<h3><span><strong>İki halk, bir hikâye: Türkiye’nin sınavı, Suriye’nin dirilişi</strong></span></h3> <div><strong>Suriye </strong>denilince aklımıza <strong>Hama</strong> gelir, modern zamanlarda…</div> <div><strong>Anadolu</strong>’dan <strong>Hacca</strong> giderken yol üzerinde sakin bir şehir <strong>Hama</strong>.</div> <div>Tarih <strong>1982</strong>. <strong>Zalim Hafız Esed</strong>… <strong>Katil </strong>ve<strong> zalim Beşşar</strong>’ın babası.</div> <div>O gün sivil halk katledilir; <strong>Hama</strong>’da. Hani şehirler; <strong>kahramandır</strong>, <strong>şanlıdır</strong> ama <strong>Hama şehittir</strong>.</div> <div><strong>Merhum Şair Cahit Zarifoğlu</strong>, bu acıyı dile getirir:</div> <div>“<strong>Hama 1982</strong></div> <div><strong>O sabah ezan sesi gelmedi camimizden</strong></div> <div><strong>Korktum bütün insanlar</strong>, <strong>bütün insanlık adına</strong>.”</div> <div><strong>Suriye</strong>’de yıllar önce ateşlenen değişim arayışı bugün bambaşka bir eşiğe dayanmış durumda. <strong>Devrimin yıl dönümü</strong>…</div> <div><strong>Evet</strong>, takvimde sadece bir tarih olabilir; ama o gün artık milyonlarca insanın hayatına kazınmış bir hafızayı, bir arayışı, bir tükenişi ve yeniden ayağa kalkma iradesini temsil ediyor. <strong>Türkiye</strong>’nin desteği ve <strong>Ahmet Şara</strong>’nın öncülüğünde; “<strong>Yeni Suriye</strong>” arayışı da tam burada öne çıkıyor: geçmişin yıkıntılarını unutmadan, geleceğe dair yeni bir söz söylemeye çalışan bir çaba.</div> <h3><span><strong>Türkiye’nin komşuya bakışı</strong>:<strong> Haritadan çok insan…</strong></span></h3> <div><strong>Türkiye</strong>’nin <strong>Suriye</strong>’ye dair değerlendirmeleri hiçbir zaman sadece diplomatik bir başlık olmadı; olamazdı da.</div> <div>Çünkü sınırın ötesinde yaşanan her kırılma, her umut, her göç dalgası bizim mahallerimize, şehirlerimize, hayatlarımıza kadar uzanan bir etki yaratıyor.</div> <div>Bu nedenle bugün <strong>Suriye</strong>’de yaşanan dönüşüm yalnızca <strong>Suriye</strong>’nin kaderi değil; <strong>Türkiye</strong>’nin geleceğini de yakından ilgilendiren bir imtihan.</div> <h3><span><strong>Yorgun bir halk, derin bir sessizlik ve inattan doğan umut…</strong></span></h3> <div><strong>Suriye</strong> sokaklarında bugün sloganlardan daha yüksek bir ses duyuluyor: <strong>sessizlik</strong>.</div> <div><strong>O sessizlikte</strong> yorgunluk var, yokluk var, ama en önemlisi tükenmeyen bir umut var. İnsanların gözlerinde “<strong>bir gün</strong>” diyerek sakladığı kırılgan bir umut…</div> <div><strong>Ahmet Şara</strong>’nın ortaya koyduğu siyasal söylem, işte tam bu duygunun üzerine oturuyor. Uzun çatışma yıllarının ardından “<strong>yeni bir başlangıç</strong>” yalnızca bir siyasi vaat olarak değil, bir toplumun derin psikolojik ihtiyacı olarak yankı buluyor.</div> <div><strong>Şara</strong>’nın yaklaşımının en dikkat çekici yanı ise güç mücadelesinden çok, yeniden yapılanma ve iç barışın tesisi üzerinde durması.</div> <h3><span><strong>Türkiye’nin penceresi: Komşunun ayağa kalkması hepimizin menfaati…</strong></span></h3> <div><strong>Türkiye</strong>, yıllar boyunca <strong>Suriye </strong>politikası konusunda zor denklemlerle karşı karşıya kaldı. Ancak bugün <strong>Ankara</strong>’nın bakışında daha net bir çerçeve oluşuyor: “<strong>İstikrarlı, kendi içinde barışık ve Türkiye ile sağlıklı ilişkiler kurabilen bir Suriye</strong> <strong>hem bölge hem de Türkiye için en hayırlı seçenek</strong>.”</div> <div>Neden mi?</div> <div><strong>1. Güvenlik</strong></div> <div><strong>Sınır</strong> hattında yıllardır yaşanan tehditler <strong>Türkiye</strong>’de milyonlarca insanın gündelik güvenlik algısını etkiledi. <strong>Suriye</strong>’de çatışmasızlık ortamının güçlenmesi, <strong>Ankara</strong> açısından kritik bir kazanım.</div> <div><strong>2. Mültecilerin Onurlu Dönüşü</strong></div> <div><strong>Türkiye</strong>’de yaşayan milyonlarca <strong>Suriyelinin</strong> gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşü ancak <strong>Suriye</strong>’de istikrarlı bir düzenle mümkün olabilir.