<h3><span><strong>2025 NEDEN AİLE YILI İLAN EDİLDİ?</strong></span></h3> <div><strong>Aile</strong> <strong>olamamanın</strong> <strong>sebepleri</strong> üzerine düşünmeliyiz.</div> <div>Mesela şu zihniyet ile <strong>sağlıklı</strong> <strong>bir</strong> <strong>aile</strong> kurmak mümkün müdür?</div> <div>Birazdan okuyacağınız yazı, <strong>bizim</strong> <strong>camiadan</strong> <strong>meşhur</strong> <strong>bir</strong> <strong>hukukçu</strong> beyefendiye ait. İsmini vermek istemiyorum, mühim olan <strong>fikirler</strong>, kişiler, isimler değil.</div> <div>Ardından da bu konudaki fikirlerimi paylaştığım bir yazımı paylaşıp, konuyu takdirlerinize bırakıyorum:</div> <div>“Umarım şu <strong>70</strong> <strong>yıllık</strong> <strong>evlilikten</strong> bahseden <strong>Aile</strong> <strong>Bakanı</strong> bunu okur ve sebep olduğu yıkımı görür...</div> <div><strong>Eski</strong> <strong>Medeni</strong> <strong>Kanun</strong> madde <strong>21’e</strong> göre; <strong>kadının</strong> <strong>ikametgahı,</strong> <strong>kocanın</strong> <strong>ikametgahı</strong> idi.</div> <div><strong>70</strong> <strong>yıllık</strong> <strong>evlilik</strong> “<strong>koca</strong> <strong>evi</strong>”nde sürdürülebilirdi.</div> <div><strong>Eski</strong> <strong>Medeni</strong> <strong>Kanun</strong> madde <strong>152</strong>: “Koca, birliğin reisidir. Evin intihabı (konutun seçimi) karı ve çocukların münasip veçhile iaşesi, ona aittir.”</div> <div>Bir adam, evliliği <strong>70</strong> <strong>yıl</strong> sürdürmüşse <strong>birliğin</strong> <strong>reisi</strong> olduğunu kadın kabul edip ona <strong>itaat</strong> <strong>ettiği</strong> içindi.</div> <div><strong>Eski</strong> <strong>Medeni</strong> <strong>Kanun</strong> madde <strong>170</strong>: “Karı koca arasında mal ayrılığı rejimi cereyan eder.”</div> <div>Bir adam, <strong>evliliği</strong> <strong>70</strong> <strong>yıl</strong> sürdürmüşse <strong>malı</strong> kendinin olduğu ve karısı ancak kocasının <strong>ölümü</strong> halinde onun malını (mirasla) devr alabileceği içindi. Bu nedenle kadın, <strong>boşanmayı</strong> düşünmüyordu.</div> <div>Günümüzde bir evlilik <strong>70</strong> <strong>yıl</strong> sürmez.</div> <div>Zira,</div> <div><strong>1) Edinilmiş</strong> mala katılma rejimi gereğince kadın, kocasının şahsi gelirinin <strong>1/2'sine</strong> ortaktır.</div> <div><strong>2) Kadın,</strong> kocasının <strong>ölümünü</strong> beklerse <strong>mirasın</strong> <strong>1/4'ünü</strong> alacaktır.</div> <div>Niçin beklesin?</div> <div><strong>Eski</strong> <strong>Medeni</strong> <strong>Kanun</strong> madde <strong>144</strong>: “Kadın boşanmakla yoksulluğa düşecekse 1 sene müddetle yoksulluk nafakası talep edebilir.”</div> <div><strong>70</strong> <strong>yıl</strong> süren evlilikte kadın <strong>boşanması</strong> halinde şimdiki gibi “<strong>kocasından</strong> <strong>emekli</strong>” edilmiyordu.</div> <div><strong>Devlet,</strong> bugün <strong>sosyal</strong> <strong>devlet</strong> olma becerisini <strong>erkeğe</strong> yüklemektedir.</div> <div>Günümüzde <strong>devlet</strong> kocayı, <strong>boşadığı</strong> <strong>kadının</strong> “<strong>sosyal</strong> <strong>devleti</strong>” halinde konumlamaktadır.