<h3><span><strong>Sibirya’da Güneş’i yakanlar</strong></span></h3> <div><strong>MOSKOVA</strong></div> <div><strong>Rusya</strong> deyip geçmeyin, yalnızca <strong>Türk</strong> olduğunuz için elinizi öpmek, size sarılmak, sizinle sohbet etmek isteyen binlerce <strong>Türk</strong> <strong>sevdalısı</strong> var. Bir gelin, bir görün. Bir de bunları gördükten sonra ülkenize dönün. Dönün bakalım, <strong>Türk</strong> <strong>sevdalılarının</strong> gözünden bir de ülkemize bakın…</div> <div>“<strong>Türk</strong>” denildiğinde, genelde akla <strong>Türkiye</strong> gelir. Bunun bir kavram, yaşantı biçimi olduğu ise pek düşünülmez. Ekseriyetle “<strong>ideolojik</strong>” değerlendirilir, “<strong>kültürel</strong>” bakılmaz. Hatta çoğu kez “<strong>aşırı</strong> <strong>milliyetçiliğe</strong>”, “<strong>ırkçılığa</strong>” ve “<strong>İslamcılığa</strong>” dayandırılır. Bunu günümüzde yalnızca “<strong>İslamiyet</strong>”, “<strong>Hristiyanlık</strong>” veya diğer din ve inanışlarla harmanlamak <strong>Türklük</strong> kavramına “<strong>sığ</strong>” açıdan bakmak demektir. Zira <strong>Türklük</strong>, herhangi bir dini görüşü temsil edemeyecek kadar kutsal geçmişi olan bir meseledir. Öyle ki, hala tartışma konusu yaptırılan “<strong>Turan</strong>” kavramı da bu yüzden çoğu kez politize edilmiş, neticede ise başkalaştırılmıştır. Belki de günümüz <strong>Rusya’sı</strong> “<strong>Turan</strong>” kavramını bizden daha iyi anlayabilen nadir ülkelerden biridir.</div> <div>Nitekim tarih, <strong>Batı’dan</strong> kendini koruyabilen <strong>Rusya’ya</strong> birçok gerçeği “<strong>sır</strong>” etme imkânı tanımıştır. Selin getirdiği kumların örttüğü “<strong>sırlar</strong>”…</div> <div><strong>İslam’ın</strong> önündeki en büyük engel “<strong>Müslümanlar”dır</strong>, dediğimizde şaşıranlar için bknz. <strong>Orta</strong> <strong>Doğu</strong>… “<strong>Turan</strong>”ın önündeki en büyük engel ise -kimilerine göre- <strong>Rusya</strong> gibi görünse de bir ucunda <strong>Rusya’nın</strong> olmadığı “<strong>Turan</strong>” pek de mümkün değildir. Zira <strong>Türkiye’ye</strong> kilometrelerce uzak <strong>Sibiryalarda</strong>, <strong>Rusyalarda</strong> doğup, günümüz <strong>Rusya’sının</strong> <strong>Devlet</strong> yönetimde yer almış ve hala yerleşik onlarca <strong>Türk</strong> vardır.</div> <div>Kişilerin kendilerini nasıl adlandırdığı bir yana dursun; <strong>öz</strong> aynı <strong>öz</strong>, <strong>Devlet</strong> idaresindeki anlayış ise aynı anlayıştır.</div> <div><strong>Putin’in</strong> <strong>Türkiye’deki</strong> bir ziyaretinde <strong>Anıtkabir</strong> ziyaretçi defterine yazdıklarının bugüne bir mana yüklediğini de görmezden gelemeyiz. Aslında sinyaller yıllar önce verilmişti. “<strong>Rusya, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün hatırasına derin saygı duymaktadır</strong>” diye <strong>Anıtkabir</strong> ziyaretçi defterine not düşen ve dünyaya “<strong>İzindeyiz</strong>!” mesajı veren <strong>Putin</strong>, aslında olayın özetini bu cümleye sığdırmıştı. Zira <strong>Atatürk,</strong> vermiş olduğu mücadelede başta emperyalizmle mücadele etmiştir. Bu uğraş, bugün dahi sürmektedir. Öyle ki, bir gece <strong>Rusya</strong> tarafından <strong>Türkiye</strong> lehine <strong>Kıbrıs’ın</strong> tanınması söz konusu olabileceği gibi; bir sabah da <strong>Kırım’ın</strong> <strong>Türkiye</strong> tarafından <strong>Rusya</strong> lehine tanınmasının gündem olması mümkündür. Ortak amaca uygun olan her adımı <strong>Rus-Türk</strong> hareketi “<strong>şüphesiz</strong>” açıkça destekleyecektir.