<div>Fotoğraf: Film karesi, Türkan Şoray, Birleşen Yollar...</div> <h3><span><strong>Aile Yılı’na ithafen...</strong></span></h3> <div>Bir <strong>ilahiyatçı</strong> beyefendi, sayfasında bir kadının yazısını paylaşmış.</div> <div>Bir beyfendi de şu yorumu yazmış: “<strong>Feministler çöreklenmesin</strong>”. Gönderi sahibi de “<strong>buyursunlar</strong>” demiş.</div> <div>Çok üzülerek ve böyle çirkin bir <strong>ithamla</strong> muhatap olmayı göze alarak, gerçekleri yazmaktan kendimi men edemedim.</div> <div>“Yazıyı yazan bir kadın.</div> <div>Kadınların bu hallerinin en büyük sebebi, <strong>Müslüman</strong> kadınların vahiy sürecindeki örnek mücadelelerini anlayamayan kadınlardır.</div> <div>Halbuki, <strong>münafıkların</strong> <strong>iftirasına</strong> maruz kalan, <strong>müminlerin</strong> <strong>susuşu</strong> ile üzülüp, anne babasının yanına giden, <strong>Allah'ın</strong> ayetle akladığı <strong>Hz. Ayşe'nin</strong> anne babasının, ‘<strong>Peygamber olan eşine teşekkür et’</strong> demelerine ‘<strong>vallahi ben, beni aklayan Allah'a hamd ederim</strong>’ diyen kadınların olduğu;</div> <div>Bırakın <strong>dayağı-şiddeti,</strong> eşine sinirlenen adamın en fazla ‘<strong>bana anamın sırtı gibisin</strong>’ dediği ve eşinin mücadelesi ile <strong>Allah'ın</strong> müdahale ederek büyük bir kefaretle dediğine pişman edildiği;</div> <div><strong>Müslüman</strong> olmaya karar verince bizzat <strong>Peygambere</strong>, kocası cimri ise ondan habersiz para alan kadının hırsız olup olmadığı hükmünün sorulmasının yadırganmadığı;</div> <div>Kadınların, <strong>mihri</strong> <strong>yüksek</strong> tutmasından dolayı <strong>erkeklerin</strong> en fazla yaptığı dönemin halifesine gidip, <strong>kadınları</strong> <strong>uyarması</strong> <strong>için</strong> ricada bulunduğu, <strong>halifenin</strong> bu talebine ‘<strong>Allah ve Rasulünün koymadığı yasakları sen koyamazsın</strong>’ diyen kadına ‘<strong>Vallahi kadın doğru söyledi</strong>’ dedirten <strong>mücadeleci</strong> <strong>kadınlar</strong> hep görmezden gelindi.</div> <div><strong>Allah’ın</strong> kadına verdiği değeri doğru yorumlamak için <strong>Kur’an’da</strong> anlatılan kıssalara bakmak da yeterli olacaktı.</div> <div><strong>Hz. Adem</strong> ile başlayalım; tahrif edilmiş <strong>Tevrat’ta</strong> söylenenlerin aksine, cennetten kovulmaya sebep <strong>Havva'nın</strong> şeytan tarafından kandırılıp, sonra da eşini kandırması değildir. Suçları da <strong>ortak</strong> ve eşittir, yaşamları gibi...</div> <div><strong>Hz. Nuh</strong>; ateist eşi, oğlu da. ‘<strong>Çocuğu da kendine benzettin’</strong> deyip, <strong>kızmıyor</strong> eşine. Sabırla sürdürüyor evliliğini, <strong>peygamberliği</strong> gibi...</div> <div><strong>Hz. İbrahim</strong>; evli, çocukları çok seven biri fakat <strong>baba</strong> olamıyor. <strong>Sare,</strong> eşi için çok üzülüyor ve <strong>Hacer’le</strong> evlenmesine müsaade ediyor. Oğlu <strong>İsmail</strong> doğunca da yine çok sevdiği için çok kıskanıyor eşini ve ‘<strong>al bunları götür, gözüm görmesin’</strong> diyor. ‘<strong>Kalbim mutmain olsun, öldükten sonra nasıl dirileceğim?