<div><strong>Yazmanın</strong> da bir <strong>laneti</strong> var!</div> <div>Sorsanız, sorduk mu!..</div> <div><strong>İhtiyaç</strong> değil de <strong>isteğe</strong> yönelen <strong>eğitim</strong>, yüzleşmeyle sonuçlanır.</div> <div>İhtiyaca binaen <strong>alışkanlıkla</strong> <strong>edinilmiş</strong> ve <strong>tutulmuş</strong> <strong>dostluklar</strong> da elbette yolun bir yerlerinde yorgundur.</div> <div><strong>Danışmanlık</strong> aldığınız kişiler de böyledir.</div> <div>İhtiyacınızı demelidirler; sizi <strong>memnun</strong> etmeye çalışmak, sizin daha büyük <strong>sıkıntılarla</strong> <strong>tekrar</strong> onlara gitmenizi sağlar ama <strong>her</strong> <strong>sorunun</strong> da <strong>aklı</strong> <strong>başka</strong> olduğundan ve <strong>bir üst akıl</strong> gerektiğinden <strong>biçare</strong> kalakalırız öylece; yetmez!</div> <div><strong>“Ahlakını beğendiğiniz kaç arkadaşınız var</strong>” desem!..</div> <div>“<strong>İyiler ki arkadaşım”</strong> diyenler olacaktır.</div> <div>Elbette <strong>iyilik</strong> de <strong>ahlakın</strong> bir nüshasıdır ama <strong>tümden</strong> <strong>ahlak</strong> değildir; bu vechile <strong>ahlaklı</strong> <strong>olmak</strong> nedir ki ahlakı beğenelim; bizim beğendiğimiz mi ahlak, ahlakı mı beğenelim?</div> <div>Ben <strong>muamelatçı</strong> biriyim mesela <strong>ne yapıldığından</strong> ziyade <strong>nasıl</strong> <strong>yapıldığına</strong> daha dikkat ediyorum; <strong>sıkıntılı</strong> yanları da var tabii</div> <div>sadece <strong>sonuca</strong> bakanların yaşadığı kadar.</div> <div></div> <div><strong>Ne</strong> <strong>cevap</strong> verdiğinden ziyade <strong>nasıl</strong> <strong>sorular</strong> sorduğuna bakıyorum ahbabımın.</div> <div><strong>Sorularda</strong> birinin cibilliyetinden tutun da <strong>tümden</strong> <strong>yaşamışlığı</strong> ve gayet tabii <strong>ahlakı</strong> da yatmakta çünkü.</div> <div><strong>Ahlak,</strong> <strong>yaratılışa</strong> <strong>uygun</strong> demekse ve <strong>insan</strong> yaratıldığından uzaklaştıkça ahlaksızlaşıyorsa…</div> <div><strong>İnsan</strong> <strong>olmak</strong> için <strong>adem</strong>, <strong>adem</strong> <strong>olmak</strong> için <strong>insan</strong> aranıyorsa!..</div> <div><strong>- Vallahi doğru söyledin sen hak söyledin.</strong></div> <div>“<strong>Söyledin de ben orada değilim</strong>” desek olmuyor mu!</div> <div><strong>- Olmuyor!</strong></div> <div>Çünkü ilk önce <strong>karşımıza</strong> <strong>dikilen,</strong> kendini <strong>savunman</strong> gerektiğini, <strong>övmen</strong> gerektiğini söyleyen; “<strong>sen tutup kaldırmazsan kimsenin seni anlayacağı falan yok</strong>” diyen inancımız. </div> <div><strong>Yorum,</strong> insana verilmiş en büyük <strong>acziyetlerden</strong> biri…</div> <div><strong>Zaaf</strong> yani.</div> <div><strong>Yorum,</strong> ortaya çıkan <strong>bilim-sanat-felsefe</strong> olduğunda da acziyet, <strong>dedikodu</strong>, <strong>kınama</strong> ve <strong>zan</strong> olduğunda da…</div> <div>Zira her ikisinde de <strong>kendini bişey sanmak</strong> var.</div> <div><strong>Bir adım daha</strong> <strong>yaklaşmaktan</strong> bahseden <strong>çay ehli insanlar</strong> vardır.</div> <div>Azlar, biliyorum ama var; <strong>denk</strong> gelesiniz... </div> <div><strong>Bereketin</strong> içinden çıkıp, fırlatıldığımız yerden <strong>çamura</strong> batmış, yan yatmış, kanadı örselenmiş, ayağı burkulmuş, canı feci sıkılmış <strong>insanlar</strong> olarak konuşmalıyız.</div> <div>“<strong>Ne var ki halimizde</strong>!” diyenler konunun dışındadır.</div> <div><strong>Arkadaş</strong> da rızık…</div> <div><strong>Ahlak</strong> da rızık…</div> <div><strong>Ahlakını</strong> <strong>beğendiğiniz</strong> kaç arkadaşınız var!..</div> <div>Size <strong>ihtiyacınızı</strong> öğreten, <strong>canınızı</strong> <strong>sıksa</strong> da <strong>paçalarınızdan</strong> <strong>teyelli</strong>, atsan atılmaz, satsan satılmaz.</div> <div>“<strong>Hay seni tanıdığım güne</strong>” dediğimiz ama ihtiyaçlarımızı duymaya devam ettikçe ona daha da tutunduğumuz…</div> <div><strong>İhtiyacımız</strong> bittiğinde <strong>arkadaşlık</strong> biter!</div> <div>Bu <strong>her iki manada</strong> da böyledir!</div> <div>Bunu <strong>bilecek</strong> <strong>yaştaysak</strong> ne dediğimi anlamaya başladınız.</div> <div>Ama bunu <strong>itiraf</strong> <strong>edebilenlerin</strong> <strong>ihtiyaçları</strong> hiç bitmez…</div> <div><strong>Rızıkları</strong> bol, <strong>bereketleri</strong> daim…</div> <div>Ahlakları <strong>yaratılışa</strong> <strong>en</strong> <strong>yakın</strong> <strong>mesafede</strong> olanlardır.</div> <div><strong>Muamelatçı</strong> olduğumu söylemiştim…</div> <div><strong>Bitmez</strong> <strong>ihtiyaçlar</strong> içinde…</div> <div><strong>“Müşteri”</strong> bir yıldızsa da berekettir, bir <strong>insansa</strong> da...</div> <div>Bir adım daha atmak için <strong>demlenmiş</strong> <strong>çaylar</strong> aşkına!..</div> <div>Verecek bir şeyi olmayanın <strong>müşterisi</strong> olur mu</div> <div>.</div> <div><strong>Arzu Leyal, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div>