</div> <div><strong>3. Ekonomi ve Bölgesel İş Birliği</strong></div> <div><strong>Suriye</strong>’nin yeniden inşası sadece bir iç yapılanma değil; <strong>Orta Doğu</strong>’da ekonomik akışların yeniden şekillenmesi demek. Ticaret yollarından enerji hatlarına kadar pek çok alanda <strong>Türkiye</strong> doğal bir ortak olarak öne çıkıyor.</div> <h3><span><strong>Yeni Suriye nasıl bir Suriye olabilir?</strong></span></h3> <div><strong>Ahmet Şara</strong>’nın ortaya koyduğu çerçeveden görünen üç temel unsur var:</div> <div><strong>- Toplumu merkeze alan bir siyaset anlayışı</strong></div> <div><strong>- Etnik ve mezhepsel kimliklerin siyasal rekabet unsuru olmaktan çıkarılması</strong></div> <div><strong>- Kolektif bir yeniden inşa süreci</strong></div> <div><strong>Ortadoğu</strong>’nun yıllardır çözemediği “<strong>devlet–toplum dengesi</strong>” meselesine yeni bir yaklaşım getirme iddiası taşıyan bu vizyonun başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ise elbette hem liderliğe hem uluslararası dinamiklere hem de en önemlisi <strong>Suriye halkının</strong> göstereceği sahiplenmeye bağlı.</div> <h3><span><strong>Son söz: Devrimden sonra asıl imtihan başlıyor!..</strong></span></h3> <div>Bugün devrimin yıldönümünü anarken, aslında esas kritik soruyu konuşuyoruz:</div> <div><strong>Suriye bundan sonra nasıl bir gelecek inşa edecek?</strong></div> <div><strong>Ahmet Şara</strong>’nın vizyonu bir yanıt olma iddiası taşıyor. <strong>Türkiye</strong> içinse mesele sadece stratejik değil; insani, duygusal ve toplumsal yönleriyle çok katmanlı.</div> <div>Ama tek bir gerçek var ki artık ertelenemez:<strong>Suriye’de adil bir düzen ve kalıcı barışın kurulması hem bölgeyi daha yaşanabilir yapacak hem de Türkiye–Suriye ilişkilerinde yeni bir sayfa açacaktır</strong>.</div> <div>Bugün belki bir <strong>devrimi/dirilişi </strong>anıyoruz; ama aslında belki de bir toplumun küllerinden ayağa kalkmaya hazırlandığı yeni bir dönüm noktasına tanıklık ediyoruz.</div> <div><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan </strong>duruşumuzu özetlemiş; “<strong>Nerede bir zulüm varsa mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duruyoruz</strong>.” (*)</div> <div><strong>Alnımız ak</strong>.</div> <div><strong>Tarihe kayıt düşmek lazım</strong>. <strong>Dün Zarifoğlu yazmış</strong>;</div> <div><strong>Bugün Suhulet</strong>- <strong>Meserret (neşe</strong>) ve <strong>Dirilişi</strong> yazsın şairlerimiz.</div> <div><strong>Cahit Zarifoğlu</strong> kayıt düşmüş; <strong>Allah</strong> (<strong>cc</strong>) rahmet eylesin.</div> <h3><span><strong>Hama Sımsıcak</strong></span></h3> <div>Hac yolunda bir merhaleKalbin ve cesedin azık yeri</div> <div>Tekkeler zaviyeler medreseler ve ulemaYemiş yüklü ağaçların kolları kökleri</div> <div>Saf ve seven bir göz gibi bakan şehirŞimdi tüller arkasına geçmiş gibi</div> <div>Büllbül yolar dudağınıBakınca kara aklın batağına</div> <div>Yetmiş bin şehitSayısınca billur kase</div> <div>Öyle bir sarsan sesGür gümrah dalmış Hak’la yarenliğe</div> <div>İçinden akan nehirİki yakayı çatan nehir</div> <div>Ak durmadan akYetmiş bin kola ayrıl beş kıt’a ak</div> <div>Sarıklar kan olduAk sakal kan oldu</div> <div>Demek bitmedi KerbelaHama Kerbelası dehrin</div> <div>Nasıl kuru dudakları devlet olduysa HüseyninŞehit ağzını değdir üstüne ölü kalbimin</div> <div>Bülbüller anıp susar sesiniNice tevhit çekti dillerin</div> <div>ve üstüm başım perişan benimElim hayret kısa kamalarım kayıp</div> <div>De şehit nefesini değdir üstüne ciğerimin</div> <div>.</div> <div><strong>Mehmet Yıldırım, dikGAZETE.com</strong></div> <div>(*) <span><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Nerede bir zulüm varsa mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duruyoruz</strong></span></div> <div>https://www.dikgazete.com/haber/cumhurbaskani-erdogan-nerede-bir-zulum-varsa-mazlumun-yaninda-zalimin-karsisinda-dimdik-duruyoruz-977840.html</div> <div><span><strong>Suriye'de 61 yıllık Baas rejiminin çökmesinin üzerinden 1 yıl geçti</strong></span></div> <div>https://www.dikgazete.com/haber/suriye-de-61-yillik-baas-rejiminin-cokmesinin-uzerinden-1-yil-gecti-977605.html</div> <div></div> <div> </div> <div> </div> <div> </div>