> <strong>Temmuz</strong> <strong>2016</strong> yılına kadar bu faaliyetlerini güçlendirerek devam ettiren bu örgüt, o günden bu güne tüm iktidarlar ve darbeci yönetimler tarafından açık ya da örtülü desteklenmiştir.</div> <div>Tüm siyasi çevreler ve askeri darbeciler tarafından desteklenmesinin arkasındaki muntazam gücün <strong>ABD</strong> olduğunu tahmin etmek güç olmaz. Ülkenin altına yerleştirilen dinamitin temellerinin o yıllardan itibaren atıldığını söylemek doğru olacaktır.</div> <div><strong>PDY</strong> (Paralel Devlet Yapılanması) / <strong>FETÖ</strong> <strong>Terör</strong> <strong>Örgütü</strong>, on yıllarca, ülke kaynaklarının örgüt elemanlarının üzerine aktarılmasını sağlamış ve bu kaynakların yurt dışına kaçırılmasına sebep olarak yıllarca ekonomik zaafiyete uğratılmasına neden olmuştur.</div> <div>Sonuç olarak bu büyük terör örgütünün tüm finansman yükü, devletin ve gariban <strong>Anadolu Türk Halkı’nın</strong> sırtına yüklenmiştir. Yurt içi ve yurt dışında <strong>160’a</strong> yakın ülkede faaliyet gösterecek kadar büyüyen bu örgütün <strong>finansal</strong> <strong>ağını</strong> ve ülkelere verdiği zararı çözmek, bugün yaşadığımız ekonomik çöküşün temellerinin nasıl atıldığı konusunda fikir verecektir.</div> <div><strong>Örgütün gelişimini ve bu muazzam finans hareketine sahip olma sürecini üç ana aşamada değerlendirmek mümkündür.</strong></div> <div>İlk aşama; <strong>1970’li</strong> yılların başından <strong>12 Eylül 1980</strong> askeri darbesine kadar geçen sürede büyük bir gizlilik içerisinde örgütlenip kadrolaşma dönemi “<strong>kuruluş, temellenme ve kadrolaşmaya başlama</strong>” aşamasıdır.</div> <div>İkinci aşama; <strong>12 Eylül 1980</strong> askeri darbesinden <strong>28 Şubat 1997</strong> post-modern darbe sürecine kadar geçen “<strong>Toplum içerisinde ve devletin kılcal damarlarına kadar yayılma ve iktidarı ele geçirme</strong>” aşaması.</div> <div>Üçüncü aşama ise hepimizin bildiği <strong>15 Temmuz 2016</strong> tarihine kadar olan “<strong>altın</strong> <strong>vuruş”</strong> yani “<strong>kadrolaşmanın tamamlanması ve asıl niyet için harekete geçilmesi</strong>” aşamasıdır.</div> <div><strong>15 Temmuz</strong> sonrası, toplumda ve devletin içerisinde zaafiyete uğramış olmasına rağmen mankurtlaşmış ve derin dehlizlerde faaliyetlerine devam eden örgüt üyeleri, geçen süre içerisinde hiçbir zaman etkinliğini tamamen kaybetmemiş, örgüt mensuplarını <strong>diri</strong> tutmaya çalışmıştır.</div> <div>Örgüt, <strong>1990’lı</strong> yılların ikinci yarısından itibaren, bir yandan yurt dışına açılım yapmak için okullar açarken öncelikle <strong>Rusya</strong> ve <strong>Orta</strong> <strong>Asya</strong> <strong>Türk</strong> <strong>devletleri</strong> olmak üzere, <strong>Balkanlar</strong>, <strong>Afrika</strong> <strong>Ülkeleri</strong>, <strong>Asya</strong>, <strong>Amerika</strong> gibi öte yandan, <strong>şirketleşmeler</strong>, <strong>holdingleşmeler</strong> vasıtası ile ekonomik kaynak sağlama yöntemleri geliştirmişlerdir.</div> <div><strong>Bank Asya’nın</strong> kuruluşu gibi <strong>bankacılık</strong>, <strong>eğitim</strong>, <strong>sağlık</strong>, <strong>bilişim</strong>, <strong>finans</strong>, <strong>taşımacılık</strong>, <strong>basın</strong> <strong>yayın</strong> gibi alanlarda faaliyetlere öncelik verilmiştir.</div> <div><strong>Anadolu insanının alınterinin ABD politikalarının alt yapısını kurmak için harcanması!..</strong></div> <div><strong>12 Eylül 1980</strong> askeri darbe sonrası iktidara <strong>Anavatan</strong> <strong>Partisi</strong> gelmesiyle çok kanallı <strong>TV</strong> <strong>yayıncılığı</strong> başlamıştır. Çok seslilik ve <strong>özgürlük</strong> adı altında toplumun değişim sürecini hızlandırmak adına ekranlarda her gün her saat <strong>magazin</strong> programları (Reality Shows) yayınlanıyor, <strong>Türk</strong> <strong>halkı,</strong> bir değişime zorlanıyordu.</div> <div><strong>Muhafazakâr</strong> <strong>Anadolu</strong> insanının önüne bir yandan yozlaşmış ahlaksızlaşmış bu programlar servis edilerek nefret uyandırılırken diğer yandan <strong>cemaatler,</strong> alternatif yaşam tarzı olarak millete empoze ediliyordu. Bu süreçte, <strong>çocuklarını</strong> <strong>okumaya</strong> gönderecek olan <strong>aileler</strong>, “<strong>maneviyata</strong> önem veren, <strong>dindar</strong>, <strong>ahlaklı</strong> insan” yetiştirdiği iddia edilen <strong>cemaat</strong> <strong>okulları</strong> ve <strong>yurtlarına</strong> gönderilmeye teşvik ediliyordu.</div> <div>Ebeveynler bu okul ve yurtlara büyük paralar aktarıyor, İş insanları “<strong>Himmet</strong>” adı altında yardımlar yapıyor, <strong>kurban</strong> <strong>derileri</strong> toplanıyor, şirketleri <strong>vergi</strong> vermek yerine kurdukları <strong>vakıflar</strong> aracılığı ile devlete ödeyecekleri <strong>vergi</strong> <strong>borçlarını</strong> örgütün finansına ve okullarına aktarıyorlardı.