<h3><span><strong>Biz balığız</strong></span></h3> <div><strong>Halıyı</strong> çek.</div> <div>Senin de ayaklarının altından <strong>zeminler</strong> kaydı.</div> <div><strong>İpi</strong> kes.</div> <div>Senin de tutunduğun <strong>dallar</strong> koptu.</div> <div><strong>Müziği</strong> duy.</div> <div>Tüm <strong>camları</strong> kapattılar…</div> <div></div> <div>Bir olayı dinlerken genellikle en basit yanından yaklaşırım, en <strong>basit</strong> yanını görmeye başladıkça da konu <strong>derinlemesine</strong> anlaşılmaya başlar.</div> <div>Nedenine nasılına bakarken <strong>esas</strong> hep bulanıklaşır, yok mesabesinde olur, <strong>ayrıntılar</strong> zihnimizle oynar ama sonuçta yine gözlerinin önünde hep öylece duran ve ‘<strong>bütünü bu olamaz</strong>’ dedikleri ve sonuca ulaşana kadar çok zaman kaybettikleri o <strong>basit</strong> <strong>gerçekte</strong> yüzleşirler...</div> <div>Nedenler nasıllar aracılardır...</div> <div>Aracılar…</div> <div>Sebebler...</div> <div>Sebebler olmasa kafayı yerdik; yemekle kalmaz <strong>intihara</strong> sürüklenirdik. Yaşamak yaşanmaz olur, <strong>zihnimizin</strong> <strong>darlığında</strong> hezeyanlarımızla yok olurduk.</div> <div>Oysa <strong>yaratılışımızla</strong> bize bahşedilmiş konforu, sonuçları itibariyle görmüyoruz.</div> <div><strong>Derin</strong> yaralar açılıyor <strong>insanlık</strong> derisinde…</div> <div>Topluca bir yerden bir yere <strong>göç</strong> eden insanları <strong>havadan</strong> izliyoruz.</div> <div>Sağlamda sandığımız <strong>toprak</strong> <strong>zemin</strong> titredi mi; beklenmedik planlanmadık olaylar buldu mu bizi... Tutunacak dal, <strong>kızılacak</strong> <strong>merci</strong> aracılar oluyor.</div> <div><strong>Aracılar</strong> bizi bize gösteriyor da <strong>biz</strong> <strong>neysek</strong> ona tutunuveriyoruz.</div> <div><strong>Hayatta</strong> kalmanın başka yolunu bilmiyoruz çünkü.</div> <div>İşte bu <strong>tutunduklarımızın</strong> <strong>savaşı</strong> bu çağın da yaşadığı şey... <strong>Had</strong> ve sınırların zorlandığı zeminin kayacağını hesap edememiş olamaz insan... İnsan tam da bu <strong>hesap</strong> <strong>içre</strong> var.</div> <div><strong>Düşünmekten</strong> kaçındığımız her şeyi yaşıyorsak bu oyunu <strong>kabul</strong> <strong>etmişiz</strong> demektir…</div> <div>Her seferinde dağıtılan kartlar bir önceki hamlemize göreyse <strong>maruz</strong> <strong>kalıyor</strong> sayabilir miyiz kendimizi...</div> <div><strong>Komik</strong> miyiz yoksa!</div> <div><strong>Eve</strong> varana kadar bu değişmeyen gerçeklerle yaşayacağını bilen insanın <strong>başkaca</strong> <strong>çaresi</strong> var mı?</div> <div><strong>Çare</strong>, oyunun içinde olduğumuzu ve <strong>aracılarla</strong> <strong>rahatlatıldığımızı</strong> bilmekten geçiyor… Ama <strong>aracıların</strong> <strong>görevi</strong>, onları gördüğümüz ve seçtiğimiz anda bitiyor. Bir başımıza kalıyoruz yine. Baş etmeye ramak kala, <strong>sorumluluk</strong> yine bizde.</div> <div>Diyorum ki; ne zaman olayın direk kendini göreceğiz <strong>aracısız</strong>, o vakit <strong>oyun</strong> rahatlayacak… O vakit, bizim <strong>kendimizle</strong> <strong>baş</strong> <strong>başa</strong> kaldığımız ve <strong>hiçbir</strong> <strong>sebebe</strong> tutunmadığımız gerçek anımız olacak... O vakit, “<strong>olan olmuştur, olacak olan da olmuştur</strong>” sözünün ne manaya geldiğini daha bir kolay anlayacağız sanki.</div> <div>Oyunda <strong>kaybeden</strong>-<strong>kazanan</strong> yok, kayıp ve kazançlar var ve <strong>hamleler</strong> sonumuzu belirliyor.</div> <div><strong></strong></div> <div><strong>İnsan</strong> kendini tüm rahatlatanlara kapatıp, <strong>hakikati</strong> kabul ettiğinde tarihleri boyunca yaşamadığı <strong>varoluşu</strong> yaşayacaktır.</div> <div>Değişimin eşiğindeyiz.</div> <div><strong>Konfor</strong> sandığımız sebebler bir bir elimizden alınıyor. Herkes eşitleniyor.</div> <div><strong>Kartlar</strong> dağıtılıyor…</div> <div>Bugün ve yarın <strong>sen</strong> ve <strong>hamlen</strong> var.</div> <div>Hangi hamleyi yapacağın <strong>zekâna</strong> ya da <strong>kalbine</strong> kalmış</div> <div>Kazanan <strong>sebebsiz</strong> <strong>kabul</strong> <strong>edenler</strong> olacaktır. Kendi hamlesinin ve sonuçlarının en çok farkında olan…</div> <div>Kaybeden <strong>maruz</strong> <strong>kalmalarına</strong> derin bir hürmetle <strong>şükretmeyi</strong> başaramayanlardır.</div> <div>Geleceğin kaybedenleri <strong>aracılar</strong> olacaktır.</div> <div>.</div> <div><strong>Arzu Leyal, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>