</div> <div>Ancak <strong>sosyal</strong> <strong>devlet,</strong> vergilerle <strong>sosyal</strong> <strong>yardım</strong> yapmaktadır.</div> <div>Kocalar ise <strong>servetleri</strong>, <strong>emekleri</strong> ile.</div> <div><strong>Süresiz</strong> <strong>yoksulluk</strong> <strong>nafakası</strong>, erkeğin evlenmekle <strong>angarya</strong> yüklenmesi, paryalaşmasıdır.</div> <div><strong>Kadın</strong> <strong>boşanırsa,</strong> kocasının gelirinin (kira, maaş) <strong>yarısını</strong> alabilmektedir. Oysa <strong>beklerse</strong> <strong>mirasın 1/4'ünü</strong> almaktadır.</div> <div><strong>Kadın</strong> boşanırsa, <strong>kocasından</strong> <strong>emekli</strong> olmaktadır.</div> <div>Erkeğin cinselliğinin <strong>paryalaştırılması</strong>, kadının bir evliliği <strong>70</strong> <strong>yıl</strong> <strong>sürdürmesine</strong> imkân vermemektedir.</div> <div><strong>Feodal</strong> <strong>Avrupa'da</strong> feodal beyin “<strong>ilk</strong> <strong>gece</strong> <strong>hakkı</strong>” (jus primae noctis) vardı.</div> <div><strong>Modern</strong> dünyada kadının erkekten <strong>süresiz yoksulluk nafakası</strong> almasının gerekçesi olarak yine “<strong>ilk</strong> <strong>gece</strong> <strong>hakkı</strong>” ileri sürülüyor.</div> <div>Bugün <strong>TMK'ya</strong> göre kadının <strong>evleneceği</strong> erkekten “<strong>ilk</strong> <strong>gece</strong> <strong>bedeli</strong>” olarak kazandığı gelir efendiliktir.</div> <div><strong>Dişil</strong> iktidardır, amazonluktur.</div> <div>Kadın <strong>evlenmekle</strong>, kocasının gelirinin <strong>yarısını</strong>, eğer <strong>boşanırsa</strong> kocasından <strong>emekliliğini</strong> kazanmaktadır.</div> <div>Evlenen koca, artık paryadır; “<strong>boşandığı</strong> <strong>karısının</strong> <strong>sosyal</strong> <strong>devleti</strong>” olmuştur.</div> <div>Günümüzde evliliklerin <strong>70</strong> <strong>yıl</strong> sürmesinin mevcut <strong>Türk</strong> <strong>Medeni</strong> <strong>Kanun</strong> hükümleri çerçevesinde imkânı yoktur.”</div> <div><strong>Yazı</strong> aynen böyle idi.</div> <div>Benim bu konudaki fikirlerim ise şöyledir:</div> <div>Eğer bir erkek <strong>evlenirken</strong> kadının <strong>çalışmasına</strong> izin vermeyip, “<strong>evimin hanımı çocuklarımın anası ol</strong>” demişse <strong>boşanırken</strong> “<strong>ben sana bakamam baban, erkek kardeşin ya da devlet baksın</strong>” diyemez. Kadın <strong>evlenene</strong> kadar ya da <strong>iş</strong> <strong>bulana</strong> kadar bunlar da olmazsa <strong>ailesi</strong> ya da <strong>devlet</strong> değil <strong>boşandığı</strong> <strong>kocası</strong> <strong>ömür</strong> <strong>boyu</strong> bakmak zorundadır.</div> <div><strong>İslam</strong> hukuku neden <strong>iddetle</strong> sınırlandırır nafakayı? Çünkü o zamanlar <strong>toplumda</strong> <strong>çokeşlilik</strong> hakim. (Arap toplumunda) <strong>İddeti</strong> biten kadın, hemen evleniyor. Şimdi erkekler kolay kolay <strong>dul</strong> <strong>kadınlarla</strong> evlenmiyor. Gidip <strong>bekar</strong> bir kızla evleniyor. Boşadığı kadına da “<strong>ben sana bakamam, dinen nafaka haram</strong>” diyor.