</div> <div><strong>Türk</strong> <strong>Halkı</strong>, <strong>Hollywood</strong> senaryosunun asıl kurgulandığı karanlığa evlatlarını teslim ettiklerinden haberdar bile değillerdi.</div> <div><strong>Toplum</strong> ve <strong>devlet</strong> körleştirilerek, örgütün hem finans kaynağı hem insan kaynağı olarak kullandığı <strong>okul, yurt ve dershanelere</strong> sınırsız destekler sağlamaktaydı.</div> <div><strong>90’lı</strong> yıllarda hızla büyüyen örgüt, <strong>Anadolu</strong> <strong>sanayicisi</strong> içerisinde kadrolaşmaya faaliyetlerine hız vermiş, <strong>ticaret</strong> odaları, <strong>sanayi</strong> odaları, <strong>esnaf</strong> odaları ve <strong>OSB</strong> gibi yerlerde teşkilatlanmıştır.</div> <div><strong>Örgüte</strong> dahil ettiği iş insanlarından elde ettiği muazzam <strong>gelir</strong> ve <strong>yardımları</strong>, örgütün güvendiği şahıslar üzerine aktarıp, ticari faaliyetler ve şirketlere kaynak olarak aktarımı sağlanmıştır.</div> <div>Örgüt mensuplarını, örgüte ait “<strong>Sürat</strong> <strong>Kargo</strong>” gibi işletmelerle çalışmaya, <strong>Bank</strong> <strong>Asya</strong> gibi bankalara yatırım yapmaya zorlamıştır. Birçok meslek odaları ve <strong>OSB</strong> yönetimlerini ele geçiren örgüt, <strong>baskı</strong>, <strong>zorbalık</strong> ve <strong>hukuksuzluk</strong> yaparak şirketleri birlikte hareket etmeye zorlanmışlardır.</div> <div>Özellikle <strong>2000’li</strong> yıllarda örgüte yakın olmayan şirketlere üç seçenek sunmuşlardır;<strong> “Ya bizimle olacaksın, Ya bize satacaksın, ya da bertaraf olacaksın”</strong>.</div> <div><strong>Vergi</strong> dairelerinde, <strong>bakanlıkların</strong> ve <strong>belediyelerin</strong> ruhsatlandırma dairelerinde, <strong>teftiş</strong> kurullarında, <strong>BDDK’da</strong> ve en önemlisi <strong>devlet</strong> <strong>kurumların</strong> <strong>satın</strong> <strong>alma</strong> <strong>birimlerinde</strong> yapılanmış olan örgüt, <strong>biat</strong> etmeyen veya boyun eğmeyen hiçbir şirkete yaşam hakkı tanımamıştır.</div> <div><strong>Vergi</strong> <strong>daireleri</strong> üzerinden baskı yapmış; olmadı <strong>haksız</strong> <strong>cezalar</strong> yazdırmış, <strong>belediyeler</strong> vasıtası ile <strong>çalışmaları</strong> zorlaştırılmış, <strong>ruhsatlandırma</strong> daireleri, ürün ve çalışma ruhsatlarını iptal etmiş, cezalar kesmiş, en önemlisi <strong>Sağlık</strong> <strong>Bakanlığı’nda</strong> olduğu gibi kurdukları <strong>İl</strong> <strong>Genel</strong> <strong>Sekreterlikleri</strong> vasıtası ile ihaleleri merkezileştirmiş, <strong>örgüt</strong> <strong>elemanlarına</strong> ya da <strong>Himmet</strong> aldıkları şirketlere yönlendirmiş, kazara ekonomik fiyat atarak <strong>ihale</strong> alan <strong>örgüt</strong> <strong>dışı</strong> <strong>şirketlerin</strong> ise aldıkları ihaleler saçma sapan bahanelerle iptal edilmiş, şirketler <strong>ihale</strong> <strong>yasaklısı</strong> haline getirilmiştir.</div> <div>Hiçbir iş alamayan ve <strong>örgüte</strong> <strong>biat</strong> <strong>etmeyen</strong> yüzbinlerce şirket sahibi perişan edilmiş, aileleri parçalanmış, yaşam mücadelesi verir hale sokulmuştur.</div> <h3><strong>Ülkelerin FETÖ sermayesine bakışı ve açtıkları alan!</strong><strong>..</strong></h3> <div><strong>1990’lı</strong> yılları “<strong>şirketleşme ve yurt dışına açılma dönemi”</strong> olarak adlandırabiliriz.</div> <div><strong>1992</strong> yılında <strong>Nahçıvan</strong> <strong>Türk</strong> <strong>Lisesi</strong> ile başlayan süreç <strong>Kazakistan</strong>, <strong>Azerbaycan</strong>, <strong>Türkmenistan</strong>, <strong>Kırgızistan</strong>, <strong>Özbekistan</strong>, <strong>Tacikistan</strong>, <strong>Rusya</strong>, <strong>Ukrayna</strong> başta olmak üzere, <strong>160’a</strong> yakın ülkede faaliyet göstermeye başlamışlardır.</div> <div><strong>“Türk Milletinin dini, manevi ve milli temsiliyetini yapıyoruz</strong>” görüntüsü altında bu okullarda <strong>CIA</strong> <strong>ajanlarına</strong> “<strong>öğretmen</strong>” adı altında <strong>lojistik</strong> <strong>üs</strong> sağlayan örgüt, <strong>İngilizce</strong> eğitim ve ülke şartlarına göre <strong>üst</strong> <strong>sınıfa</strong> hitap eden <strong>okul</strong> <strong>şartları</strong> sağlayan örgüt, ülkenin ileri gelen ve <strong>varlıklı</strong> <strong>ailelerinin</strong> çocuklarını bünyelerine katmayı amaçlamışlardır.</div> <div><strong>Soğuk</strong> <strong>Savaş</strong> sonrası, <strong>Batı</strong> tarafından <strong>Türkiye’nin</strong> uluslararası rolü yeniden tanımlanmış, <strong>jeokültürel</strong> bir rol verilmiştir. <strong>Graham</strong> <strong>Fuller’in</strong> <strong>1993’te</strong> yazdığı “<strong>Türkiye’nin Yeni Jeopolitik Konumu</strong>” başlıklı kitap, “<strong>Ilımlı</strong> <strong>İslam</strong> <strong>Projesi</strong>” çerçevesinde <strong>Türkiye’ye,</strong> bağımsızlığını yeni kazanmış <strong>Orta</strong> <strong>Asya</strong> <strong>Müslüman</strong> <strong>Türk</strong> dünyasının ekonomik ve politik dönüşümünde <strong>rol</strong> <strong>model</strong> olma görevi planlamışlardı.