<h3><span><strong>Suriye'de ne oldu?</strong></span></h3> <div>Küresel güç savaşlarında <strong>Orta</strong> <strong>Doğu'da</strong> enerji koridorları ve <strong>Türkiye’nin</strong> stratejik bekası ekseninde <strong>Suriye'de</strong> ne oldu? sorusuna birlikte cevap arayalım.</div> <div><strong>Orta</strong> <strong>Doğu’da</strong> yaşanan çatışmalar sadece yerel birer huzursuzluk değil, küresel enerji ve ticaret rotalarını yeniden şekillendirme girişimi olduğu hepimizin malûmu. Bu noktada; <strong>Şii</strong>, <strong>Kürt</strong>/<strong>Terör</strong> ve <strong>Davut</strong> <strong>koridorları</strong>, birbirini tamamlayan veya birbiriyle çatışan jeopolitik kurgular olarak devreye sokuldu.</div> <div>Bu koridorların temel amacı, <strong>Türkiye’yi</strong> bir stratejik kuşatma altına alarak <strong>Trakya</strong> ve <strong>Anadolu</strong> topraklarına hapsetmekti. Filmin sonunda <strong>Türk'e</strong> kefen biçenin akıbetinin korkunç olduğunu tüm dünya kamuoyu bir kez daha gördü.</div> <div>Bu kuşatma planında; <strong>İran</strong>, <strong>Irak</strong>, <strong>Suriye</strong> ve <strong>Lübnan</strong> hattı üzerinden <strong>Şii</strong> <strong>Koridoru</strong>, terör örgütü yapılanmaları aracılığıyla sözde <strong>Kürt</strong> <strong>Koridoru</strong>, <strong>İsrail</strong>, <strong>GKRY</strong> ve <strong>Yunanistan</strong> ortaklığıyla da <strong>Davut</strong> <strong>Koridoru</strong> birer set olarak kullanıldılar. Bu yapılar, aslında birbirini tamamlayan veya birbiriyle çatışan jeopolitik enerji tasarımlardı. <strong>Türkiye</strong>, bu kuşatmayı yarmak ve jeopolitik hapishaneden çıkmak için sınır ötesi müdahaleler ve yeni ticaret yolları ile kendi stratejik hattını inşa etti.</div> <div></div> <div><strong>Şii</strong> <strong>Koridoru</strong> olarak adlandırılan hat; <strong>İran</strong>, <strong>Irak</strong>, <strong>Suriye</strong> ve <strong>Lübnan</strong> üzerinden geçerek <strong>Tahran’ın</strong> nüfuzunu <strong>Akdeniz’e</strong> ulaştırmayı hedefliyordu. Şimdi tarihin tozlu raflarında yerini aldı. <strong>Kürt</strong> veya <strong>Terör</strong> <strong>Koridoru</strong> ise <strong>Suriye</strong> ve <strong>Irak’ın</strong> kuzeyinde, <strong>ABD</strong> ve bazı <strong>Batılı</strong> güçlerin desteğiyle bir terör yapılanması üzerinden <strong>Türkiye’nin</strong> <strong>İslam</strong> dünyası ve <strong>Arap</strong> coğrafyasıyla olan kara bağlantısını amaçlıyordu.</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>Davut</strong> <strong>Koridoru</strong> ise <strong>İsrail</strong> merkezli olup, <strong>Güney</strong> <strong>Kıbrıs</strong> <strong>Rum</strong> <strong>Yönetimi</strong> ve <strong>Yunanistan</strong> ile iş birliği içinde <strong>Doğu</strong> <strong>Akdeniz</strong> enerji kaynaklarını <strong>Türkiye’yi</strong> devre dışı bırakarak <strong>Avrupa’ya</strong> ulaştırma ve <strong>İsrail’in</strong> güvenliğini sağlama gayesini taşıyor. Şimdilik kağıt üzerinde başarılı bir proje gibi duruyor. Ancak <strong>Suriye’deki</strong> son gelişmeler, <strong>İsrail'in</strong> <strong>Dürzi</strong> ve <strong>Kürt</strong> toplumlarıyla işbirliğini işlevsizleştirdi. Sonuç olarak bu projeler, <strong>Türkiye’nin</strong> bölgesel gücünü kısıtlamaya yönelik çok boyutlu birer kuşatma planı niteliğindeydi.