</strong>’ diye <strong>Allah'tan</strong> delil isteyen <strong>Hz. İbrahim</strong>, itiraz etmiyor, tartışmıyor, anlıyor eşini.</div> <div><strong>Hz. Süleyman</strong>; <strong>Sebe</strong> <strong>Melikesi</strong> <strong>Belkıs'tan</strong> haber alınca ona elçiler göndermiş, beraberinde çeşit çeşit hediyelerle. <strong>Belkıs'ı</strong> sarayına davet ettiğinde, ona sürpriz yapmak, gücünün ihtişamını göstermek için <strong>binlerce</strong> <strong>kilometre</strong> <strong>uzaklıktaki</strong> tahtını ışınlattırmış; sarayın camdan zemininin altındaki <strong>suyu</strong> fark eden <strong>Belkıs'ın</strong> eteklerini ıslanmasın diye topladığını görünce gülümsemiştir.</div> <div><strong>Süleyman</strong> bir yerde daha gülümser, ordusuyla savaşa giderken bir karıncanın diğerlerine ‘<strong>çabuk yuvalarınıza girin, yoksa Süleyman ordusu sizi ezer</strong>’ deyişine…</div> <div><strong>Süleyman'ı</strong> <strong>Sultan</strong> yapan bir kadının <strong>şaşkınlıkla</strong> eteklerini toplamasındaki zarafetinden tutun da bir <strong>karıncanın,</strong> panikle yuvalara davetine kadar hissettirdiği gücün sahibi, <strong>Allah'ı</strong> <strong>unutmadan</strong> gülümsemesiydi belki de…</div> <div><strong>Hz. Lokman</strong>; oğluna <strong>öğüt</strong> veren bir baba. Çocuk eğitiminden sadece <strong>anneyi</strong> sorumlu tutan geleneğe meydan okurcasına bize örnek bir baba. ‘<strong>Oğulcuğum’</strong> diye söze başlayan <strong>müşfik</strong> bir baba...</div> <div><strong>Hz. Musa</strong>; hayatının en kritik üç döneminde <strong>ilahi</strong> yardımın <strong>kadın</strong> eliyle dokunduğu <strong>Musa</strong>. <strong>Firavunun</strong> askerlerinden kurtaran <strong>Annesi</strong>, <strong>Nil</strong> nehrinde onu bulup büyüten <strong>Asiye</strong>, sarayı terk edip, <strong>çöle</strong> sığındığında en çaresiz anında karşılaştığı <strong>iki</strong> <strong>genç</strong> <strong>kız</strong>...</div> <div><strong>Hz. Meryem</strong>; annesi, kendisine hamileyken <strong>erkek</strong> olacağı umuduyla <strong>Allah'a</strong> adanmış bir kız <strong>Meryem</strong>. Kızı olduğunu öğrenince <strong>üzülen</strong> <strong>annesine</strong> bir ders verircesine, <strong>bakire</strong> <strong>Meryem’e</strong> <strong>İsa'yı</strong> veren <strong>Allah</strong>; <strong>Meryem'in</strong> <strong>iffetini</strong> konuşanları <strong>beşikteki</strong> <strong>bebekle</strong> susturan <strong>Allah</strong>...</div> <div>Konu, <strong>kadının</strong> <strong>iffeti</strong> ise <strong>beşikteki</strong> <strong>bebek</strong> dile gelir, <strong>Meryem</strong> aklanır...</div> <div>Konu, <strong>kadının</strong> <strong>iffeti</strong> ise <strong>Cebrail</strong> bir hışımla gelir, <strong>Aişe</strong> aklanır...</div> <div>Konu, <strong>adalet</strong> ise <strong>Allah,</strong> hakkı savunan kimseye <strong>çöreklenmiş</strong> <strong>yılan</strong> gibi iğrenç <strong>benzetmeler</strong> yapmaz!</div> <div><strong>Ebedî</strong> hitabıyla zarif dokunuşları ölümsüzleştiren <strong>Allah</strong> muhteşemdir...