</div> <div><strong>FETÖ,</strong> bu projenin maşasıydı.</div> <div><strong>FETÖ</strong> <strong>okulları</strong> vasıtası ile faaliyet gösterdikleri ülkelerde <strong>Amerikancı</strong>, <strong>liberalizmi</strong> <strong>benimseyen</strong> yönetim anlayışını kuracak kadrolar yetiştirilmekteydi.</div> <div>Bugün <strong>FETÖ</strong> okullarından mezun olmuş bu kadrolar, bulundukları ülkelerin devlet yönetimlerinin içinde önemli makamlar işgal etmektedir.</div> <div>Özellikle <strong>dışişleri</strong> <strong>bakanlıkları</strong>, <strong>elçilikler</strong> ve <strong>uluslararası</strong> <strong>kurumlarda</strong> konuşlanan örgüt elemanları, <strong>ülkelerin</strong> <strong>dış</strong> <strong>politikalarını</strong> neredeyse <strong>ABD</strong> <strong>güdümünde</strong> idare etmektedir.</div> <div>Nitekim <strong>1999</strong> yılında <strong>ABD’ye</strong> göç etmiş olan <strong>Fetullah</strong> <strong>Gülen’in</strong> ülkeyi terk etmeden 2 yıl önce verdiği bir <strong>röportajdaki</strong>; “Dünyanın halihazırdaki durumuyla, şu çerçevesiyle, Amerika da şu andaki konum ve gücüyle bütün dünyayı kumanda edebilir. Bütün dünyada yapılacak işler buradan idare edilebilir ve hatta denilebilir ki, şöyle veya böyle Amerika ile dostça geçinmeden destek almak değil, dostça geçinmeden, Amerikalılar istemezlerse, kimseye dünyanın değişik yerlerinde hiçbir iş yaptırmazlar. Şimdi bazı gönüllü kuruluşlar dünya ile entegrasyon adına gidip dünya’nın değişik yerlerinde okullar açıyorlarsa, bu itibarla, mesela Amerika ile çalıştığımız sürece bu projelerin gerçekleştirilmesi mümkün olmaz. Amerika hala bu dünya gemisinin dümeninde oturan bir milletin adıdır.’’ <strong>İfadeleri,</strong> durumu gözler önüne sermektedir.</div> <div>Ayrıca <strong>1</strong><strong>7-25 Aralık</strong> yargı darbesi teşebbüsü sonrası örgüt üyelerinin <strong>adalet</strong> karşısına çıkarılmaya başlaması sonrası <strong>Fetullah</strong> <strong>Gülen’in</strong> <strong>17.11.2015</strong> tarihinde sarf ettiği “<strong>Avrupa Birliği olmasa, NATO olmasa, bazı süper güçlerin birliği olmasa cemaatin faili meçhullerle zift kuyularına atılarak, öldürülerek örtbas edilip şeytani baskı uygulanacağı</strong>” şeklindeki sözleri, <strong>emperyalistlerin</strong> <strong>hizmetinde</strong> olduklarının açık işaretidir.</div> <div>Yine <strong>örgütün</strong> <strong>Kenya</strong> <strong>ülke</strong> <strong>sorumlusu</strong> olan <strong>Ahmet Kara, Barack Obama</strong>’nın başkanlık yemin törenine davet edilmiştir.</div> <div><strong>Ahmet</strong> <strong>Kara</strong>, <strong>Fetullah</strong> <strong>Gülen’in</strong> talimatı ile <strong>Obama’nın</strong> <strong>Kenya’da</strong> yaşayan ailesiyle ilgilenerek, aile üyesi çocukların da <strong>FETÖ</strong> <strong>okullarında</strong> ücretsiz okutularak yetiştirilmesi sağlanmıştır.</div> <div>Bu vesile ile kurulan derin ilişki sayesinde <strong>global</strong> <strong>ticari</strong> <strong>imtiyazın</strong> önünün açılması da kolaylaştırılmaya çalışılmıştır.</div> <div>Bu yıllarda örgüt, <strong>ticari</strong> <strong>faaliyetlerini</strong> kurumsallaştırmak adına <strong>2005’de</strong> <strong>Fetullah</strong> <strong>Gülen'in</strong> talimatıyla, <strong>Gülen’e</strong> bağlı iş adamlarını tek çatı altında bir araya getirmiş ve “<strong>Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu” (TUSKON)</strong>’u kurmuşlardır.</div> <div><strong>7 federasyon</strong> ve bunlara bağlı <strong>211</strong> <strong>üye</strong> <strong>dernek</strong>, <strong>55.000 Üye</strong> iş adamı ve girişimci sayısı ile <strong>TUSKON</strong> dev bir yapıya dönüşmüştür.</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>Fetullahçı</strong> <strong>Terör</strong> <strong>Örgütü'nün</strong> (FETÖ) iş dünyası yapılanması <strong>TUSKON’un</strong> <strong>Genel Başkanı Rızanur Meral'in</strong> <strong>1 Mart 2014'te</strong> gerçekleşen <strong>TUSKON 5. Olağan Genel Kurul Toplantısında FETÖ/PDY</strong> propagandası yaparak, hükümeti alenen tehdit ettiği konuşma, çoğu katılımcı işadamının ayakta alkışlayarak destek vermeleri, örgütün iş dünyasında ne ölçüde teşkilatlandığının bir göstergesidir.</div> <div><strong>Türkiye</strong>, <strong>Orta</strong> <strong>Asya</strong> ülkelerinin bağımsızlıklarını ilk tanıyan ve büyükelçilik açan öncü ülke olmakla birlikte onların <strong>Birleşmiş</strong> <strong>Milletler</strong>, <strong>Dünya</strong> <strong>Ticaret</strong> <strong>Örgütü</strong> gibi dünya milletler topluluğundaki yerlerini almalarında liderlik etmiştir.</div> <div>Bunun dışında bölgenin ekonomik kalkınmasına yönelik yatırımlarda <strong>hibe</strong> ve <strong>krediler</strong> oluşturularak bölge ülkelerine destekler sağlanmıştır.