</div> <div><strong>Adalet</strong> mi bu?</div> <div><strong>Evlenirken</strong>; çalışmasın bana hizmet etsin,</div> <div><strong>Boşanırken</strong>; ben bakamam nafaka haram,</div> <div>“Gider yeni bir yuva kurarım çok rahat bekar bir kızla; ilk eşim benim düzenimi bozuyor, zavallı biri gibi benden para istiyor...” demek <strong>adalet</strong> mi?</div> <div>Evet <strong>İslam</strong> <strong>hukuku</strong> bir bütün olarak düşünülmeli. <strong>Aslolan</strong> <strong>adalettir</strong>.</div> <div>Ayrıca erkekler, <strong>nafaka</strong> <strong>ödediği</strong> <strong>kadınları</strong> rencide ettiği müddetçe <strong>gelecek</strong> <strong>kuşak</strong> <strong>kadınlar</strong> daha da <strong>hırsla</strong> yetiştirecek kızlarını; “<strong>Aman ha çalış kızım, erkeğin nafakasina muhtaç olma</strong>” diyecekler. Anneleri böyle <strong>boşanmış,</strong> baba evine yollanmış, “<strong>devlet</strong> <strong>baksın</strong>” denmiş <strong>kızlar</strong> nasıl yetişecek sanıyorsunuz?</div> <div>Annesine; “<strong>ben sana nafaka veremem, kendi başının çaresine bak</strong>” diyen babasını gören kızlar nasıl “<strong>evimin hanımı olayım, kocam bana bakar</strong>” deyip <strong>ev</strong> <strong>hanımı</strong> ve <strong>anne</strong> olmaya özensin?</div> <div><strong>Beyler</strong> <strong>az</strong> kaldı merak etmeyin, kadınlar artık <strong>nafakanıza</strong> <strong>muhtaç</strong> olmayacaklar.</div> <div>Çocuklarınız <strong>6 aylıkken</strong> bakıcıda, <strong>2 yaşında</strong> kreşte olacak, yaşlı ana babalarınız <strong>huzurevinde</strong>, <strong>eşiniz</strong> de sizin <strong>nafakanıza</strong> muhtaç olmamak için <strong>işte</strong> olacak.</div> <div>Siz rahat rahat <strong>ev</strong> alıp, <strong>arabanızın</strong> modelini yükseltip, <strong>Allah'ın</strong> size verdiği <strong>hak</strong> sandığınız <strong>ikinci</strong> <strong>eşi</strong> aramakla meşgul olacaksınız. Çok kıymetli paranız ve <strong>Allah'ın</strong> size verdiği <strong>fıtratın</strong> (!) peşinde koşup, <strong>yıktığınız</strong> <strong>yuvalar</strong> göz ardı edilip, üstüne de “<strong>kadınlar güçlendi, feminist oldu, bu yüzden aile kurumu büyük tehdit altında</strong>” diyerek <strong>zeytinyağı</strong> gibi üste çıkacaksınız.</div> <div>İşte o zaman <strong>nafakasını</strong> <strong>sağlasanız</strong> bile <strong>ruhuna</strong> dokunamadığınız kadınlar sizi <strong>terk</strong> edince paranın her şey olmadığını anlayacaksınız...</div> <div><strong>“Aile</strong> <strong>nasıl</strong> <strong>kurtulur”</strong> diye <strong>devlet</strong> politikaları üretip, “<strong>Aile</strong> <strong>Yılı</strong>” ilan edeceksiniz!</div> <div>Unutulmamalıdır ki örneğini verdiğim <strong>bu</strong> <strong>zihniyet</strong> değişmedikçe yapılacak hiçbir <strong>ıslahat,</strong> <strong>aileyi</strong> kurtaramaz...</div> <div>.</div> <div><strong>Sevim Korkmaz, dikGAZETE.com</strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div> <div><strong></strong></div>