</div> <div>Tüm bunları göz önünde bulundurursak şimdi bunları söyleyenlere ‘<strong>çöreklenmiş</strong> <strong>yılan’</strong> diyen, <strong>anlamaktan düşünmekten aciz, fehmetmesi</strong> <strong>kıt</strong> <strong>erkekler, vahiy döneminde yaşasaydı,</strong> şöyle derdi muhtemelen:</div> <div><strong>- Nisa adında sure ha!</strong></div> <div><strong>- Evlenirken kadınlara mihr mi verecekmişiz!</strong></div> <div><strong>- Mirastan da pay alacaklarmış, kesin bunlar parayı görünce kolayca boşanır, yıkılır yuvalar!</strong></div> <div><strong>- Aile elden gitti desenize!</strong></div> <div><strong>- Adet görmenin bir eza olduğunu, o günlerde onlara anlayışla yaklaşmamız gerektiğine kadar hükme bağlandı yahu!</strong></div> <div><strong>- Nee, boşanırken nafaka da mı vereceğim, iddet müddetince? Üstelik hamile ise çocuk doğana kadar bakacağım ona. Çocuğumu emzirmek isterse iki sene daha bakacağım. Bana kadınlık yapmayan kadına nereden baksan üç sene bakacağım!</strong> </div> <div><strong>- Zıhara da çok ağır ceza geldi! Geçenlerde Havle binti Salebe'ye kocası zıhar yaptı diye ayetler indi! Adama ağır cezalar verildi!</strong></div> <div><strong>- Sonra, sonra ne oldu biliyor musunuz? Sınırsız evlilik hakkımız dörde düşürüldü! Üstelik tek eş daha hayırlı dendi.</strong></div> <div><strong>- Boşanma hakkı bile verildi kadınlara! Evet evet yanlış duymadınız, boşanma hakkı!</strong></div> <div><strong>- Boşanmak isterlerse güzellikle konuşup, olmadı bir süre yalnız bırakacağız. Evliliği sürdürmek istemezlerse ne yapalım ayrılacağız güzellikle...</strong></div> <div><strong>- Yine geçenlerde iffetli bir kadına bir münafık iftira atmaya kalkıştı da ayetler geldi, hepimizi azarladı.</strong></div> <div><strong>- “O öyle bir şey yapmaz, şahitlerinizi getirin, ya da kapayın çenenizi demeniz gerekmez miydi" diye hepimizi azarladı Allah!..</strong></div> <div>Velhasıl;</div> <div><strong>Kur’an'da</strong> kadına bakış her dönem için <strong>cinsiyet</strong> <strong>menşeli</strong> değil <strong>şahsiyet</strong> <strong>menşelidir</strong>; <strong>Takva</strong> ve <strong>adalet</strong> menşelidir.</div> <div>Ancak <strong>Kur’an'a</strong> bakış ve <strong>Kur’an'ı</strong> yorumlama, tümüyle <strong>erkek</strong> <strong>gözüyle</strong> olduğu için <strong>Allah’ın</strong> <strong>ne</strong> <strong>yapmaya</strong> <strong>çalıştığı</strong> doğru ve tam olarak anlaşılamamıştır.</div> <div><strong>Müslüman</strong> kadınlar hem istedikleri yaşa kadar <strong>eğitim</strong> almak hem de <strong>mutlu</strong> <strong>bir</strong> <strong>yuvada,</strong> mutlu bir evlilik yapmak istiyorlar. <strong>Eğitimli</strong> ve <strong>ekonomik</strong> <strong>özgürlüğü</strong> olmanın kendileri için bir <strong>güç</strong> <strong>vesilesi</strong> değil <strong>mutluluk</strong> <strong>vesilesi</strong> olmasını istiyorlar.</div> <div><strong>Ev işi</strong> de <strong>maaşı</strong> da <strong>ortak</strong> bir evlilikte <strong>mutlu ebeveynler</strong> olup, <strong>mutlu</strong> <strong>nesiller</strong> yetiştirmek istiyorlar.”</div> <div>.</div> <div><strong>Sevim Korkmaz, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>