</div> <div>Gerek <strong>hibe</strong> ve gerekse <strong>kredi</strong> şeklinde devletçe desteklenen bu işlerle <strong>TUSCON’a</strong> bağlı firmalar, ön plana çıkarılarak <strong>Türk</strong> <strong>Devletlerine</strong> sokulmaya başlandı ve devletin imkanları ile desteklendiler.</div> <div>Bu ülkelere yerleşen <strong>şirketler</strong> ve <strong>okullar</strong>, başta <strong>ABD</strong> olmak üzere, <strong>Almanya</strong> ve diğer bazı <strong>Avrupa</strong> ülkelerinden <strong>Soros</strong> <strong>Vakfı</strong> gibi görünüşte “<strong>demokrasi</strong>” amaçlı vakıfların görevlendirdiği misyonerler, <strong>Suudi</strong> <strong>Arabistan</strong> kaynaklı <strong>Vahhabi</strong> imamları ve <strong>Türkiye’den</strong> gönderdikleri örgüte mensup imamlar ortak çalışma ve işbirliğini geliştirerek bölgede <strong>emperyal</strong> <strong>çıkarlara</strong> hizmet etmişlerdir.</div> <div><strong>FETÖ</strong>, <strong>1990’larda</strong>, <strong>Müslüman</strong> nüfusun yoğun olduğu <strong>Tataristan</strong> ve <strong>Dağıstan’ın</strong> yanı sıra, <strong>Başkurdistan</strong>, <strong>Hakasya</strong>, <strong>Karaçay</strong>-<strong>Çerkesya</strong>, <strong>Saha</strong> (Yakutistan) <strong>Cumhuriyetlerinde</strong>, <strong>Yekaterinburg</strong> ve <strong>St. Petersburg</strong> şehirleri ile başkent <strong>Moskova’da</strong> okullar açtı.</div> <h3><strong>Rusya Federasyonundaki FETÖ yapılanması…</strong></h3> <div><strong>Türk</strong> <strong>Emniyetinin</strong> raporlarında da belirtildiği gibi <strong>Rusya,</strong> <strong>FETÖ’yü</strong> tespit eden ilk ülke oldu.</div> <div><strong>FETÖ</strong> yapılanması, <strong>2000’li</strong> yılların başından itibaren <strong>Rusya</strong> <strong>Federal</strong> <strong>Güvenlik</strong> <strong>Servisi</strong> (FSB) tarafından takibe alındı.</div> <div><strong>2003’te</strong> <strong>Rusya’nın</strong> pek çok bölgesindeki <strong>FETÖ</strong> <strong>okulları,</strong> ulusal güvenliği tehdit ettiği gerekçesiyle mahkeme kararlarıyla tasfiye edilerek, <strong>Türkiye’den</strong> gelen <strong>FETÖ'cü</strong> <strong>öğretmenler</strong> de sınır dışı edildi.</div> <div><strong>FSB'nin</strong> çalışmaları sonrasında yargıya intikal eden <strong>FETÖ</strong> için, <strong>Rus</strong> <strong>savcılığı,</strong> o dönemde yaptığı açıklamada, “<strong>FETÖ ideolojisinin ruh sağlığını tahrip edici etkiye sahip olduğunu ve Rusya ulusal güvenliğini tehdit ettiğini</strong>” vurguladı.</div> <div><strong>Tataristan</strong> <strong>Savcılığı</strong> da <strong>FETÖ'yü</strong>, <strong>Yehova</strong> <strong>Şahitleri</strong>, <strong>Meryem</strong> <strong>Ana</strong> (Bogorodichniy) <strong>Merkezi</strong> ve <strong>ABD</strong> ile <strong>AB’de</strong> terörist örgüt ilan edilen <strong>Aum</strong> <strong>Şinrikyo</strong> gibi totaliter tarikatlara benzetti.</div> <div><strong>Rusya</strong> <strong>Federasyonu</strong> <strong>Yüksek</strong> <strong>Mahkemesi,</strong> <strong>2008'de</strong> aldığı kararla <strong>FETÖ</strong> ideolojisini <strong>Rusya'da</strong> yasakladı.</div> <div><strong>Rusya,</strong> <strong>2010’da</strong> <strong>Moskova</strong> yakınlarında güvenlik güçleri tarafından <strong>FETÖ'cülerin</strong> evlerine yönelik yaptığı operasyonda <strong>el</strong> <strong>bombaları</strong> ve <strong>patlayıcı</strong> <strong>düzenekler</strong> bularak örgütün <strong>silahlı</strong> bir yapıya sahip olduğunu ortaya çıkardı.</div> <div>Tüm bunlara rağmen <strong>15 Temmuz</strong> sonrası kapatılan, <strong>MİRNAS düşünce kuruluşu</strong>, <strong>2011</strong> yılında kurulan <strong>Türk-Rus Kültür Merkezi</strong> yine <strong>2011</strong> yılında <strong>Moskova’da</strong> kurulan ve <strong>St. Petersburg’</strong>da da şubesi bulunan <strong>FETÖ'nün</strong> iş dünyasındaki yapılanması olan ve örgütü finanse ettiği vurgulanan “<strong>Rus-Türk İşadamları Derneği” (RUTİD) </strong>gibi kurumlar ile bölgedeki çalışmalarına devam etmişlerdir.</div> <div>Bugün <strong>Rusya</strong> <strong>Federasyonu</strong>, tüm hassasiyeti ile <strong>FETÖ</strong> konusunda <strong>Türkiye</strong> <strong>Cumhuriyeti</strong> <strong>Devletinin</strong> yanındadır.</div> <div><strong>15</strong> <strong>Temmuz</strong> sonrası <strong>Azerbaycan</strong>, <strong>Somali</strong> <strong>Federal</strong> <strong>Cumhuriyeti</strong>, <strong>Türkmenistan</strong> ve <strong>Ürdün'ün</strong> de aralarında bulunduğu bazı ülkeler, “<strong>Türk</strong> <strong>okulları</strong>” olarak bilinen bu eğitim kurumlarını kapatma taleplerine olumlu yanıt verirken, <strong>Kırgızistan</strong>, <strong>Endonezya</strong>, <strong>Njierya</strong> ve <strong>Kenya</strong> ise okulları kapatmayı reddetti. Hatta <strong>Kırgızistan</strong> bu konuda sert tepki göstererek <strong>Türkiye’yi</strong> içişlerine karışmakla itham etti.