</div> <h3><span><strong>Enerji jeopolitiği ve Türkiye’nin "jeopolitik duvar" direnişi…</strong></span></h3> <div><strong>Küresel</strong> güçlerin <strong>Basra</strong> <strong>Körfezi</strong> ve <strong>Kızıldeniz</strong> arasındaki hakimiyet arzusunun, dünyadaki petrol rezervlerinin yüzde kırk sekizini ve doğalgaz rezervlerinin yüzde kırkını kontrol etme düşüncesine dayandığı biliniyor. <strong>Basra’nın</strong> çıkışı olan <strong>Hürmüz</strong> ve <strong>Kızıldeniz’in</strong> girişi olan <strong>Babülmendep</strong> kontrol edildiğinde, <strong>Avrupa</strong> ve <strong>Asya</strong> arasındaki enerji akışı tamamen tekelleşeceği ortada.</div> <div>Bu koridorların nihai amacı, bu enerjiyi <strong>Türkiye’yi</strong> baypas ederek veya <strong>Türkiye'yi</strong> kontrol altında tutarak <strong>Doğu Akdeniz’e</strong> ulaştırmaktır. <strong>Suriye’deki</strong> aşiretlerin <strong>SDG</strong>/<strong>YPG’ye</strong> karşı ayaklanması, bu enerji çıkış koridorunun güvenliğini sarsmakta ve planlanan lojistik hattı kesintiye uğratmaktadır. Dolayısıyla en son tedavülden kaldırılan <strong>Kuzeydoğu</strong> <strong>Suriye'deki</strong> <strong>ABD</strong> ve <strong>İsrail</strong> destekli <strong>SDG</strong> ile birlikte <strong>Davut</strong> <strong>Koridoru</strong> oldu.</div> <div><strong>Suriye'nin</strong> <strong>Deyrizor</strong> kentinde <strong>YPG</strong>/<strong>SDG'ye</strong> karşı ayaklanan aşiretler, bölgenin işgal altında tutulan kısmını tamamen kurtardı. <strong>Suriye</strong> hükümeti ile <strong>YPG/SDG</strong> arasında, tam entegrasyonu öngören bir anlaşma imzalandı. Anlaşmaya göre sınır kapıları ve petrol sahalarının tamamı <strong>Suriye</strong> yönetimine bırakılacak. Böylelikle <strong>Türk</strong> <strong>Devlet</strong> aklı, <strong>10</strong> yılı aşkın süredir kuzeydoğuyu yöneten güçleri de tasfiye etmiş oldu.</div> <div><strong>Türkiye</strong> için bu mesele bir beka sorunu görülüyordu. Küresel emperyalist odaklarca <strong>Suriye’nin</strong> kuzeyinde oluşturulmak istenen yapı, sadece bir terör yapılanması değil, aynı zamanda <strong>Türkiye’nin</strong> <strong>İslam</strong> dünyası ve <strong>Orta</strong> <strong>Doğu</strong> enerjisiyle bağını kesecek bir jeopolitik duvar gibi düşünülmüştü. Ancak evdeki pazarlık çarşıya uymadı. Zor oyunu bozdu.</div> <div><strong>Suriye'deki</strong> <strong>Arap</strong> aşiretlerinin mücadelesinin, bölgenin demografik yapısının yani teolojik ve etnik ekolojinin zorla değiştirilmesine karşı bir direnç olduğu daha iyi anlaşıldı. <strong>Türkiye</strong>, <strong>Merkez</strong> <strong>Koridor</strong> ve <strong>Irak</strong> üzerinden gelen <strong>Kalkınma</strong> <strong>Yolu</strong> <strong>Projesi</strong> ile kendisini bu küresel kuşatmaya karşı bir alternatif olarak konumlandırmayı da ihmal etmedi.