</div> <div><strong>Rusya</strong> <strong>Devlet Başkanı Sözcüsü </strong>Sn.<strong> Dmitriy Peskov’un</strong> da söylediği gibi: Türk ortaklarımızın Türk birliği fikri beslemesi doğaldır. Tek eksik olan husus, Türk Devletler Teşkilatı’nın merkezinde büyük bir yıldızın olmayışıdır. Bu yıldız, Rusya’da Altaylarda, her Türk için kutsal ve Türklerin geldikleri o yerdedir.</div> <div><strong>Tohum</strong>, filizlenmek için daima uygun zamanı bekler. Doğanın kanunu böyle... Bu bekleyiş o kadar çetrefillidir ki, bazen görenler bu tohumların ziyan olduğunu, hatta bozulacağını düşünür. Oysa <strong>zamansız</strong> değildir yeşermek. Yeşermek, ancak boy gösteren tohumların <strong>filizlendiğini</strong> idrak edebilen <strong>kuşakların</strong> gelmesiyle mümkün olacaktır. Mesele <strong>sele</strong> razı gelip, <strong>suya</strong> yön verecek <strong>irfana</strong>, <strong>bilgi</strong> ve <strong>birikime</strong> sahip olabilmektir. Arayan bekleyene ancak o zaman kavuşabilir. Nitekim, <strong>ebedi</strong> <strong>sırlara</strong> mazhar olanlar günümüze ulaştılar, şüphesiz bizden sonraki vakitlere de aksedeceklerdir.</div> <div>Modern dünyada <strong>sağa</strong>-<strong>sola</strong> itilip, <strong>zora</strong> düşürülen bugünün <strong>Rusları</strong>; <strong>Osmanlı</strong> döneminde <strong>Türklerin</strong> itilip-kakılmasına ne kadar da benzemektedir!</div> <div>Günümüzde <strong>Ruslar</strong> hakkında ortaya atılan <strong>Rus</strong> <strong>karşıtlığı</strong>, yani “<strong>rusofobi</strong>”nin en benzer şeklinin tarihte <strong>Türkler</strong> adına da layıkıyla (!) yürütüldüğü ise unutamadığımız bir gerçektir. Son yirmi yılda <strong>Türkiye</strong>, <strong>Azerbaycan</strong> ve <strong>Rusya</strong> <strong>Devlet</strong> <strong>başkanlarının</strong> bir araya “<strong>gelişleri</strong>” ve “<strong>müşterek</strong>” çalışmaları ise geleceğimize ışık tutan bir fener niteliğindedir.</div> <div>Daha bugünden duyulmaya başlanılan “<strong>Türkiye</strong> <strong>Yüzyılı</strong>”, “<strong>2050</strong>”, “<strong>2071</strong>” kavramları da bunun bir emaresidir. </div> <div>Görülüyor ki bugün coğrafyamızda şahit olduğumuz gerçekler <strong>Büyük</strong> <strong>Türk</strong> <strong>Hükümdarı</strong> <strong>Emir</strong> <strong>Timur’un</strong> ve emrinde olduğu <strong>Türk</strong> <strong>Devletinin</strong> “<strong>siyasi</strong> <strong>aklı”nın</strong> bir yansıması niteliğinde. Zira, -sözde- “<strong>göçebe</strong>” olan ve <strong>medeniyet</strong> sahibi olmadığı düşünülen <strong>Türk</strong> <strong>toplulukları,</strong> bugün <strong>Dünya’nın</strong> dört bir yanında <strong>medeniyeti</strong>, <strong>adaleti</strong>, <strong>merhameti</strong>, <strong>ilmi</strong> ve <strong>metafizik</strong> <strong>fikir</strong> <strong>sahibi</strong> olmayı insanlığa yaymaktadır.</div> <div>Nitekim, <strong>rengarenk</strong> <strong>çiçekleri</strong> karanlıkta göremezsiniz; ancak <strong>kokuları</strong> kafidir.</div> <div>.</div> <div><strong>Hasan Enes Karahan, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div>