</div> <h3><strong>Kırgızistan’da FETÖ Yapılanması…</strong></h3> <div><strong>Türk</strong> <strong>Devleti</strong> tarafından, <strong>Fetullahçı</strong> <strong>Terör</strong> <strong>Örgütünün</strong> <strong>Kırgızistan'daki</strong> faaliyet alanları, varlıkları, devlette kadrolaşma yöntemleri, <strong>FETÖ</strong> <strong>okullarının</strong> ülkenin çıkarlarına faydası olmadığı, <strong>Türkiye’deki</strong> <strong>15</strong> <strong>Temmuz</strong> darbe girişiminin <strong>Kırgızistan’a</strong> ders olması gerektiği anlatılmıştır.</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>Kırgızistan</strong> eski <strong>Cumhurbaşkanı</strong> <strong>Almazbek</strong> <strong>Atambayev’in</strong> iktidarı döneminde <strong>Türkiye'nin</strong> bu okullar ile ilgili uyarıları dikkate alınmayarak sahip çıkılmıştır.</div> <div><strong>FETÖ</strong> mensupları, <strong>Kırgızistan’ın</strong> bağımsızlığını kazanması sonrası <strong>1991</strong> yılında <strong>Sapat</strong> <strong>Uluslararası</strong> <strong>Eğitim</strong> <strong>Kurumları’nı</strong> (eski adı Sebat Uluslararası Eğitim Kurumları) kurmuştur.</div> <div>Başlangıçta ücretsiz olan bu okullar, daha sonra yıllık <strong>onbirbin</strong> <strong>dolar</strong> gibi ülke şartlarının üzerinde fiyatla eğitim vermeye başlamış ve ülkedeki <strong>siyasetçi</strong>, <strong>milletvekili</strong>, <strong>memur</strong> ve <strong>üst</strong> <strong>düzey</strong> <strong>bürokratların</strong> çocuklarını eğitmeye başlamıştır.</div> <div>Bu vesile ile okulları, ticari faaliyetler gerçekleştiren kurumlara dönüştürmüş yoksul ve nüfuz sahibi olmayan ailelerin çocuklarının <strong>sınavlarda</strong> <strong>elenmesi</strong> sağlanmıştır.</div> <div>Okullarda büyük çoğunluğu <strong>Türk</strong> ve <strong>ABD</strong> vatandaşı öğretmenler çalışmaktadır.</div> <div>Örgüt, “<strong>Yerelleşme</strong>” dedikleri bir yapılanma ile <strong>Kırgız</strong> <strong>Polis</strong> <strong>Akademisi’ne</strong> her yıl öğrenci yerleştirerek <strong>Polis</strong> teşkilatına sızmış, kamu kurumlarından iş dünyasına, eğitimden sanata kadar her alanı hakimiyeti altına almıştır.</div> <div><strong>FETÖ</strong> yapılanmasının <strong>Orta</strong> <strong>Asya</strong> finans kaynaklarını yöneten <strong>Sebat</strong> <strong>okullarının</strong> <strong>Yönetim</strong> <strong>Kurulu</strong> <strong>Başkanı</strong> ve <strong>FETÖ’nün</strong> <strong>Kırgızistan Devlet kurumlarına</strong> sızmasını yöneten <strong>Orhan</strong> <strong>İnandı,</strong> <strong>Kırgızistan’da</strong> yaşıyordu. <strong>2023</strong> <strong>Haziran</strong> ayında <strong>MİT’in</strong> yaptığı bir operasyonla <strong>Türkiye’ye</strong> getirildi.</div> <div></div> <div><span><strong>Orhan</strong> <strong>İnandı</strong></span>, <strong>Kırgızistanda</strong>ki ticari faaliyetleri ile ilgili verdiği ifadede; <strong>Kırgızistan'da</strong> şu an <strong>Kırgız</strong> iş adamları ve esnaftan “<strong>himmet</strong>” adı altında <strong>yıllık</strong> <strong>700</strong> <strong>bin</strong>, <strong>Türk</strong> iş adamlarından ise <strong>200</strong> <strong>bin</strong> <strong>dolar</strong> para toplandığı, yine kurumlarında çalışan örgüt üyelerinin <strong>maaşlarından</strong> <strong>aylık</strong> <strong>100</strong> <strong>dolara</strong> <strong>kadar</strong> kesinti yapıldığını ve yıllık ortalama <strong>250</strong> <strong>bin</strong> <strong>dolar</strong> toplandığını ifade etmiştir.</div> <div>Ülkede faaliyet gösteren iş dünyası ile ilgili şirket ve vakıflar ise, <strong>Diyalog</strong> <strong>Avrasya</strong> <strong>Platformu</strong> (DA), <strong>Kırgız Türk İş Adamları Derneği </strong>(KİTİAD), <strong>Jaş İşkeler Assasiyatsası - Genç İşadamları Derneği</strong> (JIA), <strong>Elim Barsıngbı Sosyal Yardım Fonu Vakfı, Adep Başat Sosyal Dini Vakıf</strong> ve <strong>Iyık Atacurt Vakfı</strong>'nın <strong>Kırgızistan'da</strong> <strong>FETÖ'ye</strong> ait vakıf ve dernek; <strong>Vefa</strong> <strong>İş</strong> <strong>Merkezi</strong>, <strong>NT</strong> <strong>Kitap ve Kırtasiye</strong>, <strong>Maral Radyosu</strong>, <strong>Dil Azık Yayınevi, ERA Eğitim Danışmanlık Şirketi</strong> ve <strong>Özgün İnşaat, Taahhüt ve Ticaret Şirketi'nin</strong> örgüte ait şirketler ve medya kuruluşları olduğu bilgisini verdi.</div> <h3><strong>Türkmenistan’daki FETÖ yapılanması…</strong></h3> <div><strong>1992</strong> yılında <strong>Başkent</strong> <strong>Eğitim</strong> <strong>Şirketi</strong> çatısı altında eğitim faaliyetlerine başlayan <strong>FETÖ’</strong>ye bağlı <strong>14</strong> okul ve bir üniversite bulunuyordu. <strong>FETÖ,</strong> üniversitenin adını, <strong>Uluslararası Türkmen-Türk Üniversitesi </strong>yerine <strong>Oğuz Han Mühendislik Teknolojileri Üniversitesi </strong>olarak değiştirerek faaliyetlerine devam etmektedir.