</div> <h3><span><strong>Teolojik ekoloji ve Davut Koridoru stratejisi…</strong></span></h3> <div>Teolojik ekoloji ekseninde ise durum, bir bölgenin dini ve kültürel dokusunun o toprağın ekosistemiyle uyumudur. <strong>Orta</strong> <strong>Doğu’da</strong> uygulanan strateji, bu dokuyu bozarak yönetilebilir kaos alanları yaratmaktır. <strong>Davut</strong> <strong>Koridoru</strong>, teolojik bir motivasyonla yani <strong>Evanjelist</strong>-<strong>Siyonist</strong> eksenle <strong>Mezopotamya</strong> ve <strong>Nil</strong> arasındaki bölgede dini bir hegemonya kurmaya yöneliktir.</div> <div>Sadece bölgenin kadim <strong>İslam</strong> ekolojisini tasfiye etmeyi değil <strong>Cihanşümul</strong> <strong>Kadim</strong> <strong>Türk</strong> <strong>Devletinin</strong> egemenliğini yok etmeyi de hedefler. <strong>Şii</strong> koridoru üzerinden yaratılan gerilim ise bölge halklarını inanç üzerinden birbirine kırdırarak küresel güçlerin hakem rolüne soyunmasını sağlıyordu.</div> <h3><span><strong>Kalkınma yolu ve ekonomik güvenlik perspektifi…</strong></span></h3> <div>Bu karmaşık yapıda ekonomik sonuçlar, doğrudan enerji hatlarının mülkiyeti ve kontrolü üzerinden şekillenmektedir. Eğer bu koridorlar başarıya ulaşmış olsaydı, <strong>Türkiye’nin</strong> küresel bir enerji merkezi (hub) olma vizyonu ağır bir darbe alacaktı.</div> <div>Bu kuşatma hamleleri, <strong>Türkiye’yi</strong> sadece bir geçiş ülkesi olmaktan bile çıkarıp, enerji denkleminin tamamen dışına iterek ekonomik bir ambargoya maruz bırakma girişimiydi.</div> <div>Aslında <strong>Türkiye</strong> sadece kendi geleceğini kurtarmakla kalmadı, <strong>Avrupa'nın</strong> enerji arz güvenliği tamamen bu istikrarsız hatların insafına bırakmayı engelledi ve küresel güçler petrol/gaz fiyatlarını bir silah gibi kullanma imkanı elde etmesinin önüne geçti.</div> <div></div> <div>Ancak bu projeleri işlevsiz kılan en güçlü hamle, <strong>Basra</strong> <strong>Körfezi’ni</strong> doğrudan <strong>Avrupa’ya</strong> bağlayan, <strong>1200</strong> kilometrelik demiryolu ve otoyol ağıyla "<strong>Yeni İpek Yolu</strong>" olarak adlandırılan <strong>Irak</strong>-<strong>Türkiye</strong> hattındaki <strong>Kalkınma</strong> <strong>Yolu</strong> <strong>Projesi'dir</strong>. Karadaki bu koridor savaşlarının denizlerdeki karşılığı olan <strong>Mavi</strong> <strong>Vatan</strong> senkronizasyonu ile birleştiğinde, <strong>Türkiye’nin</strong> hem karada hem denizde bu kuşatmayı yarma iradesi görülecektir.</div> <h3><span><strong>Sahadaki yeni ittifaklar ve diplomatik uyanış…</strong></span></h3> <div>Askeri düzlemde bölge; yapay sınırların ötesinde köklü ve yeni ittifakların doğumuna, aynı zamanda her şeyin aktığı o büyük zaman anaforunda tarihin kendi mecrasını bulmasına tanıklık etmektedir. Bu devinim, aslında bölge halklarının kendi aslına rücusudur. Küresel emperyalizmin ve sermayenin, coğrafyayı parçalamak için kurguladığı o yapay koridorlar, tarihin bu karşı konulamaz diyalektik akışına çarparak dağılmaya mahkûmdur.