</div> <div><strong>FETÖ’nün</strong> okulların yönetiminde ve eğitiminde kısıtlı da olsa özellikle mezunları üzerinden etkili olduğu biliniyor. <strong>2011</strong> yılında bu okulların faaliyetlerine son verdi.</div> <h3><strong>Azerbaycan’daki FETÖ yapılanması... </strong></h3> <div><strong>Azerbaycan’da</strong> <strong>Çağ</strong> <strong>Eğitim</strong> <strong>Kurumları</strong> ile <strong>1992</strong> yılında başlayan faaliyetleri, <strong>2013</strong> yılında kapatılmış, <strong>2014</strong> yılında <strong>İstek</strong> <strong>Liseleri</strong> adı altında aynı binalarda tekrar faaliyete geçilmiş, <strong>2018</strong> yılında kapatılmış, <strong>2018</strong> yılında <strong>Hedef</strong> <strong>Lisesi</strong> adı ile tekrar faaliyetlerine başlayan okullar, halen devam etmektedir.</div> <h3><strong>Özbekistan’daki FETÖ yapılanması…</strong></h3> <div><strong>FETÖ,</strong> <strong>Özbekistan’da</strong> <strong>1999</strong> yılında darbe girişimi ve <strong>Devlet</strong> <strong>Başkanı</strong> <strong>İslam</strong> <strong>Kerimov’a</strong> suikast girişimine bulaşmıştır.</div> <div><strong>2000</strong> yılında <strong>FETÖ’nün</strong> <strong>SİLMAŞ</strong> adı altındaki <strong>16</strong> okul ve tüm eğitim merkezlerini kapatan <strong>Özbekistan</strong>, <strong>2010</strong> yılında <strong>FETÖ</strong> bağlantılı <strong>57</strong> iş adamını tutukladı ve ticari faaliyetlerini sonlandırdı.</div> <div><strong>Özbekistan,</strong> <strong>FETÖ’nün</strong> tüm faaliyetlerinin kesin olarak sonlandırıldığı tek ülke olmuştur.</div> <h3><strong>Kazakistan’daki FETÖ yapılanması…</strong></h3> <div><strong>FETÖ’nün</strong> okullaşma faaliyetlerinin en yoğun olduğu ülke ise <strong>1992’de</strong> <strong>29</strong> okul sayısına eriştiği bugün <strong>36</strong> okul ve <strong>1 üniversite</strong> ile <strong>Kazakistan</strong> oldu. </div> <div><strong></strong></div> <div><strong>FETÖ</strong>, eğitim kurumlarını <strong>Kazak Türk Eğitim Vakfı (KATEV)</strong> çatısı altında açtı. <strong>Süleyman</strong> <strong>Demirel</strong> <strong>Üniversitesi</strong> de bu vakfın bünyesinde bulunmaktaydı.</div> <div><strong>2017</strong> yılında devletleştirildi fakat <strong>FETÖ</strong> elemanlarının hala okullarda faaliyet göstermesi, bağlantının kesilmediğini göstermektedir.</div> <div><strong>Fettah Tamince’nin</strong> başkanlığını yürüttüğü <strong>Kazakistan-Türk İş Adamları Derneği (KATİAD) 1995</strong> yılında kuruldu. Çoğunluğu <strong>FETÖ'ye</strong> yakın <strong>300</strong> civarında üyesi bulunan <strong>KATİAD,</strong> aynı zamanda <strong>FETÖ</strong> okullarından mezun olan öğrencilere de iş imkanı sunarak, okulların cazip hale gelmesini de sağlıyordu.</div> <div><strong>FETÖ</strong>, “<strong>imam</strong>” ve “<strong>ağabeyleri</strong>” aracılığıyla <strong>KATİAD</strong> üyelerinden <strong>himmet</strong> toplayarak, <strong>KATEV'e</strong> maddi destek sağlamaktadır.</div> <h3><strong>Tacikistan’daki FETÖ yapılanması…</strong></h3> <div><strong>Tacikistan’da</strong> kurulan <strong>Şelale</strong> <strong>Eğitim</strong> <strong>Kurumları</strong> ve <strong>Tacik</strong> <strong>Türk</strong> <strong>Lisesi</strong> adı altında <strong>10</strong> <strong>okul</strong> mevcutken <strong>2015</strong> yılında <strong>Tacikistan</strong> okulları devletleştirmiştir.</div> <div><strong>Tacikistan</strong> Devlet Başkanı, <strong>Şelale</strong> <strong>Eğitim</strong> <strong>Kurumlarını</strong> <strong>2015</strong> yılında çıkardığı kararname ile devletleştirmiş ve bugün <strong>Tacikistan</strong> <strong>Milli</strong> <strong>Eğitim</strong> <strong>Bakanlığı</strong> tarafından eğitim faaliyetine devam eden okullar, <strong>Üstün</strong> <strong>Yetenekli</strong> <strong>Çocuklar</strong> <strong>Lisesi’ne</strong> çevrilmiştir. Kalan okulların faaliyetleri ise <strong>2018</strong> yılında sonlandırılmıştır.</div> <div>Ülkede “<strong>Şelale”</strong> isimli şirket ve “<strong>Diyalog</strong> <strong>Grubu”</strong> adı altında işbirliği ve faaliyet gösteren <strong>şirketler,</strong> halen ticari faaliyetlerine devam etmektedir. Bu durumun son aylarda sonlandırılması gündemdedir.</div> <h3><strong>Gürcistan’daki FETÖ yapılanması…</strong></h3> <div><strong>FETÖ</strong> yapılanmasının <strong>Gürcistan'da</strong> da <strong>Çağlar</strong> <strong>okulları</strong> ve <strong>Uluslararası</strong> <strong>Karadeniz</strong> <strong>Üniversitesi</strong> adlı bir üniversitesi bulunuyordu.</div> <div>Şu an binlerce <strong>FETÖ</strong> mensubunun bu ülkede yaşadığı bilinmektedir.</div> <div>Bugün <strong>Orta</strong> <strong>Asya</strong> <strong>Türk</strong> <strong>Cumhuriyetlerinin</strong> buna <strong>Kırgızistan</strong> gibi muhalefet eden ülkeler de dahil olmak üzere birçoğu, eğitim faaliyetlerini kapattı ve devletleştirdi. Ancak <strong>ekonomik</strong> <strong>faaliyetleri</strong> her ülke içerisinde <strong>belirli</strong> <strong>şirketler</strong> ile devam etmektedir.</div> <div>Bu yıl özellikle <strong>ticari</strong> <strong>faaliyet</strong> yürüten şirketler ve dernekleri mercek altına alınmış, <strong>Tacikistan</strong>, <strong>Kırgızistan</strong>, <strong>Azerbaycan</strong>, <strong>Kazakistan</strong> gibi ülkelerde birer birer yasaklanmaktadır.</div> <div><strong>FETÖ,</strong> <strong>1990</strong> yılında orta ölçekli şirketlerin birleşmesi ile kurduğu yapılanma, holdingleşmeye giderken bunu <strong>2005</strong> yılında <strong>150</strong> <strong>şirket</strong> ve <strong>1200</strong> <strong>işadamı</strong> ile başlayan <strong>TUSKON</strong> zaman içerisinde zirveye çıkarmış, dünya çapında <strong>55.000 şirketin</strong> dahil olduğu bir finansal güce ulaştırmıştır.</div> <div><strong>TUSCON</strong> önce <strong>Türkiye’de</strong> <strong>Marmara</strong>, <strong>Ege</strong>, <strong>Karadeniz</strong>, <strong>Akdeniz</strong>, <strong>İç</strong> <strong>Anadolu</strong> ile <strong>Doğu</strong> ve <strong>Güney</strong> <strong>Doğu</strong> <strong>Anadolu</strong> bölgelerinde iş adamlarını bir araya getirerek <strong>MARİFED</strong>, <strong>ESİDEF</strong>, <strong>KASİF</strong>, <strong>ANSİFED</strong>, <strong>DASİDEF</strong>, <strong>GÜNSİAF</strong> gibi yapılar kurmuş ve bütünleşerek <strong>federasyonlar</strong> oluşturmuştur.</div> <div>Örgütün dünyaya açılması ile birlikte okulların bulunduğu bölgelerde devlet yapılarının içerisine sızmalar ve <strong>devşirme</strong> devlet adamları yetiştirerek yürüttükleri <strong>lobi</strong> faaliyetleri sayesinde <strong>yurt</strong> <strong>dışında</strong> yatırım yapmaya başlayan <strong>FETÖ</strong> mensupları, uluslararası alanda da etkinliklerini artırdılar.</div> <div><strong>FETÖ’nün</strong> buradaki kuruluşları ve kurduğu <strong>lobi</strong> <strong>ağı</strong> vasıtası ile <strong>Türkiye’den</strong> yurt dışına yatırım yapmak isteyen iş adamları, <strong>FETÖ</strong> üzerinden bağlantılarını sağlamaya başladı.</div> <div>Böylece <strong>Türkiye’den</strong> yurt dışına yatırım için giden iş adamları, <strong>FETÖ’nün</strong> burada kurduğu lobilerle bağlantı kuramadan yatırım yapamaz hale geldi.</div> <div>Bu sayede <strong>FETÖ,</strong> birçok iş adamı ile yakın ilişki kurdu ve ciddi <strong>finansal</strong> <strong>destek</strong> sağladı.</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>TUSKON’a</strong> üye olan iş adamları, <strong>Devletin</strong> <strong>imkânları</strong> ile ülkelerde yapılanan <strong>FETÖ’nün</strong> uluslararası mensuplarının aracılığıyla daha kolay yatırım yapma imkânına kavuştu.</div> <div>Öncelikle <strong>Orta</strong> <strong>Asya</strong> olmak üzere birçok bölgede <strong>FETÖ</strong> mensubu iş adamları, <strong>2000’li</strong> yıllarda uluslararası işler alarak atılım yaptılar.</div> <div>Özellikle bu yıllarda devletin de iş adamlarını yurt dışına yatırım yapmaya teşvik etmesi ve desteklemesi <strong>TUSKON’a</strong> üye şirketlere devletin bütün imkanlarının açılmasını sağladı.</div> <div>Bu sayede <strong>TUSKON’un</strong> <strong>FETÖ</strong>’ye verdiği finansal destek, dev boyutlara ulaştı. Öyle ki başta da ifade ettiğimiz gibi <strong>TUSKON</strong> toplantısında <strong>FETÖ</strong> <strong>üyesi</strong> <strong>Başkan</strong> <strong>Rızanur</strong> <strong>Meral,</strong> <strong>Türkiye</strong> <strong>Cumhuriyeti</strong> <strong>Cumhurbaşkanı</strong> <strong>Recep</strong> <strong>Tayyip</strong> <strong>Erdoğan’ı</strong> büyük alkışlar eşliğinde <strong>tehdit</strong> <strong>edebilecek</strong> cesarete ulaştı.</div> <div><strong>FETÖ,</strong> yurt dışında adeta komisyoncu gibi çalışmaktadır.</div> <div><strong>160</strong> <strong>ülkede</strong> örgütlenen <strong>FETÖ’nün,</strong> bu ülkelerde sadece <strong>eğitim</strong> hizmetleri ile değil, <strong>matbaa</strong>, <strong>prodüksiyon</strong>, <strong>inşaat</strong>, <strong>enerji</strong>, <strong>PR</strong>, <strong>aracılık</strong>, <strong>turizm</strong>-<strong>seyahat</strong>, <strong>medya</strong> ve <strong>medya</strong> <strong>tanıtım</strong> <strong>işleri</strong> ile de ilgilenildiği bilinmektedir.</div> <div><strong>Türkiye’de</strong> kendilerine yakın meslek örgütleri üzerinden <strong>Türk</strong> <strong>iş</strong> <strong>adamlarını</strong> <strong>Afrika</strong>, <strong>Orta</strong> <strong>Asya</strong>, <strong>Ortadoğu</strong>, <strong>Güney</strong> <strong>Amerika’ya</strong> taşırken, iş adamlarından, gittikleri ülkelerde <strong>aracılık</strong> <strong>hizmetleri</strong> karşılığında “<strong>himmet”</strong> adı altında komisyonlar alıyorlar.</div> <div><strong>Yurt</strong> <strong>dışında</strong> iş yapmak için <strong>cemaatten</strong> yardım alan iş adamlarından kesilen <strong>haraç </strong>miktarının <strong>2013</strong> <strong>yılında</strong> <strong>Irak</strong>, <strong>Azerbaycan</strong>, <strong>Kazakistan</strong> ve <strong>Almanya’nın</strong> başını çektiği <strong>160</strong> <strong>ülkede, yılda 1 milyar 281 milyon dolar</strong> düzeyinde olduğu bildirilmiştir.