</div> <div>Bu aslına rücu süreci, meşruiyetini küresel güçlerin çizdiği haritalardan değil, toprağın metafiziğinden ve kadim aidiyetinden almaktadır. Siyasal felsefe düzleminde bu uyanış, modernitenin dayattığı sömürgeci kimliklerin reddi ve coğrafyanın kendi öznesini yeniden inşa etme iradesidir. Küresel sermayenin bölgeyi bir enerji terminaline dönüştürme ve halkları mülksüzleştirme çabası, tarihin bu derin sularında boğulmakta; zamanın ruhu, üzerine giydirilmeye çalışılan yabancı elbiseyi yırtıp atarak kendi hakikatine dönmektedir.</div> <div><strong>Küresel</strong> güçlerin vekalet savaşlarındaki temsilcisi konumundaki <strong>SDG/YPG</strong> gibi terör yapılarına karşı, coğrafyanın gerçek sahibi olan <strong>Arap</strong> aşiretleri ile <strong>Türkiye’nin</strong> güvenlik perspektifinin aynı paydada buluşması, sahada güçlü bir "<strong>yerli ve milli direnç hattı</strong>" inşa etmektedir.</div> <div>Bu organik iş birliği, uluslararası diplomasideki yerleşik "<strong>meşruiyet</strong>" tartışmalarını kökten sarsmakta ve bölge halkının dışarıdan dayatılan terör koridorlarını hiçbir koşulda kabul etmediğini dünya kamuoyuna açıkça ilan etmektedir. Halkın öz iradesine dayanan bu direniş, emperyal projelerin yerel dinamikler tarafından tasfiye edildiği bir süreci başlatarak, <strong>Türkiye'nin</strong> bölgedeki varlığının sadece bir güvenlik ihtiyacı değil, aynı zamanda bölgesel adaletin ve istikrarın teminatı olduğunu kanıtlamaktadır.</div> <h3><span><strong>Türk Devlet aklının şer eksenini stratejik tasfiyesi…</strong></span></h3> <div>Gelinen noktada <strong>Türk</strong> <strong>Devlet</strong> <strong>Aklı</strong>, proaktif bir dış politika ve sahada uyguladığı "<strong>terörü kaynağında kurutma</strong>" doktriniyle küresel emperyalist projeleri akamete uğratmıştır.</div> <div><strong>Birincisi</strong>; <strong>Fırat</strong> <strong>Kalkanı</strong>, <strong>Zeytin</strong> <strong>Dalı</strong> ve <strong>Barış</strong> <strong>Pınarı</strong> harekatlarıyla <strong>Akdeniz’e</strong> ulaşması hedeflenen "<strong>Kürt/Terör Koridoru</strong>" fiziken parçalanmış ve bir garnizon devletçik hayali stratejik derinlikte hapsedilmiştir.</div> <div><strong>İkincisi</strong>; <strong>Türkiye’nin</strong> <strong>Irak</strong> ve <strong>Körfez</strong> ülkeleriyle geliştirdiği rasyonel diplomasi ve <strong>Kalkınma</strong> <strong>Yolu</strong> hamlesi, mezhepsel ayrışmaya dayalı "<strong>Şii</strong> <strong>Koridoru</strong>"nun jeopolitik bypass etkisini kırmış, bölgeyi istikrarsızlaştıran bu hattın yerine kapsayıcı bir ticaret aksı inşa etmiştir.</div> <div><strong>Üçüncüsü</strong> ise; teolojik bir yayılmacılık projesi olan "<strong>Davut Koridoru</strong>", <strong>Türkiye'nin</strong> <strong>Mavi</strong> <strong>Vatan</strong> ilanı ve bölgedeki yerli aşiretlerle kurduğu sahici ittifaklar sayesinde jeostratejik bir çıkmaza sokulmuştur. <strong>Türk</strong> <strong>Devlet</strong> <strong>Aklı</strong>, bu üç koridor projesini de aynı anda tasfiye ederek bölgenin kaderinin dış güçlerce değil, bölge halkları ve bölgesel aktörler tarafından tayin edileceği yeni bir paradigma inşa etmiştir.