</div> <div>Bu paraların ne iş yapılan ülke ne de <strong>Türkiye’de</strong> <strong>mali</strong> <strong>kaydının</strong> olmadığı, sadece <strong>Pensilvanya’nın</strong> <strong>haberinin</strong> olduğu ifade ediliyor.</div> <div>Bu paralar, sadece <strong>ülkeye</strong> <strong>ayakbastı</strong> <strong>parası</strong> olup, ayrıca <strong>kâr</strong> üzerinden <strong>yüzde 10 - 13</strong> arasında iş ortaklığı da yaparak müthiş bir gelir elde ediyorlar.</div> <div><strong>Azerbaycan</strong> <strong>41</strong> <strong>milyon</strong> <strong>dolar</strong>, <strong>Kazakistan’da</strong> <strong>32 milyon dolar, Rusya 11 milyon dolar,</strong> bu paraların tamamı <strong>ülkemizden</strong> çıkarken, alınan “<strong>ortaklık”</strong> adı altındaki <strong>rüşvet</strong> ise iş yapılan ülkeden <strong>kayıtsız</strong> çıkmaktadır.</div> <div><strong>FETÖ’nün</strong> kendi meslek örgütleri ve kendi referansları dışında yurt dışına giden iş adamlarını yakın takibe aldığı ve <strong>Türkiye</strong>’deki bağlantıları aracılığı ile <strong>fişleyerek</strong> hem <strong>Türkiye’de</strong> hem bulundukları ülkede <strong>iş</strong> <strong>yapamaz</strong> hale getirdikleri ifade edilmektedir.</div> <div></div> <div>Görüldüğü gibi <strong>eğitim</strong> verdikleri ülkelerde <strong>elit</strong> ve <strong>üst</strong> <strong>gelir</strong> düzeyine sahip ailelerin <strong>milletvekili</strong>, <strong>memur</strong>, <strong>bürokrat</strong> ve <strong>iş</strong> <strong>adamlarının</strong> <strong>çocuklarını</strong> eğiten örgüt, buradan <strong>yetiştirdiği</strong> <strong>kadroları</strong>, batının desteğini de alarak <strong>bürokrasinin</strong> <strong>üst</strong> <strong>basamaklarına</strong> taşınmasını sağlayarak ciddi <strong>lobiler</strong> kurmuşlardır.</div> <div>Bugün bu <strong>lobiler</strong> faaliyet gösterdikleri ülkelerin <strong>iş insanları, emniyet teşkilatı, akademik çevre</strong> ve özellikle <strong>dışişlerinde</strong> yoğunlaşmaktadır.</div> <div><strong>FETÖ</strong>, <strong>Türkiye’nin</strong> birçok ülkedeki <strong>elçiliklerinin</strong> içerisine <strong>örgüt</strong> <strong>üyelerini</strong> yerleştirildiği gibi, <strong>eğitim</strong> <strong>faaliyeti</strong> yürüttükleri ülkelerin <strong>Sanayi</strong> ve <strong>Ticaret</strong> <strong>Bakanlıkları</strong> ve <strong>yurt</strong> <strong>dışı</strong> <strong>ticari</strong> <strong>temsilciliklerinde</strong> örgüte yakın isimlerin taşınmasını sağlamaktadırlar.</div> <div>Nasıl ki <strong>ülkemizdeki</strong> <strong>yapılanmaları</strong> örgüt mensubu olmayan iş adamları için <strong>tehdit</strong> oluşturuyorsa, faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki <strong>örgütle</strong> <strong>hareket</strong> <strong>etmeyen</strong> ve <strong>örgüte</strong> <strong>dahil</strong> <strong>olmayan</strong> o ülke iş adamları için de aynı tehdidi oluşturmaktadır. </div> <div><strong>Türkiye</strong> <strong>Devletinin</strong> yani <strong>Anadolu</strong> <strong>insanının</strong> ve faaliyet içerisinde bulundukları ülkelerdeki namuslu insanların <strong>alın</strong> <strong>terini</strong> ve <strong>kaynaklarını</strong> kullanarak, <strong>yurt</strong> <strong>içinde</strong> ve <strong>yurt</strong> <strong>dışında</strong> faaliyet gösteren bu <strong>terör</strong> <strong>örgütünün</strong> kurdukları <strong>şirketler</strong> ve <strong>vakıfların</strong> faaliyet gösterdikleri ülkelere tek kuruş katkıları yoktur.</div> <div>Hatta bu <strong>terör</strong> <strong>örgütü,</strong> ülkenin kaynaklarını <strong>verginin</strong> <strong>olmadığı</strong> ülke ve <strong>ada</strong> <strong>bankacılıklarına</strong> transfer ederek <strong>ülke</strong> <strong>kaynaklarının dışarıya</strong> <strong>kaçırılmasına</strong> neden olmaktadırlar.</div> <div>Sonuç olarak; <strong>tüm</strong> <strong>dünya</strong> için <strong>ciddi</strong> bir <strong>tehdit</strong> oluşturan bu örgüt yapılanması, ülkenin namuslu insanları için de büyük bir tehdittir.</div> <div><strong>Dünya</strong> <strong>ticaretinin</strong> önündeki bu <strong>terör</strong> <strong>ipoteği</strong> yok edilmedikçe, ülkelerin namuslu ve <strong>milli</strong> iş insanları, <strong>bağımsız</strong> olamayacaktır. Bu durum, aynı zamanda <strong>ülkelerin</strong> <strong>ikili</strong> <strong>ilişkileri</strong> üzerinde de bir <strong>ipotek</strong> oluşturmaktır. <strong>FETÖ</strong> terör örgütü ile topyekün mücadele tek şanstır.</div> <div>.</div> <div><strong>Dr. Hikmet Çıra, dikGAZETE.com</strong></div> <div>-Avrasya Ticaret Organizasyonu Derneği (ATOD) Trade Avrasya Genel Başkanı-</div> <div><strong> </strong> </div> <div> </div>