</div> <div></div> <div>Uzun lafın kısası; <strong>Suriye'deki</strong> <strong>Arap</strong> aşiretlerinin operasyonları sadece yerel bir toprak kavgası değil, <strong>Akdeniz'e</strong> açılmak istenen o büyük enerji ve terör barajının ilk çatlakları, enerji hatlarının mülkiyet savaşı, diplomatik bir uyanış ve bölgedeki askeri dengelerin <strong>Türk</strong> <strong>Devlet</strong> <strong>Aklı</strong> eliyle yeniden kurulma başarısıdır.</div> <div><strong>Suriye'de</strong> ne mi oldu?</div> <div>Sınır ötesindeki büyük hesaplaşmada <strong>Türk</strong> <strong>Devleti</strong>, küresel emperyalizmin koridor projelerini tarihin çöplüğüne süpürdü. Bir damla petrolün hatırına, haritayı kanla çizenlerin hesabı, toprağın ruhuna çarptı! Kukla devlet hayali suya düştü.</div> <div>Gazanız mübarek olsun Yiğitler!</div> <div>Çocuk katilleri, yakında <strong>Golan</strong>’da <strong>Beyaz</strong> <strong>Hayaletlerle</strong> karşılaştıklarında kurtlarla dansı görsün. Korkunun ecele faydası yok.</div> <div>.</div> <div><strong>Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com</strong></div> <div>омюр челикдёнмез, Дикгазете</div> <div><strong>Seçilmiş Kaynakça</strong></div> <div>https://www.rystadenergy.com/insights?</div> <div>https://www.tni.org/en/article/framing-palestine?</div> <div>https://www.jpost.com/middle-east/article-883778</div> <div>https://www.bbc.com/turkce/articles/c20dz6n3k3qo</div> <div>https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/syria/1801202620</div> <div>https://www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/after-assad-future-syria</div> <div>https://thecradle.co/articles/imecs-imperial-illusion-why-the-us-backed-corridor-will-fail</div> <div>https://www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/sdfs-insurgency-challenge-deir-ez-zor</div> <div>https://english.aawsat.com/arab-world/5230877-syrian-government-kurdish-forces-agree-immediate-ceasefire</div> <div>https://www.hurriyet.com.tr/dunya/live-son-dakika-suriye-ordusu-rakkaya-yaklasiyor-ypg-sdg-esirleri-infaz-etti-43087282</div> <div>https://tr.euronews.com/2026/01/18/suriyede-hukumet-ile-sdg-arasinda-ateskes-tum-sinir-kapilari-sama-devredilecek</div> <div>https://www.reuters.com/world/europe/syrian-forces-advance-deeper-into-usbacked-kurdishcontrolled-northeast-2026-01-18/</div> <div>https://www.france24.com/en/middle-east/20251222-syria-and-kurdish-led-sdf-agree-to-de-escalate-after-deadly-clashes-in-aleppo</div> <div>https://anlatilaninotesi.com.tr/20260118/suriyenin-deyrizor-ilindeki-asiretler-omer-petrol-ve-kuniko-dogal-gaz-sahalarini-ele-gecirdi-1102828179.html</div> <h3><span><strong>Suriye</strong> Haberleri</span></h3> <div>https://www.dikgazete.com/etiket/?q=Suriye</div> <div></div>